Hep söylüyoruz.
Ülkemiz - cumhuriyetimiz, planlı bir şekilde iç ve dış güçlerin ciddi çalışmaları ile yok edilmeye çalışılıyor.
Burada, bu yıkıcı faaliyette bulunanlara da en büyük desteği ve olanağı, hiç farkına bile varmadan cahil – bilgisiz ve kültürsüz halkımız sağlıyor.
Bugüne dek sorumsuzca, devlet adamına yakışmayacak şekilde; “Yasalar bir kere delinmekle bir şey olmaz”, “Benim memurum işini bilir”, “Bu halk isterse şeriatta gelir”, “Ben fakiri sevmem” ve benzeri edilen sözler, bu toplum içinde tedavisi zor çok ciddi yaralar açmıştır.
Başta eğitim politikaları ve okullardaki müfredat ile öğrenciye eğitmenin verdiği öğretim ve de bilgi ucube hale getirilirken, öte yandan sınav – soru, sınava hazırlık dönemleri kasten gerçek eğitim – öğretim, insan yetiştirmeden uzaklaştırılmıştır.
Bugün bu yazıyı kaleme almadan önce, 2 haftadır cumartesi ve pazar günlerini de fırsat bilip Kadıköy, Üsküdar, Beyazıt, Aksaray, Ümraniye, Kartal gibi yerlerde gençlerin takıldığı mekanları dolaştım, gençlere sorular sordum.
% 80’i ailesinin önerdiği partiye meyilliler. Ama arkasında durdukları partinin İstanbul milletvekillerini söyleyebilen yok. Parti sekreterini, meclisteki sandalye sayısını söyleyebilen yok. Kültür Bakanı’nın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı’nın kim olduğunu bilmiyorlar.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın ve Valisi’nin adını da bilen yok. “Yok” diyorum çünkü; yukarıda sıraladığım her bölgede toplam 100 gençle konuştum, bu arada iki-üç gencin doğru yanıt vermiş olması % 1 yada 2 ile değil, “yok” ile tanımlanabilir.
Ayrıca her bölgede 100 kişi dedim ama Üsküdar, Kartal ve Ümraniye’de çok zorlandım bu 100’ü bulmak için. Bu bölgelerde, hangi gence yaklaşsam kaçıyorlar, sorularla muhatap olmak, bu çizgiden olarak bir sosyal hareketin içinde olmak istemiyorlar. Üstelik birde; “Bunlara ne gerek var?”, “Yaşlı başlı adamın bu işlerle alakası ne?” gibi zavallı sorularda aldım.
Sorulardan kaçanların çok büyük bir kısmı asosyal, kendine güvensiz, gerçek “ben” kimliğine kavuşmamış (kavuşmaları da mümkün olmayan) ailesi çizgisinde ezik genç insancıklar. Çoğuna içim acıdı… Aslında “var” olduğunu zanneden “hiç” sürüsü gençler…
Bilgisayarların chat olanağı ile kızlarla konuşabilen, bir kıza nasıl yaklaşarak iletişim kuracağını bilmeyen aciz gençler. Sadece her sözlerinde; “sokup – çıkarmayı” bilen. Konuşma kültürü olmayan ve sadece argo-küfür kullanan gencin yandan yemişleri…
Çoğu; “Milliyetçiyim” diyor ama “Avrupa’ya gitmek istiyor”, “AB’ne girmek istiyor”, “Kıbrıs’ı verip kurtulalım”, “Doğu’yu Kürtlere verip kurtulalım” diyorlar ve sorduğum; “Türkiye’yi başka bir devlet yönetsin ister misiniz?” soruma; “Dinime dokunmayacaksa, birde iş bulmama yardımcı olacaksa, buyursunlar….” diyenler çok…
Bunlara daha sonraki yazılarımda kısmetse daha ayrıntılı yer vereceğim. Elimde, gençlerden aldığım çok ciddi cevaplar var.
Ülkemizde, yıkıcı faaliyetler akla gelebilecek her konuda alabildiğine sürüyor. Halkımızda bilinçsizce destek oluyor demiştim. Oradan devam edelim…
Tarikat ve Cemaatler zaten malum. Radikal İslamın cumhuriyete galip gelmesi için ellerinden geleni ardlarına koymuyorlar. Kürtlerin ellerindeki bu Tarikat ve Cemaatler ellerini her yere uzatıyor, bilhassa yerleşik kültürü dejenerasyona uğratmak için çok büyük çaba harcıyorlar.
