Daha önce sadece e-posta ile dağıtımını yaptığım bir yazımı, siz dostlarımdan bu yazıma ilişkin gelen sorular nedeni ile gözden geçirdim. Yazmakta sarfı nazar ettiğim. Tam belgesine ulaşamadığım bazı hususlara ve ayrıntılara yer vermemiştim.
Aradan geçen zaman içinde konuyla ilgili ek bilgilere sahip oldum. Bu nedenle yazıyı tamamen yeniliyorum.
Arşivden, aynı adı taşıyan söz konusu yazıyı çıkarıp bu yazıyı koyacağım.
Dostlarımın bazı sorularıda bu güncelleşen yazı ile cevap bulacaktır kanaatindeyim.
Yıllat önce Graham Fuller’in, sanırım Kafkas Türkleri toplantısı için İstanbul’a gelişinde; Yenişafak Gazetesi’ne gitmiş olması ve o zamanlar üst katındaki Refah Partisi İl başkanlığını da ziyaret edip Abdullah Gül ile görüşmesini not almıştım.
Yıllar sonra bu notum raslantı ile elime geçti. Ülkemizin zaman içinde yaşadıklarını hatırlayıp, bu konuyla ilgili araştırma yapmaya başladım.
Sizlerle paylaşacağım bu bilgilerin elbette dahası ve dahaları var. Ama konu o kadar derin ki; git git bitmiyor. Ayrıca, belgesi olmayanı kaleme almayacağım-almadığım konusunuda zaten biliyorsunuz. Ne kadar yenilemişte olsam konu içinde boşlukta kalan hususlar hala var. Koskoca bir devleti yok etmeye, bu arada pek çok ülkeye hükmetmeye soyunmuş, bunun spesifik plan ve programını uygulayan büyük güçlerden bu kadar bilgi koparmak bile az iş değildir. Bunun takdirinide siz dostlarıma bırakıyorum.
Önce bazı görüşme ve temaslardan başlayalım;
ABD derin devleti ile... DSP'nin çökertilmesi sırasında (Dünyada dış güçlerin kontrolünde çökertilmiş tek sol parti) Abdullah Gül ABD'de idi. İki kişiyle görüştü: CFR'nin beyni Morton Abramowitz ve ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Mark Grossman…
Tayyip Erdoğan da daha RP Beyoğlu İlçe Başkanı iken, Morton Abramowitz ile görüşmüş ve CIA'nın önemli şeflerinden Graham Fuller ile temasları olmuştu. Amerika'nın Adana Konsolosu Elizabeth Shelton, ABD'nin İstanbul Başkonsolosu Hagins, ABD Büyükelçilik Müsteşarı Lawrens ve ayrıca CIA görevlisi Kenny ile de görüşüyordu…
312/2'den aldığı cezanın onayından bir gün sonra 28 Eylül 1998'de, ABD'nin İstanbul başkonsolosu Hagins, Tayyip Erdoğan'ı makamında ziyaret ederek, "Bu tür gelişmeler, Türkiye demokrasisine olan güveni azaltır" demiş ve Erdoğan'a bu şekilde desteğini göstermişti. Bunlar notlarımda tarihleri ile yer alıyor.
Erdoğan'ın AKP'yi kurmadan önce 18 Temmuz 2001'de İsrail büyükelçisi David (Soyadından emin değilim) Sultan ile görüştüğü de basında yer almıştı. Erdoğan'ın "Yeni oluşacak partinin İsrail ve ABD politikalarına asla ters düşmeyeceği" yolunda garanti verdiği yazıldı. Bu ayrıca Erdoğan’ın 2 ayrı basın açıklamasında da yer almakta…
Bu arada, Abdullah Gül’ün de bir taraftan İngiltere Büyükelçisi David Logan'ı makamında ziyaret ederek parti çalışmaları hakkında bilgi verdiği pek çok gazeteci tarafından bilinir.
Londra Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Türkiye Uzmanı Dr. Andrew Mango, Abdullah Gül'ün sık sık ABD ve İngiltere'ye giderek görüşmeler yaptığını yazılarından biliyoruz.
CIA’in Şefi Graham Fuller de o dönemlerde; Türkiye'de artık Kemalizm'in modasının geçtiğini ve "ılımlı İslam" a öncülük etmesi gerektiğini ileri sürüyordu. Fuller, "Fazilet Partisi’ndeki gençlerin öncülüğünde, Yenilikçi Hareketin ılımlı İslama liderlik yapacağı"nı söylediğini sanırım sizlerde hatırlarsınız. O dönemde bayağı bir infial uyandırmıştı…
Sonunda, Recep Tayyip gayrımeşru bir ara seçimle TBMM'ye sokuldu, AKP'nin başına getirildi. Bu arada AKP'nin parti programı, yerel yönetimlere otonomi vermeyi içeren CFR dış politikalarından aynen kopyalanmıştı. Sonuçta; AKP, CFR'nin verdiği gizli programla kurulmuş oldu…
Erbakan’la artık bu işlerin yürüyemeyeceğini bilen CIA öncelikle Gül’le istişare etmekte idi. Yanlış hatırlamıyorsam (Notlar bazen acele ile tutulur. Bu nedenle örneğin; 2 kağıt olan notlardan biri kaybolabiliyor) Şevket Kazan bir yazısında şunları söylemişti.
