BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

10 Eylül 2008 Çarşamba

Türkiye'deki etnik gruplar

Türkiye’de, “halk” – “halklar” ifadeleri altında kalıp, içinden çıkamayan, “Bu ifadelerin hangisi doğru hangisi yanlış?” diye soran dostlar çok. Ayrıca; “Halk ve halklar ifadeleri neden birilerini rahatsız ediyor?” soruları da bir o kadar…
Kıymetli dostlarım; Bu ülkede, insana; “Siz hangi şehirdensiniz?” diye değil “Memleket nere hemşerim?” diye soruluyor.
Yani ülkemizin içinde her şehir (halkımıza göre) ayrı ayrı memleket…
Ve maalesefte gerçek şudur ki; (Bazı şehirler istisnadır) Ülkemizin her şehri ayrı bir memlekettir. Bu bazı istisnaları yaratanda, o şehirdeki diğer şehirlere oranla biraz daha kültürde gelişmiş halkıdır.
Halk ve halklar ifadeleri, gelişmiş dünya ülkelerinde ve gelişmemiş yada az gelişmiş ülkelerde farklı şekillerde tanımlanır.
Evrensel doğru tanımları bir yana bırakalım. Faşist-monarşi-oligarşi düzenlerindeki ülkelerde yönetimlerin çıkarları yada siyaset politikaları içinde farklı tanımlar bulmaktadır.
Doğru olan şudur ki; Her ülkenin halkı ve halkları vardır. Bu halklar, o ülkedeki etnik yapı ile ilgilidir.
Bizde bu olaya; “Mozaik” – “çeşitlilik” denilerek, üstü örtülmeye çalışılıyor.
Bu ülkede, Müslümanlığın – islamın bir kolu olan Alevilik dışlanıyor. Aleviler, dinsiz – imansız muamelesi görüyor. Kız verilmiyor alınmıyor. Ticaret bile yapmayanlar var.

Eğer bir kültür mozaiği söz konusu ise, bu paylaşılır. Peki nerede bu paylaşım.
Karadenizli ile örneğin bir Arnavut evlendiğinde düğün salonunda, kemençe ile Karadeniz havaları ve Gayda ile Balkan oyun havaları izliyoruz.
Bu düğünde Karadenizli yada Arnavut bir çizgide buluşabiliyorlar mı? Hayır…
İnsanımız farkında olmadan, ayrılık yaratmakta ama bunun farkında bile değiller.
Elbette etnik kimlikler vardır ama bir ülkede önce yerleşik kültür, o ülkeye özgü yapısal bir kültür öncelikle oluşturulmalıdır. Başka bir ifade ile ülkenin kendi adını taşıyan kültürü önceliklidir. Devlet bu kültürü de bilhassa korumak ve kollamak zorundadır. Çünkü, bu kültür o ülkenin gerçek kimliğidir.
Ülkemize gelen, bir yabancı örneğin devlet adamını “kılıç kalkan” ekibi ile yada “mehter takımı” ile karşılamak hangi Türkiye’nin kültürüdür.
Biri yöresel bir oyun diğeri Osmanlı’nın bugunkü adı ile askeri bandosu.
Ümmetten devlete geçerek yıktığımız Osmanlı’nın, bandosu yada yöresel bir oyun mu bu ülkeyi temsil ediyor.
İşte bir ülkenin genel ve yapısal bir kültür politikası yoksa. Böyle bir politika oluşturulamamışsa, elbette her kafadan bir ses çıkacak, ülke kültürde “var yokluğu” çekecek ve en korkunç olanı “toprakçılık” alıp başını gidecektir.
Şehir içinde korna çalarak askere uğurlama, kornalar çalarak sünnet çocukları ve gelin alayı törenleri tıpkı 100 haneli köylerde yapıldığı gibi yapılır olacaktır.
Köylerde silah olarak çifteler yada tek kırma tüfekler atılırken, şehirde gelişmiş silahlar kullanılacaktır. Peki bana söyler misiniz, bugünlerde pek revaçta olan “havai fişekler” kimlerin kültürü.
Bakıyorum da; Türkiye’nin her yöresinden insanlar bu haltı yiyorlar.
Eskiden yapılan düğünlerde, gelin ile damat gelen konukların masalarını tek tek dolaşır “hoş geldiniz” der ve konukta bu arada geline yada damada takı yada hediyesini sunardı.
Çünkü ayıptı, kim kimin ne taktığını bilmemesi gerekirdi. Şimdi öyle mi; Gelin ile damat saksı gibi bir kenara dikiliyor ve benim anladığım; “Hadi bizi kutlayın ve takı takın” diyor yada dedirtiliyorlar. Bu konuklar arasında, dar gelirli varmış, o insanların da haysiyet ve onuru varmış, zaten düğününe kadar gelerek, bu mutlu olaya katkıda bulunmuş insanları bir de ayağına kadar gelmeye zorlamak…
Yahu bu kimin kültürü?
Bazı düğün evlerinin önünde, çevrede hasta, uyuyan yada küçük çocuğu olan insanlar var mı yok mu umursamadan davul zurna çalmaları, kimi dingillerin “bizde adet” deyip, erkek köçek oynatmaları da cabası…