Müzik yayınları – üretilmesi gibi ticari çeşme başlarını ya doğrudan Kürtler yada diğer ayrılıkçılar kapmış durumda. Türk Sanat Müziği’ni “yok” etmek için büyük çaba harcanırken diğer yandan toplumumuza arabesk ve Kürt müzik ve okuyucuları empoze ediliyor.
Bu bozulmayı – bozmayı kamufle içinde çingeneleri de bilhassa kullanıyorlar.
İşte bu curcunada gerçek müzik kültürümüz gargaraya getiriliyor…
Papağanlık yaparak, “demokrasi” ahkamı kesen yazar bozuntuları kimlere “demokrasi” istediğini bir bilseler… Bu çizgide olanların sitelerini bir gezseler “demokrasiyi” görürler…
Kürt müziği ile ilgili sitelere bir girin bakın bakalım, neler bulacaksınız.
Bilmem ne şehri, bilmem ne ilçesi-köyü yardımlaşma-koruma derneği (bazıları tabelalarında hukuken yasal olmayan VAKIF kelimesini kullanıyorlar). Bir Allah’ın kulu çıkıpta; “Yahu buralarda neler yapılıyor?”, “Bunlar ne halt yiyor?” diye soruyor mu…
Bunları denetleyen, ne yaptıklarını takip eden bir kuruluş var mı?
Yok…
Akıllı birileri buraları açıyor, “toprakçılık” yaparak, söz konusu bölge insanının kanını emiyor. Paralar toplanıyor. Bağışlar alınıyor. Birileri bedavadan köşe dönüyor. Buralarda gün boyu ya kumar oynanıyor yada tarikat – cemaat imam veya ileri gelenleri beyin yıkıyor.
Gerçek amacı görünen o bölgeye yardımı filan bırakın. Hangisi hangi bölgeye tek çivi çakmış. Bazıları farkında değil Güneydoğu’da boşaltılarak artık var olmayan köy ve beldelerin tabelalarını halen taşıyorlar. Olmayan “yere” koruma ve yardım derneği…
Bakıyorum; nerede ise varoşlara kadar laptoplar girmiş vaziyette. İyide bu aletler sadece yine gençler için ya oyun aracı yada chat olarak kullanılıyor. Bu aracın kültürel olarak kullanılması söz konusu değil. Zaten gençlerinde çok büyük bir kısmı sadece makineye MSN ve müzik programları yüklüyorlar. Bunun dışında bilgisayarı kullanmayı bilen zaten çok az bir genç var.
İnsanımız, “Ne yaptığını bilmez halde…” dedik. Buna bir örnek; “Namus” bekçiliği yapan aileler, kızını – kadınını bakkala göndermeyip erkeklere bu “kadın işini” yükleyen mantık, yine o kadına kıza “cep telefonlarını” çok normal görmekte. Hatta ilk okuldaki kızlarına, sözde “denetleyebilmek” adına cep telefonu almaktalar…
Ümraniye, Kartal, Yakacık, Pendik itfaiyelerine bir danışın bakalım son 1 ayda havai fişek nedeni ile çıkan yangınları… Bunlar sadece benim bildiklerim ya bilmediklerim… Bilmediklerimiz…
Bende bu yakınlarda öğrendim. Sükse olsun diye apartman dairelerinde “azman” köpekler beslemeye kalkıpta bunu beceremeyip, sokaklara – veterinerlere terk edilen “kalite – cins” köpek ve kedilerden hiç bilgisi olan var mı?...
Ülkemizdeki tarım ürünlerinin ve genel gıda ürünlerinin Radikal İslamcıların elindeki rakamın % 70’lere vardığını bilen kaç kişi var.
Radikal İslamcı vakıflara ve bunlara bağlı Anadolu’daki ücretsiz dağıtılan gazetelere Başbakanlığın örtülü ödenek kaleminden ne miktarların akıtıldığını kaç kişi biliyor…
Bunlar; bu ülkenin aydın ve yazarlarının bilmediği şeyler değil…
“Yalnız” ülkemizin, çok az dile getirilen acı gerçekleri…
Allah aşkına… DemotikE, yazar geçinen alçaklara kızma ve köpürmesinin nedeni açık değil mi?...
“Boş ver DemotikE… Bu yazar takımını sen mi yola getirecek, doğrulara inandıracak, imana getireceksin” diyen dostumuz çok.
Yine; aklıselim, ne dediğini ve yazdığını bilen, asla satılmayan – satın alınamayan, gerçek vatanperver ve cumhuriyetçi yazarlarımızı ayırarak…
İyide, ülkeyi bu hale getirenlerin başını bu pislikler çekiyor.
Radikal İslamcıların “demokrasi” bayraktarlığını yapanlarda bu vatan hainleri.
