BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

26 Nisan 2008 Cumartesi

Hukuk devletinde, bir Haşim Kılıç

Kahraman basınımız, delikanlı aydınlarımız, “demokrat” yazarlarımız; Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasını alkışlıyor.
Aferin…

Haşim Kılıç’ın konuşma metnini okudum.
Ve bu metni çok dikkatle inceledim.

Bir kere, Anayasa Mahkamesi gibi yüksek bir kurumun öncelikle devletten yanalığını irdelemesi yerine ağırlık iktidar yanlılığı olarak görünüyor.

Ülke dışı müdahaleler konusunda böyle bir kurum fikir beyan edemez. Bu iş Hükümet’in ve dolayısı ile bakanlıkların işidir. Bu konu ile ilgili olarak bu kurum serzenişte bulunamaz.

Yüksek Yargı organlarının “taraf” olmaması konusuna gelince; (basınımız-aydınımız-yazarlarımız bu konuya takılıyor) Hayır, Haşim Bey o konu öyle değil. Bu sözde “demokrat ve hukuk yanlılarını” aldatabilirsiniz ama beni aldatamazsınız.

Burada, sıradan bir sulh hukuk, asliye hukuk yada aile mahkemelerinden bahsetmiyoruz.
Burada, yüksek yargı organlarından behsediyoruz.
Yüksek yargı organları elbette “yorum” yapacak ve ötesi “taraf”ta olacaklardır.
Eğer “yorumlarını” ve “taraflılığını” devlet adına ortaya koymazlarsa, bu yüksek yargı organları nasıl olacakta, yargıya “müdahalelere” engel olacaktır.
Yüksek yargı organlarına, devletin en yüksek kademelerinden atama yapılmasının, bu atamalarda hukukun en seçkin kişilerinin öne alınmaya çalışılmasının anlamı nedir o halde?

“Ben, anayasadan laiklik ilkesini çıkartıyorum” diyen hükümete, muhalefet kalkıp bu yargı organları ile cevap vermeye kalktığında; “Yorumsuz ve tarafsız” nasıl bir karar verilecektir?

Dalgamı geçiyorsunuz, yoksa bu milletle alay mı ediyorsunuz?

Kapatma davasının, basın ve kamuoyunda çok aşırı tavaturundan dem vuruluyor.
Yine orada durun bakalım Haşim Bey.

Sıradan bir adli vakadan bahsetmiyoruz burada.

Burada söz konusu iktidarın yargısından bahsediyoruz. Bu ülkenin en fazla oy alarak iktidar olmuş partisinden ve onun başkanından bahsediyoruz. Ayrıca, bu koca ülkenin Cumhurbaşkanı’nın hakkındaki iddialardan bahsediyoruz.
Elbetteki çok yazılacak, çok söylenecek. Elbetteki açık oturumlar olacak, bu ülke aydınları konuyla ilgili olarak fikirlerini, yazılı ve görsel basında açıklayacaklar.
Sıradan banka hortumlanması hadisesi gibi ele alınamaz.

Siz daha hala işin vahametini anlayamadınız galiba.
Siz, Anayasa Mahkemesi Başkanısınız…. Bu davada sizin önünüzde…..

Yukarıda yüksek yargı organlarının “yorum ve taraf” olmaları gereğine işaret etmiş, sulh hukuk, asliye hukuk gibi sıradan mahkemeler değildir demiştim.
Hemen şunu da ek bilgi olarak hatırlatayım. Aslında bu mahkemelerde “yorum yapar ve taraf tutarlar”.
Yorumlarında; çok doğal olarak da, kamu düzeni ve devlet başa çekilir. Taraflıkta elbette bu noktada ortaya çıkmaktadır.

“Dağda çoban”lık yapamayacak adamlar yazarlığa soyunursa,
“Dağda çoban”lık yapamayacak insanlar bunlara aydın derse, elbette bu konuşma da yapılır, alkışta alır.

Göreceğiz bakalım, bu alkışların yağcılıkların sonu ne olacak…

Dostçakalın.

4 yorum:

Adsız dedi ki...

Ben şuna inanıyorum, en yüksek makam da olsa, cumhurbaşkanı da olsa, taraf tutmalıdır, kimin tarafını? Tabii ki, laik Atatürk cumhuriyetinin tarafı olmalıdır, halkın tarafı olmalıdır ama sözde değil, özde...yoksa Gül de ben laikim diyor tabii inanırsak....bloguma bıraktığınız yorumda çok haklısınız sadece sözle bilinçlenmek olmaz, yobazlar harıl harıl çalıştılar, yıllarca hem de...ev ev kapı kapı dolaşıp cahil kendi halinde ev kadınlarına kanca attılar, Yaşar Nuri'nin dediği gibi onları dinle, Allah'la kandırdılar, onlar da zaten kandırılmaya dünden razı, müsait..işte sonuç ortada..
iyi geceler diliyorum

Adsız dedi ki...

Merhaba, blogumdaki Linda yorumunuza çok teşekkür ediyorum, tek kelimeyle SÜPER bir kedi, Maşallah diyorum, ALlah nazarlardan korusun. Bu arada naçizane -yanlış anlamazsanız- bir tavsiyem olacak, parklardan çimen yıkasanız bile başka kedilerin, köpeklerin salyalarına bulaşmış olup, Linda'ya mikrop, bakteri virüs bulaştırabilir, minik bir kapta kendiniz kolayca çimen yetiştirebilirsiniz, ben pamuk ıslatıp, evdeki aşurelik buğdaydan 1 haftada harika çimenler yetiştirdim, (pencere önüne koymuştum) kedim çok sevdi, ayrıca hazır pakette satılan kedi çimenleri de oluyor..ben bedavaya getirdim:)) sağlıcakla kalın..

Adsız dedi ki...

tekrar merhaba,
sayın demotike yorumunuzu şaşırdım, siz bu konuda uzmanmışsınız, ben de bilmeden size akıl vermeye kalkmışım:)kusura bakmayın....bu arada evet haklısınız kedi ticareti sırasında yavru kediler bavullarla filan getiriliyor diye okumuştum gazetelerde, havasızlıktan ölüyormuş zavallıcıklar:( işte bizim insanlarımızda illa cins kedi olsun, hava atalım, düşüncesi var maalesef..siz bunu aşmışsınız, yanlış olduğunu anlamışsınız darısı diğerlerinin başına...
iyi akşamlar diliyorum:)
antartika

Demo dedi ki...

Evet. Yalan söyleyemem.
Çok gençtim... Böyle bir hata yaptım. Ne varki; dediğim gibi, insan elbet yanlış yapar. Mühim olan, o hatayı görüp düzeltebilmesidir.
Böyle bir yanlışı, zamanında yaptım diyede bugün hayıflanmıyorum.
Neticede, dünya genelinde evcil hayvan satışı neticeten, hem yasal ve hemde dinen (hiç bir dine göre) günahta değildir.
Burada bizim bakış açımız, dünya evrenselinde "hayvan hakları" bakış açısı. Hepsi o.
Uzmanlığa gelince; Uzman değilim ama ileri derecede bilgim var.
Yada bu işleri yapanların bilmesi gerektiği kadar diyelim :D
Dostçakalın.