Bu ülkede cumhuriyetçiler var. Bu ülkede şeriat isteyenler var. Şimdi bunların hepsi bir tek halk mı? Kimse kimseyi ve daha önemlisi kendimizi aldatmayalım…
Onlar ve bizler gerçeği var. Tarikat ve cemaatlere ait, din istismarcısı, hergün çığ gibi büyüyen gıda marketlerinden, “Cumhuriyet düşmanlarından alış veriş yapmam” diyenler varsa, cumhuriyet ve gelişimden yana olan işyerlerinin kapısından içeri hiçbir “tutucu” girmiyorsa. Girdiği iş yerinde, duvarda Atatürk resmini görünce; “Biz sizle iş yapmayız” diyenler azımsanmayacak sayılarda ise onlar ve bizler yada halklar gerçeği ortadadır.
Güneş balçıkla sıvanmaz.
Ülkemizde, 60 kadar etnik topluluk ve benim elimdeki bilgilere göre 35 kadar dil ve lehçe mevcut.
200 binden az nüfusa sahip grupları aşağıdaki listeye koymadım.
Bazı etnik gruplarla ilgili olarak birkaç söz etmeden bu listeye geçmeyeceğim.
Bilinenin aksine her Çerkez, Çeçen değildir. Ülkemizdeki Çerkezleri Abhaz-Oset-Özbek-Çeçen ve Türkistanlılar oluşturmakta.
Birbirlerine yakın görünmekle birlikte kültür farkları çoktur.
Zaten bu nedenledir ki; listede göreceğiniz üzere bu halkların büyük çoğunluğu, kendilerini Çerkez olarak tanımlamaz.
Çingeneler çok karmaşıktır. Beyaz çingene dediğimiz Aryaniler biraz farklılık gösterir. Bunlar zaman içinde şehir koşullarına tam uyum sağlamış, dilini – tavrını ve yaşam tarzını tamamen uygar çizgilere çekebilmiş olanlardır. Ve izlenen şudur ki; Nüfus kağıdı değişimlerinde artık “çingene” ifadesini terk etmekte, çocuklarını bu kimlikten uzak tatmaya çalışmaktalar.
Çingenelerin, kendilerini farklı – değişik göstermek için, bilgisizce kullandıkları bir ifade vardır: “Biz Romanız”. Bu ifade ile Romanya’dan geldiklerini, dolayısı ile Batılı olduklarını savunurlar. Batı’dan ülkemize geçen Çingeneler arasında elbet Romanya’dan gelenlerde vardı ama bu Romanya’dan gelenlerin hem bir hikayesi vardır ve hem de sayıca en az olanlardır.
Ülkemizde kültür – bilgi denen şey, yerlerde sürüklendiği için kimse işin farkında değil ama Romanlık bir din ve tarikattır. Hristiyanlara özgü bir din anlayışıdır.
Çingeneler eğer gerçekten bir kimlik arayacaklarsa o kimlik Hint ve Pakistanlılıktır. Bununda yüz yıllar öncesine dayanan uzun hikayesi var.
Almanlar, Hitler döneminde ülkemize kaçak olarak geldiler. Bugün çok büyük bir kısmı aydın Türk olarak karşımızdalar. Ülkemiz, yatırım ve üretimine çok ciddi katkıda bulunuyorlar.
Kürtler, aslında çingenelerden de çok karışıktır. Nüfuslarının gerçekten çok olması bu karışıklığın başlıca nedeni.
Burada tek tek irdelemek zor ama tam 21 çeşit kürt mevcut. Ve gerçekte hepsi de birbirlerinden farklıdır. Burada acı olan şudur ki; Maalesef tarikat ve cemaatler nedeni ile ve ağalıklar sebebi ile ülkemizdeki (genellemede) en geri kalmış topluluk. Eğitim olsun, iş olsun, aileden başlayarak kültürel gelişim olsun en dipte olan topluluk.
Fakat, dediğim gibi devlet politikaları bir yana, bölgedeki sömürü düzeni bu insanları “hiç” haline getirmiş durumda.
Oysa örneğin çingenelerin “çeribaşları” (bazı ufak istisnalar dışında) halkına, topluluğuna “yemez yedirir”…
Yazı bitmek bilmiyor. Burada mecburen keseceğim.
Rumlar – Uygurlar – Polenezler – Acemler – Abazalar – Azeriler – Moğollar – Ermeniler – Kırgızlar – Dağıstanlılar – Hemşinliler- Özbekler – Karaçaylar – Molokanlar – Sıplar – Sırplar(Sırbiyeli) - Sabataistler – Boşnaklar – Pomaklar – Kazaklar – Araplar – Keldaniler – Kurnuklar – Sudanlılar – Mesketler – Yörükler – Tatarlar – Çingeneler – Estonlar – Abdallar – Karapapaklar – Çeçenler – Aryaniler (Avrupalı Hint-Çingene melezleri) – Arnavutlar – Lazlar – Göçmenler – Çerkezler – Yezidiler – Tahtacılar – Ossetler – Yahudiler – Türkmenler – Süryaniler – Gürcüler – Almanlar – Nusayriler – Zazalar – Kürtler.
Ülkemizdeki en büyük nüfus çoğunluğuna Türkler sahiptir.