Bırakın… Bu satılmış vatan hainlerinden böylece hıncımı çıkarayım…
Suratlarına tüküreyim…
Aslında; onlarda biliyor gerçekte “neyin ne olduğu”nu…
Ama onlara iş kolay.
Gün gelir atladıkları gibi uçağa ver elini, daha önce satın aldıkları malikanelerin olduğu, 2. vatandaşlığı aldıkları yabancı ülkelere…
Eeeeee….. Zaten çocukları bu ülkedeki, aslında olmayan “ucube” eğitimle yetiştirilmiyorlar ki. Hepsinin çocukları Avrupa’da okuyup adam gibi eğitim alma peşindeler.
Buna Radikal İslamcıların, tarikat ve cemaat şeyhlerinin – imamlarının çocukları da dahil…
Çekilin…
Bu satılmış vatan hainlerinin suratlarına bir daha tüküreceğim…
Dostça kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
6 yorum:
Merhaba,
Saydığınız şeyleri, partinin genel sekreterini, vs. bilmezler, sorsanız bu ülke nasıl kuruldu, ne haldeydik?...onu da bilmezler..ama popstar yarışmasında kim önde gidiyor, kim birinci, kim sonuncu çok iyi bilirler!..veya filan takımın 11 oyuncusunu adını-soyadını, gelmişini geçmişini sayarlar belki de (şuradan aklıma geldi ben güya Fenerbahçe'liyim ama say Fener'in 11'ini deseler vallahi sayamam çünkü bilmiyorum, o kadar ilgilenmiyorum, sempati duyuyorum o kadar:) bir tek kalecisinin Rüştü olduğu aklımda kaldı:))bir de galiba Alex var...alt katımda bir komşu kızım var kolera, ceza diyor..kolera, ceza mı? dedim.meğerse ünlü şarkıcılarmış!!!gruplarmış!!!kızım biraz kaliteli müzik dinle diyorum ama içinde yok...Sinatra'nın kim olduğunu sayemde öğrendi (gerçi dinlemez ya ismini bilmesi de iyi bir şey:)))Çok kültürsüz bir nesil yetişiyor, her toplum hakedildiği şekilde yönetilirmiş bunu hatırlayınca başımıza ne gelirse müstahak bize diyorum, kızıyorum...
sevgiyle kalın
Sapolun.
İnanın (pi) sayısını bilmiyor gençler ama nasıl oluyorsa(!) bu gençlerin cebinde üniversite diploması bile var:)
Katkılarınız için teşekkür ederim.
Dostça kalın.
Merhaba,
Sizin gibi değerli bir arkadaşım bana gönderdiği e-postada çok umutsuz şeyler söyledi, (inşallah haklı çıkmaz) 1-2 yıl içinde Amerika'nın istediği gibi bir rejim değişikliği (ılımlı mılımlı) ve federasyon olacağını söylemişti...Ergenekon denilen şeyin de buna engel olmak isteyenleri engelleme çabası olduğunu eklemişti..hakikaten nereye gidiyoruz artık şaşırdım..ben de cevap olarak şunu söyledim, her toplum layık olduğu şekilde yönetilirmiş o zaman yeniden ikinci bir Kurtuluş Savaşı veririz dedim..başka bir şey düşünemiyorum..
sevgilerimle
İsimsiz dostum.
Üzgünüm ama o dostunuz doğruları söylemiş. Bizlerde bunu anlatma çabasındayız zaten.
O kurtuluş savaşını (Bir avuç vatanperver şerefli - onurlu insan dışında) yapacak insana sahip de değiliz.
Evet. Kuran'da yer almakta; "Toplumlar hak ettikleri şekilde yönetilirler."
Yorum kısmında adı/Url kısmına tıklayınca ad yazacağınız kutu açılır.
Dostça kalınız.
merhaba yukarıdaki yorumum isimsiz olarak çıkmış, aslında tam ismimi yazıyordum ki, elim kazara bir tuşa mı dokundu bilemiyorum artık, baktım ismimi yazma işlemi tamamlayamadan yorum gidiyor:)))uzun lafın kısası o benim yorumumdu:) antartika
o bir avuç kişi içinde ben de olacağım. Asla korkmuyorum..sonuna kadar..bir şeye çok inanırım: korkaklar bin kez, cesurlar bir kez ölür
iyi geceler
antartika
Kıymetli antartika, o bir avuç içinde olduğunuzdan hiç şüphem yok.
Yorumunuza da tamamen katılıyorum.
İyi pazarlar...
Dostça kalın.
Yorum Gönder