BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

30 Nisan 2008 Çarşamba

Radikal İslamın aktörleri

Radikal İslamcılar hakkında bilgi isteyen çok.
Tarikat ve Cemaatleri tanıdığım ve bunlarla ilgili yazı yazdığımı, belgelere sahip olduğumu bilen dostlar her zaman benden bilgi istemekte, zamanım elverdiğince bu sorulara da yanıt vermeye çalışmaktayım.
Fakat, bir zamandır gördüğüm o ki; Bu istekler hem çoğaldı ve hemde daha bir ciddiyetle bakılıp, incelenmek isteniyor.
Bugün, “Bunların biraz profilini ver” diyenler için, 1 sene kadar önce kaleme aldığım “Bunlar nasıl insanlar” adlı yazımdan, alıntılara yer vereceğim.
Tarikat ve Cemaatlerin yapı ve yönetimlerinin farklılıkları bir yana bu cemaatlerin müridleride, ülkemizin 4 bir yanından insanlarla dolu olması, çok farklı kimlikler (profiller) ortaya çıkmasına sebep olmaktadır.
Bu profilleri tek tek ele almak hem çok uzun bir anlatıyı gerektirir ve hemde çok gerekli olduğu kanısında da değilim.

Ancak, burada bilinmesi gereken, tanımamız ve tanınması gereken “aktör” tipler var.

Çok fazla ayrıntılara girmeden bu tipleri anlatmaya çalışayım:
1 - Tarikat - Cemaat Şeyhleri ve onların avanesi yakınlar ve akrabalar. Bunlar zaten asıl malı götüren, tüm vakıf ve ticari şirketlerin doğrudan sahipleri. Ülkedeki üst düzey ilişkileri, gerek politik gerek ekonomik olarak başlayarak sınırsın kontrol edebilmekte, dahası doğrudan rejim değişikliğini planlayan, dış ülkelerle bağlantıları kurabilen organize eden bunlar.
2 -Bölgesel yöneticiler. İmamlar – hocalar – hafızlar vb. Bunlar cemaatin temel taşı. Bu emeğin bedeli, serbest olabilmeleri. Elbette bu serbestlik üst katlara karşı değil. Verilen görevlere yada aldıkları yükümlülüklere göre değil. Alttaki müridlere karşı. Cami – yardım – iane – adak diye başlayan uzun bir gelir çizgisinde, üstü unutmadan bu havuzdan faydalanmak. Her yıl en az İstanbul’da 2 daire ve ortalama ayda 3 milyar gelir. Ehh. Pek kötü olmasa gerek. Hoş vatanı satmak için oldukça ucuz ama, adam bu işi “Allah rızası” için yapıyor ya... Evet genişlemek ve altyapıyı pekiştirmek bunların görevi.
3 - Bölgesel yöneticilerin adamları.Bunlar genellikle imam hatip liseliler. Yada bir şekilde az çok din eğitimi almış, cemaatin bölgeler arası ilişkilerini ve müridin takibini yapan kişiler. Başındaki imam vb. kişilerin en yakını gibi, güvendiği gibi izlenim taşırlar. Aslında en tehlikeli olanlar bunlar. Genellikle gençtirler. İmamın sırtını sıvazlaması onun için çok şeydir. Kendilerini gördükleri dev aynaları tarif edilemez. Sanırsınız, ülkenin dini – imanı onlardan sorulur. Kimse onlar kadar bu konularda bilgili değildir. İşte olmayan beyinleri böylesine yıkanmış oluyor. İmamı asla bunları mağdur etmez. Havuzdan alır evlendirir. Havuzdan alır evini döşer. İşyerlerinde, işi bilmediği halde ustabaşılık, şeflik, yöneticilik bu kişilerdedir. 1-1.5 milyar kadar aylık kazanırlar. İnternet başta, sesli ve görüntülü iletim araçlarındaki karşı görüşlere saldıran, küfür eden, hakaret edenler genellikle bunlardır. Çok genç mesleksiz ve aslında bir “hiç” olan bu kişiler, elbette ekmeklerinin bir şekilde kesilmesini hiç istemezler.
4 - Cemaatteki müridler. İşte buranın zavallıları. İnek gibi sağıldıklarını bir türlü anlamaz, farketmezler. Sosyal ilişki filan aramayın. Gariplerin dünyadan haberi yok. Genellikle iş bulmak vaadi ile kandırılırlar. İş elbet veriliyor. Kanunen 6 saatlik iş kollarında 12 saat, 8 saatlik iş kollarında 16-18 saat çalıştırılıyorlar. Sosyal güvence yok. Niye olsun ki; “İmamı evlendirecek, eşyasını düzecek, hastalanırsa kendisine ve ailesine bakılacak, bir ev alınacak vs.” söz almış o yeter. Ayrıca, tüm angarya işler sırtındadır müridin; “Arkadaş evini taşıyacak gel. Bu kardeşin evi boyanacak gel. Kurbana – adağa adam lazım gel. Gel. Gel.” bedava iş gücü. Kazançları en baba işyerinde 400 milyonu geçemez. Zaten kazandığının 150 milyonu sadaka - bağış - gazete dergi aboneliğine gider.
5 - Bir de tarikat ve cemaatlerle hiç bir bağı olmadığı halde, bunlara sempati duyanlar. Hiç bir şekilde bu yapıyı tanımaz ama kendince, yandaşlık yapar arka çıkar. Yukarıdaki 3. guruptan sonraki en tehlikeliler bunlardır. Bir farkla hiç bir çıkarı olmadığı halde aynı saldırganlığı, militanlığı yapar. Genellikle doğru dürüst din eğitimi alamamış, kulaktan dolma çoğu gerçek olmayan, bilgi örf – adet – gelenek – görenek çizgisi kalıplarını sorgulayacak kültüre sahip olmamaları bu durumu yaratıyor. Birde, bunların arasından bir şekilde cemaatlerle ilişkiye girebilip, bunları yakından görme fırsatı bulup, gerçek yüzlerini tanıyınca; “Bumu iman sahibi olmak? Bumu Allah yolunda olmak?” diyenlerde yok değil. Allah için gözlerimle gördüm. Ve feci şekilde yedikleri dayaklara, çekilen silahlarla tehditlerine şahit oldum. Az da olsa böyle erkek adamlarda arada bir çıkmıyor değil. Eee. Bedelide elbette ağır oluyor tabii.

Dostçakalın

3 yorum:

Adsız dedi ki...

Aman Aman....tam bir organizasyon...felaket..laik cumhuriyetin altını oyma organizasyonu...ben bir şeye kızıyorum ve merak ediyorum..bunları siz bildiğinize göre, devlet, ordu da biliyor olmalı..niye bunlara karşı önlem alınmıyor? Yani bile bile ne derler semizlenip, güçlenmelerine seyirci kalınıyor? Allah belalarını versin hepsi sahtekar bunların yaa..ne dini, ne imanı!.offf....

Demo dedi ki...

Ben, belgesiz yazı kaleme almam.
Belgelerin pek çoğunu da devletten yada onun kurumlarından elde ettim.
Ordu'nun da elinde çok ciddi belgeler elbette var.
Din, iman onları geçin. Bu adamlar islamı sadece kullanıyorlar.

Sorunuzun cevabı şöyle verilebilir.
Cumhuriyetimiz boşuna mı tek tek kalelerini kaybediyor?
Dostçakalın.

Adsız dedi ki...

merhaba TÜRK FİLMİ SEYRETMEK İSTERSENİZ BEKLERİ www.filmseverler.blogspot.com