Dostlarımla birlikte dün Ankara’daydık.
Ufak bir çay-sigara molası dahil. 3 saat yol.
Tandoğan’a katılma ve sonrası yine bir 3 saat dönüş yolu.
Yorulmuşum.
Hep insanlara baktım.
Katılımcıları izledim.
Hatta dost grubumu bir ara kaybettim.
Ama buldular.
Dostlarım, bayrak sallayıp haraket halindeki insanların arasında olmak istiyorlardı.
Ben, izliyordum…
Türbanlı bayrak satıcılarını, çember sakallı simit satıcılarını…
Bina tepelerindeki sniperleri, çelik yeleklileri.
Sokak aralarındaki panzerleri, kalkanlı polisleri…
Kim, kimi, kimden koruyordu acaba…
Elinde bayrak taşıyan insanlara, çeşitli noktalarda yaklaşıp sordum: “Cumhuriyet nedir?”
“Atatürk”, “Türkiye’yi korumak”, “Pis sakallı sana ne”, (Sayın Güneri Cıvaoğlu’ndan biraz fazla, Sayın Emre Kongar’dan biraz az bir kaizer sakalım var. Bizde kaizer denmezde top sakal denir. Oysa bu topsakal değil, kaizer sakaldır) sakallı gördü ya delikanlı, aklınca veryansın ediyor. Başka cevaplarda var; “Tayyip karşıtlığı”, “Türbana karşı olmak amca”, “Bak baba işte (elindeki Türk bayrağını sallayarak) bunu taşımak”, “Cumhuriyet laikliktir”, “Aptal sorulara cevap veremem”, “Hangi TV’den soruyorsunuz? Kamera nerede?”, “Sağcı olmak”….
Daha neler var neler.
Not defterimde yazacak yer kalmayana dek yazmışım.
10x15 cm 50 sayfalık defter. Pratik olduğuna hep bunu kullanırım.
Utandım. Yerin dibine girdim.
Cumhuriyet’in tanımını yapamayan katılımcılar.
Radikal İslamcıların kadrolaşmaları mı azaldı?
Radikal İslamcılar “Bu insan seline ayıp oluyor. Biz bu yoldan dönelim”mi dediler?
Yada birileri, çok mu korktu?
İşçinin olsun, emeklinin olsun yada toplumsal olarak hepimizi ilgilendiren olsun, kazık yasa tasarıları ve taslakları geri mi çekilecek?
Çok beklersiniz….
Adam ne dedi.
Durmak yok. Yola devam…
Etmiyor mu?
Her önüne gelen, mahremiyetimiz olması gereken meclisimize kadar girip birde konuşma patlatabiliyor.
Bizim, demokrasinin ne olduğunu bilmeyen, demokrasinin palavra bayraktarları da ahkam kesiyor. “AB yolunda….”, “Global dünya…..”, “Sınırları kalkmış ülkeler…”, “Demokrat olma yolunda…”, “Yabancı dostlarımız….”.
Ne diyorsun sen be adam.
Müstemleke mi burası?
Muz cumhuriyeti mi?
Hangi demokrasi?
Git bakalım, o ülkelerin parlamentolarında (bu uslupla) konuşabilirmisin…
Adamlar resmen, neyi yapıp yağmayacağımızı söylüyor-söyleyebiliyor.
Bunu yapmak başka, konuya binaen evrensel çizgileri olarak görüş bildiriminde bulunmak başka.
Onu; size yedirirlerde, Demotike gibilerine asla yediremezler.
Dedim ya yorgunum.
Tandoğan’daki coşkunun şerefine, bir fıkra ile noktalayalım.
Askerde, çavuş seçimleri yapılmakta ve bizim Ahmet ile Mehmet kapıda mülakat için sıra beklemektedir.
Kapı açılır, Ahmet subaylar tarafından içeri alınır.
Birkaç dakika sonra kapı açıldığında Ahmet kolunda çavuş pırpırı ile çıkar.
Mehmet, merakla Ahmet’e yanaşıp sorar; “Hayırlı olsunda, kardeş içerde ne soruyorlar?”
“Vatan nedir? diye soruyorlar kardeş.”
Mehmet, heyecen içinde sorar; “Sen ne dedin? Sen ne dedin?”
Ahmet cevap verir; “Vatan benim anamdır, dedim. Aferin dediler, çavuş yaptılar.”
O sırada subaylar içeri Mehmet’i çağırırlar.
Soru aynıdır; “Evladım. Söyle bakalım. Sence vatan nedir?”
Mehmet cevap verir; “Komutanım. Vatan Ahmet’in anasıdır.”
İyi pazarlar dileklerimle.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
DemotikE,
Miting'e katılamadım ama yüreğim oradaydı...
Duygusal bir siyasi yazı olmuş,tam yürekten bir yazı..kutlarım.
Linda'ya uzun bir ömür diliyorum.
Bizim kızımızın ismi de Belgida, sanırım Lindayla yaşıtlar.
Size ve Linda'ya sağlıklı ve Mutlu günler Efendim.
Merhaba
Bugün bu yazıya 3 keredir dönüp dönüp bakıyorum.
Fıkra güzel, ona güldük ama birşeyleride bir türlü sindiremiyorum.
Lütfen alınmayın size lafım yok
Yalan desem yalan yok. Abes desem abes değil. Birşeyleri yada birşeyi aşağılayıp küçük görme desem öyle birşeyde yok.
Ama dediğim gibi yinede bu yazı beni huzursuz etti.
Yazıyorum ama hala düşünüyorum.
İyi günler.
tekrar merhaba,
blogunuzu blograzziye ekleyin,daha çok okuyucunuz olur.İnsanların aydınlanmasına ihtiyacımız var.
http://www.blograzzi.com/
Blograzzi'ye blogumu ekledim. Nedendir bilmiyorum. Yayın yok. Hesaba ulaşım yok. Yeni şifre vermiyor. Aynı isim var diyor. Yani neticede bir bozukluk var. Blograzzi yönetimine 2 kez durumu anlattım ama bir cevap hala alamadım. Bir daha da uğraşmam.
Doğrusu. Linda gerçekten tatlı bela doğru ama iyiki var. Hayatımıza Belgida'lar Linda'lar renk katıyorlar. Hüviyet cüzdanına göre Linda 3 yaşına Haziran'da girecek. Kızımız daha doğum yapmadı. Yapması da mümkün değil. 7. kat pencerelerinden ancak sokağı seyredebiliyor. Birde çantasından çıkmamak şartı ile 3 günde bir yakın bir parkta çevreyi seyredebiliyor.
Sayın Çağlayan'a; "henüz" düşünmeye devam ediyorum.
Dediği için birşey söyleyemeyeceğim. Düşüncelerinin sonunda bir iletisi olursa o zaman bir değerlendirme "belki" gerekir.
Dostlarım ilgilerinize teşekkür ederim.
Dostçakalın.
Yorum Gönder