“Abdullah Gül, hiçbir zaman Refah Partisi için çalışmadı. Hep kendisi için çalıştı. Erbakan Hoca, Abdullah Gül'e Politik Araştırma Merkezi diye bir merkez kurdurmuştu. Dış ilişkilerden sorumluydu ya, Refah Partisi'ni Avrupa'ya, elçiliklere tanıtacağı yerde, sadece kendisini tanıttı. Danışmanı olan Murat Mercan, ki aynı zamanda Melih Gökçek'in danışmanıydı, Amerika'ya boyuna fakslar gönderiyormuş. Oradan da boyuna fakslar geliyormuş. Sekreteri de bir hanım kız. Bu hanım kızın annesi de benim hanımın arkadaşı. Annesine anlatmış, "Böyle böyle, bunlar devamlı Amerika ile fakslaşıyorlar, hep Abdullah Gül'ün propagandasını yapıyorlar" demiş. Hanım da bana söyledi. Ben de "Belki yanlış tespit etmiştir. Öyle bir şey varsa, bir gün o fakslardan bir tanesinin fotokopisini alsın, sana getirsin, ben de göreyim" dedim. Kızı yakalıyorlar ve işine son veriyorlar. Şimdi Amerika'da kendisini tanıtan bir kitap bastırmış... Refahyol Hükümeti'nde, Türk Cumhuriyetleri'nden Sorumlu Devlet Bakanlığını biz almıştık. Gül, Türk Cumhuriyetlerine bir tek seyahat yapmıştır, o kadar. Adamın aklı, fikri Amerika'daydı. Bir de Amerikan Elçiliği'nde ne vardı, bilmiyorum, oradan hiç çıkmazdı!”
İngiltere'de bir Exeter Üniversitesi vardır. İngiliz Üniversiteleri arasında "Kürt Araştırmaları Enstitüsü" olan tek yüksek öğretim kurumudur. Exeter Üniversitesi'nde ayrıca Arap ve İslami Araştırmalar Enstitüsü de bulunmakta…
Başında, Abdullah Gül'e fahri doktora unvanı veren Tim Niblock vardır. İngiliz istihbarat servislerinin yurt dışı görevlere gönderilecek ajanlarının önemli bir bölümü Exeter Üniversitesi'nde eğitim görür. Ayrıca Arap ve İslam Dünyası ile Kürtler hakkında uzmanlaşması gereken İngiliz ajanlar da bu üniversitenin hocaları tarafından eğitilir. Üniversite her tür yayınlarında, Irak'ın kuzeyinden "Irak Kürdistanı" diye söz ettirir...
Exeter Üniversitesi'nden mezun olan veya doktorasını burada yapan kişileri, daha sonra özellikle İslam ülkelerinde önemli ekonomik ve siyasi kuruluşların başında veya devlet görevlerinde boy gösterirler…
Örneğin; İslam Kalkınma Bankası'nın bütün önemli yöneticileri Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisans veya doktora yapmıştır. Haa.. Unutmadan, elbetteki buraya gönderilecek öğrencileri de kendi ülkelerindeki islami yapının başındakiler seçerler.
Abdullah Gül, Exeter Üniversitesi'nde iki yıl eğitim-öğretim görmüştür. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz da zaten Abdullah Gül'ün bu üniversiteden arkadaşıdır. Abdullah Gül, Nevzat Yalçıntaş ve daha pek çok hocanın teşviki ve sağladıkları İslamcı Vakıf bursları ile 1976-1978 yıllarında Fehmi Koru ile birlikte İngiltere'ye gönderilmiştir. Başka isimlerde vardı ama notlarımda bulamıyorum. Bağışlayın.
Gül, dönüşünde; Sakarya Üniversitesi'nde görev almıştır.
Abdullah Gül, 12 Eylül'den birkaç gün sonra evinden alınıp götürülür ve İstanbul'da Metris Askeri Cezaevine götürülür. Hapisten çıktıktan bir hemen sonra Cidde ye gider ve oradaki İslam Kalkınma Bankası'nda diğer Exeter mezunu arkadaşları ile birlikte uzman olarak görev alır.
Bugün, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanı olan Abdullah Gül, görüldüğü üzere; ABD ve İngiltere ile yakın ilişkiler içinde olan bir kişidir.
Evet… Netice olarak, üniversiteyi bitirdikten sonra İngiliz istihbaratına eleman yetiştiren Exeter Üniversitesi'nde yüksek lisans yapan Abdullah Gül, CIA şefi Graham Fuller ile gizli bir görüşme yaptıktan sonra Yenilikçi Hareket'in başına geçmiştir.
Birileri ne güzel uyutuyor bizleri değil mi?
Ama şarkısız olmaz… Darılırım valla…
“Uyusunda büyüsün ninni…
Tıpış tıpış ılımlı islama yürüsün ninni…”
Dostça kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
Merhaba
Bu önemli araştırmanız için tebrik ediyorum sizi...
Ülkemiz bu CIA emrindeki kişilerin peşinde sürükleniyor bakalım nereye kadar? Uçuruma mı yuvarlanacağız, nasıl durduracağız bilemiyorum...
selamlar
Teşekkür ederim.
Fakat gerçekte tam bir araştırmaya gerek kalmıyor.
Zaman içinde biriken notlar...
Sadece, nereye bakacağını bilmek ve haber kaynaklarını iyi seçmek.
Dostça kalın.
Selam dostların dostu.
Klişe oldu ama yine de söyleyeceğim.
- İYİKİ VARSIN -
Yazının öncekini de biliyorum
fakat bu seferki başka gerçekten oturtmuşsun.
Diline emeğine sağlık.
İster sağ ister sol kolun bil.
Sevgiyle kal.
Canım olmasan bu yazıyı yayınlamayacaktım.
Ama daha dikkatli şeyler yaz...
Ben baş olmadım, kol bacak arayacak durumum yok.
Ama samimiyetine teşekkürler.
Dostçakal.
Yorum Gönder