BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

9 Nisan 2008 Çarşamba

Ayaklar baş, başlar ayak olunca...

Sayın Nail Güreli’nin bugünkü (Kural tanımazların kuralı – Milliyet) yazısında; yanlışların nasıl doğru olarak kabul gördüğünü, insanımızın kural tanımazlığı günlük hayatına nasıl taşıdıklarını anlatıyor.
Haklı. Ve bu tespit çok doğru.
Evine hırsız giren insanımız; “Polise haber versem ne olur. Hırsızı mı yakalayacaklar?”.
Sokakta darp ve saldırıya uğrayan; “Hakkımı arasam bana, (Sen ona ne yaptın) diye soracaklar”.
Hukuken hata yapanı ihbar etmeye kalksan, kimliğin deşifre olup hedef haline getiriliyorsan.
Sokakta silah atıldığını polise ihbar ettiğinde, polis önce senin evinde arama yapıyorsa.
Belediyeye kaçak yapılaşma ihbarında bulunduğunda; “Gereğini biz yaparız. Sana ne?” deniyorsa.
İletişim kuracağın merciler; prosedür gereği deyip, nerede ise fişlenmeye götürüyorsa işleri, elbette halkta kendi yasasını kendi yapmaya ve uygulamaya başlayacaktır.
Gücünün yettiğinden vergi al.
Gücünün yettiğini cezalandır.
Gücünün yettiğini ez.
Maalesef bu böyle…

Tencereler tavalar, mutfaktaki görevlerini yapmaz oturursa, elbette oturaklarda yemek kotarılır ve bu yenir.
Ayaklar baş, başlar ayak olur.

Bu sözü yaklaşık 30 yıl önce çalıştığım bir iş yerinde, mesleki gidişat olarak söylediğimde, arkadaşlarım gülmüş, (üst kattakiler) ise hedef olarak görmüşlerdi.
Kara deftere adım yazılmış ama pundu beklenmişti.
Eskiden, daha bir ölçülü idi (üst kattakiler). Bugünkü kadar rahat bir ortam yoktu.
Bazı hesaplar sorulabiliyor. Hak aranabiliyordu.

Sendikada başkanlık yapmış kişi olarak, Sayın Nail Güreli çok iyi bilir.
Ve çok iyi anlıyordur anlattıklarımı.
O sektörde o zaman sendikalı kaç işçi vardı? Bugün kaç işçi var?

Pardon. Burada bir açıklama ile devam edeyim.
Yazdığımı asla silerek düzeltmeyi sevmem. Başka bir cümle ile değiştirmeyi de prensip olarak kabul etmem. Yazım bitince sadece bir noktalamaları gözden geçiririm hepsi o.
Sayın Nail Güreli için; “İyi anlıyordur anlattıklarımı” dedim.

Şöyle düzelteyim; Ondan öğrendik bu işleri.
Ve hala gösterdiklerini, görmek…

Dostçakalın.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Adam sendecilik !
Toplumumuz yıllar itibariyle, adam sendeciliğe alıştırıldı.
yazınızda belirttiğiniz gibi, sosyalleşmenin ne demek olduğunu bilmiyoruz. Toplumsal yaşama kuralları nedir? bilmiyoruz.
Hep doslar arasında yaptığımız muhabbetlerde demez miyiz...
Avrupada olsa, kuralları hiçe sayan birisini şikayet ettiğinizde devleti temsil edenler bu kişi hakkında gerekli işlemi yapar ve şikayet edene de neticesini bildirir diye...
Hadi bakalım, bir de Türkiyede bir sürücünün kırmızı ışıkta ışık ihlali yaptığını polise bildir.
Heyhat ne gam...
Seni ispiyoncu, gammazcı diye dillendirmezler mi?
Arkasından da şöyle demezler mi?
Adam ne yapsın, acil hastaneye yetişecek canım...
Ama o sırada yaya birini ezeceğini hesap etmezler.

Sözün kısacası adamsendeci bir toplum olduk vesselam...

Sağlıcakla kalınız...

Demo dedi ki...

O acil hastaneye yetişme ve sonunda kaza konusu, arşivimde tam 5 adet var. 3'ü de ehliyetsiz sürücü.
Bu, bize ulaşan ve bildiklerimiz.
Ya bilmedklerimiz. Görmediklerimiz.
Daha neler var neler.
Sağolun.
Dostçakalın.

Adsız dedi ki...

Siz,ehliyetden söz açmışken;
Ben bir sürücü kursunda Trafik ve Direksiyon Öğretmenliği yapıyorum.
Ehliyet almak isteyen adaylardan bir takım zorunlu evrakları istiyoruz kayıtda.Bu evraklardan biride sağlık raporu...
Daha önceleri tam teşekkül heyete girmek gerekiyordu ya şimdi?
Ne kadar renk körü,bir gözü görmeyen,şaşı,astiğmat ve ruh hastası varsa bu gün bu hükümet ve paragöz sürücü kursu sahipleri yüzünden Trafikdedir.
Sağlık Ocakları kesinlikle muayene etmeden sağlam diyor.

Demo dedi ki...

Haklısınız.
Bazılarını ehliyetsiz diye kınıyoruzda, ehliyet sahibi olmuş, ama gerçekte pekçok nedenden ötürü (bazılarını siz saymışsınız) trafikte olmaması gereken kişilerde var.
Ve bunlarda aslında ehliyetsiz kişiler. Size katılmamak mümkün değil.
Yerinde katkınızdan dolayı çok teşekkür ederim.
Dostçakalın.