BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

24 Nisan 2008 Perşembe

Hangi demokrasi?

23 Nisan’da, Başbakanlık koltuğuna oturtulan çocuk; “Cemaate ayıp”tan behsediyor ve millet gülüyor.
Aferin…
Sahip olduğu cumhuriyetin kalelerini tek tek ele geçiren, yıkan, laikliği köşeye sıkıştıran, gerçek vatanperverleri (bugün için) hapislerde, susturarak çürütmeye çalışan, halkı yasalarla oynayarak hukuki dayanaksız ve sosyal haksız bırakmaya çabalayan, yandaşlarına ülke imkan ve olanaklarını (yağma Hasan’ın böreği) peşkeş çeken, adım adım İslam devletine yaklaştırılan insanımıza da bu yakışır…
“Bu çocuk ne diyor?” diye sormak yerine, gülmek…
Ah dangalaklar ah….
Bakalım size kim gülecek.

* * *

Ülkemiz güzide kulüplerinden birinde, tarikatçı sporcularından biri kalkıp dini mesajlar veriyor.
Aklı başında insanlar yazıyor; “Ne oluyor? Sporda bu yapılır mı?” diyorlar.
Bu sporcu müsveddesi, ciddi bir yönetime sahip kulüpte anında kapıya koyulur. Ayrıca, gerçek bir hukuk devletinde, bu tavır hukuki takibat gerektirir.
Ama nerede?
Bu ülkede ciddi yönetime sahip kulüp nerede? Hukuku uygulayacak merci nerede?
Yüzsüzlük ve arsızlık o noktada ki; Bir yetkilide çıkıp, konuya binaen açıklama bile yapma gereği hissetmiyor.

* * *

Türbanın, başörtüsü ile yada İslam’da örtünme şekli ile (Kuran-ı Kerim’e göre) hiç alakası olmamasına rağmen ve türban denen paçavranın aslında Radikal İslamın ülkemizdeki üniforması olduğu gerçeğinin tartışmasız olarak bilinmesine, bunun tamamen siyasi olduğu takanlarca bile itiraf edilmesine rağmen hala şerefsizce - alçakça, “demokrasi”den “hukukun üstünlüğü”ne bağlılığından söz eden vatan hainlerinden, satılmışlardan ne bekliyorsunuz?
“Bu ülkede, cumhuriyet ve laikliğin halkımıza getirdiği ezilmişliği, Osmanlıyı tekrar kurarak ortadan kaldıracağız” diyebilenler var.
Bu ve benzeri sözler, kapı arkalarında, gizli meclis ve oturumlarda-toplantılarda değil, alenen ortalıkta halkın içinde söylenir oldu.
Ahlaksız, vatan hainleri; “Aman ordu gelirse, demokrasi askıya alınır” diye çığlık çığlığa. Bu satılmış, yardakçılara soruyorum;
“Biz, şu anda demokrasi ile mi yönetiliyoruz? Biz, hukuk devletini mi yaşıyoruz?”
Hangi hukuk devleti, hangi insan hakları ve demokrasiden söz ediyorsunuz, işbirlikçi pislikler…

Bu arada; bu ahlaksız, vatan haini-işbirlikçilerinin oyununa gelen Ordumuza kırgınım.
Ordu’muzun, demokratik çizgileri muhafaza etmeye çalışmasına, itidali elden bırakmamasına, göğsüm kabararak bakıyorum.
Ama bu kadar da suskunluğu hazm edemiyorum.

Elbette demokrasiden yana bir kişiyim. Ama bu kültürel olgununda ne denli bir yağlı top olduğununda, ard niyetlilerce nasıl tahrif edilip, diyalektik yapısı nedeniyle nasıl bir silah gibi kullanıldığının da bilincindeyim.

Bugün, körgözüm parmağına davranışlarla; “Demokrasi kahramanlığı”, “insan hakları savunuculuğu” bu ülkeyi düştüğü bataktan kurtarmaz.
“Demokrasiden” bahseden vatan hainleri, bu ülkede “muhalefetin olmadığını” görmüyorlar mı?
Hangi demokrasi?
“Demokrasiden” bahseden vatan hainleri, bu ülkede insan hakları diye bir şey mi kaldı? İşçinin sosyal hakları elinden, yasalar tahrif edilerek alınmıyor mu?
Hangi demokrasi?
“Demokrasiden” bahseden vatan hainleri, bu ülkede açılan “kapatma davasına” karşın, iktidarın Avrupa’daki işbirlikçilerinden “Ülkeyi kınama yazıları-beyanları” istemedi mi?
Hangi demokrasi?
“Demokrasiden” bahseden vatan hainleri, bu ülkede daha düne kadar TMO elindeki malı Radikal İslamcı vakıflara verip, bu vakıfların (kişilerin) avanta kazançlarına şahit olmadı mı?
Hangi demokrasi?

Sizin sözde Müslüman dilinizle konuşayım:
Çoluk çocuğunuza haram yedirerek Allah’tan korkmaz mısınız?
Bu ülke insanının vebali ile, Muhammed’in bayrağı altına nasıl gireceksiniz?
Kandırdığınız, yalan söylediğiniz bunca insan yarın (Ahiret) haklarını isteyince, “kandırıldık-aldatıldık” deyince, kimden ve ne hakla şefaat bekleyeceksiniz?
Allah; “Sadece bana kulluk edilir. Kula kulluk şirktir. En büyük günahtır.” derken, cahil insanlara mürid “şeyhine kul”olmanın “emir” olduğunu söylüyorsunuz. Bu verilemeyecek hesabın altına nasıl giriyorsunuz?
Ve son olarak, Allah yönetene (devlete) başkaldırı “halka eziyet ve zulüm yoksa” haramdır derken, siz bu haltı nasıl yiyorsunuz?
Siz gerçekten Allah’tan korkmaz mısınız?

Dostçakalın.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Rahmetli bir komşumuz namazında, niyazında olandan korkacaksın derdi, ben de 'Allah Allah niye böyle diyor?" der anlamazdım, Erbakan ve sonraki türevlerini gördükçe ne demek istediğini anladım, deniz feneri gibi derneklerle milleti nasıl kandırıp, parasını hortumladıklarını gördükçe şimdi o komşuma hak veriyorum, bunların namazı filan gösteriş için, bu kadar sahtekarlıktan midem bulanıyor. Bunların sahtekarlıklarından Allah'a sığınıyorum inanın...
sağlıcakla kalın
not: blogcu cevap yazmış, öyle bir şey düşündüğünüze çok üzüldük, asla yok öyle bir şey, herkes eşit filan demiş, içim rahatladı benim de, ama dünkü müzik olayı çözülmemiş bir esrar olarak kaldı?....

Demo dedi ki...

Tarikat ve cemaatleri araştırmak çizgisinde, yıllarca bu insanlarla yaşadım. Ama bu arada, "namazında niyazında" çok insan gördüm.
Komşunuzun o genellemesine de maalesef katılamayacağım. Bu namaz niyaz işi çok başka bir şey. Nice kişiler bilirim "namazında niyazındadır" ama bunu hem söylemez, hem sen kolay fark edemezsin. Dinimiz aslında bu. Namaz aslında bu. Gösteri-gösteriş ve show için namaz kılınmaz. Kılınanında değeri zaten yok. Din - iman tamamen Allah'la kul arasındadır. Mesele bunu anlayabilmekte.
Uzak olmak, kaçmak bir yana böylesi "namaz ve niyaz"ında olanlara yakınlık onurdur.
Dostçakalın.