Dostça kalın.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Öyle bir mozaik oluşturmuşuz ki, yüzde bilmem kaç diye hesaplamadan "türk" olduğumuzu söylemişiz yıllarca göğsümüzü gere gere sevgili demotikE..Büyük dedem nartel dağlarının eteklerinde uçsuz bucaksız topraklarını terk edip artvin'e yerleşmiş babam dünyaya gelmiş..Paşa dedem, sakız adasından görevi gereği çatalcaya tayin olmuş annem doğmuş.Soyağacımı tam ve net olarak bilen bir kişiyim.
Türkiye'de maalesef iki göbek öncesini tanımayanlar çoğunlukta. Soyunu inkar edenlerle soyağacını tanımayanlar o kadar çok ve öyle revaçtalar ki.. O nedenle "türküm" demekle "türkiyeliyim" demek arasındaki farkı bilemiyorlar..

Demo dedi ki...

Katkınıza teşekkürle birlikte, hemen ifade edeyim; O kadar güzel, gerçek ve bizden bir anlatı ki, yazımla tam olarak örtüşüyor.
Evet. Soyunu inkar eden ve soyağacı konusunda hiç bir bilgisi olmayanlar var.
Fakat ne acıdır, ilkel (primitive) kabilelerde bile (soy ağacı) önem arzeder. Afrika'da, dünün yamyamları bile, geçmişi ile ilgili bilgiyi asla kaybetmezler.
İşte, sözde milliyetçilikler, faşist milliyetçi bakış açıları; "Ya sev ya terk et" derken; sorduğunuzda, bırakın günün bakanlarının adlarını, 4 tane cumhurbaşkanı ismi sayamazlar.
Ve irdelediğiniz gibi; "Türküm", "Türkiyeliyim" sözleri arasında gerçek kimliklerini kaybediyorlar.
Dostça kalın.