Bir dönem büyük saygı duyulan (bilhassa Cumhuriyet’te yazdığı dönem) ama bugün iktidar yağdanlığı olması nedeni ile çok ciddi okur kaybına uğrayan “AKP davulcusu” aklınca nazire yapıyor.
“Demokrasi ve hukukun üstünlüğünden yanayım” diyor.
Demokrasi ve hukukun üstünlüğünden yana olmak, ne zamandan beri; bir aydın – yazar için fazilet ve erdem oluyor.
Bu asla bir fazilet ve erdem değil, başta “adam”lığın gereğidir.
Adama sorarlar ki; ben DemotikE soruyorum;”Sen demokrasi ve hukuk devletinden yanasında, hukukun üstünlüğünü savunuyorsunda, ben şahsen savunmuyor ve karşımıyım…”
Ama aramızdaki fark; DemotikE ülke ve vatandaş adına savunup, dillendirmeyi bu minverde yaparken, siz; ülkeyi ele geçirmeye çalışan, cumhuriyetin kalelerini tek tek yıkan yada ele geçiren iktidara savunma kalkanı olarak kullanıyorsunuz.
Bu çizgileri savunan elbette “taraf”tır. Bunun aksini düşünmek abes olur.
Bende tarafım. Ama demokrasiyi kendi çıkarları çizgisinde algılayıp, gerisine sırt dönen iktidara asla malzemede olmam.
O iktidar ki; ülkesini “parti kapatma konusunda” yabancı güçlere şikayet edebiliyor. O dış güçlerden “destek ve yardım” isteyip “kınama yazısı yazın” diyorsa, zaten demokrasi o parti yada iktidar için, nedir ne değildir açıkça ortadadır.
Yazılanlar ortada, hergün okuyoruz. Bu iktidarın tarikat bağlantılarını, cumhuriyete saldırılarını, kadrolaşmasını, halka-vatandaşa hakaretini, yasalarla oynamasını, yandaşlara ülkemizin kaynaklarının peşkeş çekilmesini dile getiren tek yazı göster.
Öyle papağanlık yapıp, sözde konunun kenarından “bin dereden su getirip” konuyu cılkını çıkararak yazmaktan bahsetmiyorum.
“Yiğitçe” yazmak, halkın adına, ülkemiz adına “hesap sormaktan” bahsediyorum. Var mı?
Yok…
Hukuk herkes için vardır. Hukuk herkesin hakkıdır. Mutlaka. Bunun aksini düşünmek, demokrasi ve hukuka ihanettir.
Ama bu hak asla “yanlış yapan”ın, “yanlış”ını korumak ve örtbas etmek olarak kullanılamaz.
Avukatı “katil” olduğu “mutlak-kesin kanıt ve şahitli” müvekkilini “katil değildir” yada “katil olmakta haklıdır” gibi savunma yapamaz.
Ama siz, bu iktidara “sözde hukuk adına” arka çıkarken; “Bunların, ülke rejimini değiştirmek gibi bir düşünceleri olduğuna inanmıyorum” (benzeri yazı o kadar çok ki, hangisini göstereyim. Hepsi arşivimde) diyebildiniz. Ve bu, bugünde devam ediyor.
“Kantarın topuzu”nun kaçtığı gerçek.
Gerçekte, o “kantarın topuzu”nu kim kaçırıyor acaba?
İktidarın – AKP’nin cumhuriyete saldırılarını, halkı yok saymasını, kadrolaşmalarını, tarikat bağlantılarını, vakıflarla ilgili çalışmalarını, Müslüman ülkelerle ilişkilerini, PKK ile ve Ermeni lobisi ile ilişkilerini, ABD ve AB işbirlikçiliklerini kaleme alan yazılarınızı görene dek, “demokrasi”, “insan hakları”, “hukuk devleti” laflarını boşuna etmeyin.
Yazılacaklar sadece bu kadarda değil aslında ama bir yerden de başlamış olun.
Ve en önemlisi; Ordu’ya, bu iktidarın ekmeğine yağ sürerek saldırmayı da bırakın.
Hoş o kalede elden gitti ama… Neyse, Ağustos’tan sonra yine bir umut “belki” olabilir.
Göreceğiz.
Son sözüm şu olacak;
Yüzlerce insanın düşüncesidir. (Fikir-dost grubumuz)
Bu insanlar üzülüyor. Sizi yanlış cephede görmek, insanları kahr ediyor.
Bu insanlara, ihanet etmeyin.
Demokrasi ve hukuk sizinde hakkınız. Köşenizde, (umudum yok ama) silkindiğiniz gün, bu “hakkın” (sizin adınıza) en büyük savunucusu olacağım.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
selam
Ziyaretiniz için teşekkürler.
Selam.
Yorum Gönder