BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

10 Nisan 2008 Perşembe

Bir döğmenin hatırlattıkları

Alnında döğme olan, eli silahlı insan müsveddesine bakarken başka şeyler aklıma geldi.
Tarikat ve cemaatlerin işleri, çalışmaları.
Bu döğmeli “maşa”ya dönmek üzere, sizlere biraz bu konulardan bahsedeyim.

Her zaman söyledim ve tek tek anlattım.
Çok spesifik çalışmaları var. Çok akıllıca davranıyorlar.
Palyatif çalışmalarla hiç vakit harcamıyorlar. Ses getirecek, ürün toplayacak çalışmalar yapıyorlar.
Bu çalışmaların biride kadına yönelik el sanatları.
Kumaş boyamadan ahşap boyamaya, dikiş-nakıştan örgü işlerine, boncuk dizmeden takı tasarımına uzanan sanatsal hobi faaliyetleri.

Belediyeleri bile bu konuda kullanarak, kadınımızı genç kızlarımızı eğitim vermek görüntüsünde içlerine çekiyorlar.
Bu konularda yetişmiş kişileri, diplomasız – sertifikasız hiçbir resmi eğitim almış belgesi vermeden, “Hoca” diye payelendirip, 3 kuruş para vererek yeni yeni alanlara eğitmen “hoca” diye gönderiyorlar.
Bu işleri yapanlar genellikle maddi imkanları olmayan yada çok az olan aile kadın ve kızları.
Genellikle eğitimsiz kişiler. Onlara bu “hoca” payesi verildiğinde bu kadın ve kızları bir göreceksiniz. Sanırsınız üniversitede hoca olmuşlar. Bir havaları var görseniz gülmekten çatlarsınız. Ben, kendimi sokağa atıp gülüyordum. Bazen bindiğim araçlarda bunların tavırları aklıma gelince basıyordum kahkahayı. Diğer yolcular; “Deli galiba” iması ile bakıyorlardı.
Hiç unutmam. Şu an bile. Hem yazıyor hem gülüyorum. Eşim takılıyor; “İşi değiştirdin, fıkra yazarlığına başladın galiba”…
Tarikat ve cemaatler bu konuda en büyük desteği yandaş belediyelerden alıyorlar. Bu şekildede yer bulma sorunundan kiraya ve hukuki izinlere kadar her şey çok kolay şekilde halledilmiş oluyor. Buradan da genişlemeleri okul kermesleri ile oluyor.
Gelsin yeni yüzler yeni müridler. Burada yeni katılımcıların 3-5 kuruş kazanmalarına da elbette göz yumacaksın. Kaz gelecek yerden ördek esirgenmez elbette.
Ve nihayet bu işlerin malzemelerini üretmeye gelelim.
O da ellerinde. Bu konuda ne gerekiyorsa her şeyi kendileri kendi küçük atölyelerinde-işyerlerinde, kendi müridlerini çalıştırarak üretiyor ve satışını da yapıyorlar.
Örneğin; ahşap boya imalatının % 95’i ellerinde. Ötesi; yurt dışına bile el altından satıyorlar. Yurt dışı demişken hemen düzeltelim. Müslüman ülkelere gönderiliyor. Yoksa Avrupa’ya satmaları söz konusu olamaz. Nedeni, boyaların üretiminde tehlikeli ve yasak maddeleri kullanıyor olmaları. Ama bakacak, denetleyecek merciler nerede. Zaten genellikle, yandaş belediye bölgelerinde bu işyerleri ve çalışma alanlarını kuruyorlar. Denetimden de bu şekilde kaçmış oluyorlar. Ayrıca, dükkanlar-işyerleri yasal görüntü vermekle beraber üretim yerleri merdiven altı tabir ettiğimiz, gözden uzak evlerinin altında filan oluyor. Bunları takip, tespitte pek kolay değil doğrusu.
Pek dikkat çekmedi ama ben hatırlatayım.
Bir ara okullarda 2 yıl boyunca ahşap boyama dersleri uygulanmıştı. Bunun nedeni bu işi yapan müridlerinin palazlanması idi. Çok başarılı oldular. Müthiş para kazandılar.
Ama o dönem çarşaflı - poturlu – türbanlı müridler okullara fazlaca girip çıkmaya başlayınca, fincancı katırlarını ürkütmemek için Milli Eğitim’de bir değişiklik “hop” dersler kaldırıldı.
Bazı yandaş iş yerleri kazan kaldırdı. Hatta iflasa sürüklendi ama gelecek tehlikeye atılamazdı.
Onlar 3-5 okul yada 3-5 trilyon hesabında değil. Türkiye’ye oynuyorlar.
Bunun için elbette gözünün yaşına bakmadan babalarını bile çiğniyorlar.
Birkaç boya atölyesi kaybedilmiş ne ki…

Dönelim şu kel kafalı gözü dönmüş caniye. Alnında döğme var.
Bunların çoğunda bu var. Geçici boyalar.
Kendi aralarında bile çok tartışıyorlar. “İslamda döğme haram” derler.
Diğeri cevap verir; “Bu kalıcı değil. Kumaş yada ahşap boya bu”….

Biraz zor görünüyor ama bu insan müsveddesi yakalandığında alnında bu döğmeyi göremezseniz şaşırmayın.
Tarikat ve cemaatler kimbilir nerede saklıyorlar. O adamı bulmak pek kolay olmayacak sanırım.

Dostçakalın.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Değerli Demotike,
Mükemmel bir site olmuş,gerçi güzel olan düşünceler olunca bakana çok daha güzel görünüyor.
Blogcu blogunuzu bırakmadan her iki blogunuzuda güncel tutmanız temennisini iletiyorum.
Bizlerde onları istemiyoruz!
Ama gidiyorlar mı?
Gitmiycez!Her yerde olucaz...
Her yerde olmanız dileğiyle.

Demo dedi ki...

Teşekkür ederim.
Ziyaretiniz, gerçekten güzel bir moral oldu.
Önceki sitede, sayfamın alt programı yönetimce çökertildi.
Zaten birşey yapamaz hale getirildim. Direnmek anlamsızdı.
Mutlu günler dilerim.
Dostçakalınız.

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Öncelikle blogunuzu çok beğendim, hayırlı olsun. Kokularla ilgili aydınlatıcı bilgi için de çok teşekkür ediyorum, yorumunuza da katılıyorum, kızlar erkeksi olunca ne sürse sürsün etkilemez:) Tarikatçılar kabul etmek gerek çok iyi çalışıyorlar, belediye zaten ellerinde, kalitesiz boya kullanmakla acaba 'kul hakkı' almıyorlar mı? Belki bu boyalar kanserojendir (eminim hatta)yalnız çok kızdığım bir nokta var bunlar bu kadar 'iyi' çalışır, örümcek ağı gibi her yere yayılırken, ağlarını örerken daha önceki yönetimler neredeydi? Niye hiç tedbir almadılar? Kafamda cevaplanmamış çok soru var? Ben bazen bunların sitelerine de girerim, dehşet içinde kalıyorum, ortaçağ kafalarıyla düşünüyorlar...çok yazdım, başınızı ağrıttım akşam akşam...iyi geceler diliyorum
antartika

Demo dedi ki...

Katkınız için teşekkür ederim.
Bazı sorularınıza elimden geldiğince, yakında yanıt vereceğim.
İnsanın kaleme aldığı hiç birşey benim kafamı ağrıtamadı.
Kimse bu konuda başarılı olamadı.
:D
Sağlıkla
Dostçakalın.