“Bugünde(gezi)lerde gezinelim” başlığını taşıyan bir yazı yazmış, yazar ve aydınlarımızı bu gezilerle ve arka planda ortaya çıkan soruları araştırma – soruşturma ve halkı bilgilendirmeye davet etmiştim.
Sayın Melih Aşık, Milliyet Gazetesi ’ndeki (Sabah kuşkusu) yazısında, Başbakan’a Katar gezisindeki bazı kuşkuların açıklığa kavuşması için açıklama yapması gereğini dile getirmiş.
Kamuoyu ve halkın dikkatini çekmek ve bilgi açısından buda önemli ve şahsen Sayın Melih Aşık’a teşekkür ederim.
Bu arada, konunun çok ciddi bir şekilde ele alındığı başka bir köşe yazısı var.
Sayın Metin Münir, Milliyet Gazetesi’ndeki (Hükümet, Katar’ı neden bu kadar seviyor?) başlıklı yazısında, anlamak isteyene çok şey anlatıyor.
Hatta anlamakta zorlandığım bir bağlantı ile ilgili olarak, bana yardımcı olmuş oldu.
Bu yazıyı dostlarımın mutlaka okumasını istiyorum. (Ayrıca paylaşım arşivimize de koydum bile)
Sayın Metin Münir’e de bir vatandaş olarak teşekkür ederim.
Ne varki; bunlar buzdağının görünen yanı. Çoğu yazılanlarda “Bunun altıda var” dan ibaret.
“Altı da var” da; o altta olan, görünmeyen ne?
Tarikat ve cemaat parmakları.
Biraz kenarından köşesinden konuşalım.
Katar’a, tarikat şeyhleride uçtu, cemaat liderleride.
Onlarda oralarda idiler. Sayın Metin Münir’in dile getirdiği pek çok bağlantıdaki perde arkasında duran isimler bunlar.
Aslında işi hükümet yetkilileri değil, bu isimler kotarıyor. Tabi daha sonra icra yetkileri söz konusu oluyor.
Yeni Vakıflar Yasası’nın “avantajlarını” dibine kadar kullanıyorlar. Hiç kimse kalkıp, o vakıflara “hesap” soramaz. Üzerlerine yasal olarak gidilemez.
Vakıflarında kimlerin cebine çalıştığını anlatmaya sanırım gerek yok.
Ben’im diyen çıksında, TMO’nin tarikat vakıflarına verdiği tonlarca pirinci açıklasın.
Unakıtan’mış yada başka isimlermiş, ne fark eder. Yol burada biter. Ötesine geçmek o kadar kolay değil.
Burada en fazla; “Vay be.. Bu işin müsebbibi Unakıtan’mış denir” hepsi o. Ama gerçek o kadarcık değil. O mamayı tek başına yedirmezler adama.
Ve bu adamlar bir şeyi çok iyi biliyorlar. İstediğin kadar üstlerine git. Pişkinlik içinde davranışlarına devam ediyorlar. Nasılsa, 3 gün sonra her şey unutuluyor, unutturuluyor.
Yeni bir gündem maddesi yaratmak, dikkatleri oraya çekmek hiç zor değil ki.
Bu adamlar “demokrasi” çığlıkları atıp duruyorlar ama, yerleşik siyaset kültüründe, öyle istifa filanda zaten aramayın. Böylesi “adam” ve “insan” duruşlar kim, bu iktidar kim…
Başbakanı’nı kaybetti bu halk…
Gazete ve TV’ler seferber oldu. Bulunabildi mi?
Arandığında bulunamadı…
Kendisi çıktı ortaya. İslamcı Basın’a öncelikle haber uçuruldu bulunduğu tatil yöresi ile ilgili bilgiler.
Ailesi, en başından beri (kaybolduğu andan itibaren) zaten orada idi.
Bir binanın tepesinden havalanan helikopter ve Anadolu. Tarikat şeyhi ile buluşma...
Kimse kusura bakmasın. Bizler bunu hak ediyoruz.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder