BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

3 Kasım 2008 Pazartesi

Ayaklarımın götürdüğü Ümraniye

Cuma ve cumartesi günleri, dikkat ettim ayaklarım koca İstanbul’da beni devamlı Ümraniye’ye götürüyor.
Genellikle plansız olarak çıktığım şehir turlarının çoğunu Ümraniye’ye yaptığımı fark ettim.
Evet… Dile getirmemiş ve net olarak düşünmemiştim ama Ümraniye tam bir “haber” cevheri.
Aklınıza gelebilecek her yanlış-hata-vb. yada güzel sayılabilecek pek çok şey var…
Pazar günü oturdum bunu düşündüm.
Ciddi bir trafik denetimi yapın, en fazla ehliyetsiz sürücü bu bölgede bulursunuz.
Yine ciddi bir denetim yapın, trafiğin her tür ihlalinden tutunda, TIRların ara sokaklara park ettiklerini, şehirler arası otobüslerin mahalle aralarından yolcu taşıdıklarını görürsünüz.
Enteresan olan, halk otobüsleri mahalle ileri gelenlerinin(!) elinde ve hangi aracın nereye gideceğine yada gidemeyeceğine de onlar karar veriyor.
İmar planı, yasası filan aklınıza sakın gelmesin çünkü kesin kafayı yersiniz. 1 katlı bina yanında 30 kat…. Gecekondu tapulu milyarlar kazandıran mülkler.
Bikini satan mağazanın yanında, tesettür mağazası.
Bağırıp çağırarak satış yapanlar, araçlardan megafon ve ses düzeni ile satış yapanlar, hala tüp gazları korna çalarak ve sesli dağıtanlar.
Namaz saatinde (bölgede) ezan okumaların 45 dakikayı bulması.
Pek çok ilköğretim okulunda kız çocuklarının başörtüyü geçin, türbanlı olması.
Evinde oturacak iskemle, yemek yiyecek masa olmayan insanların kapı önünde Mersedeslerinin olması. Belediyenin boş alanlara-arsalara torba torba kömür yığması. Bu torbaları alanların; “Komşuya taşıyoruz” demeleri.
Hatırlarsınız bir zamanlar patlayan bir çöplük vardı. Belediye Başkanı Şinasi Öktem döneminde. Şimdilerde çaktırmadan TOKİ’nin yanında, “yol yapılacak…”, “çevre düzenlenecek” yutturmalarında yavaş yavaş çöplük görüntüsü eritiliyor. Yakında parsellenecek. Duyumlara göre TOKİ’nin hoşuna giden bir arazi imiş. İyide geçen seneye kadar çevrede çocuklar çıkan metan gazını hala tutuşturuyorlardı.
Apartmanlar, sakinleri ve kiracıları her muhitte olduğu gibi elbette var ve tabi bu binalarda yöneticilerde var. Varda….. Bina yöneticisi olsun, kat maliki olsun yada kiracı apartman yönetimi konusunda bilgi sahibi değil.. Ben yaptım oldularla işler yürüyor bu ilçede.
Kiracı hakları, mal sahibi hakları, sorumluluklar hak getire.
Bahçe düğünümü istersin, gece 12 den sonra tadilat ve gürültümü… Asgari şehir yasaları bile yine hak getire.
Kadınlar çok uyanık. Aynı köydeki gibi, sabahtan çocuklar sokaklara salınıyor. Gece 01.00 çocuklar sokakta.
Aynı köylerde olduğu gibi, davul zurna çalmalar…. Silahların atılması.
Sokaklarda köçeklerin oynatılması.
Çocuk parkları, gündüz köpeklerin tuvaleti…. Gece gençlerin birahanesi….
Sahte etiketler cenneti. Bilhassa giyim eşyasında.
Yeni yapılan binaların çoğunda balkon ya yok, yada çok küçük.
Nüfus yoğunluğunun getirdiği çok ciddi ulaşım problemlerine rağmen daireler akıl sır ermez, daha gelişmiş aklı başında muhit ve mahallelerdeki fiyatlarla satılıyor ve kiraya veriliyor.
İsteyen istediği gibi ağaç kesebiliyor, şehir suyu ile bahçe ve araçlar yıkanabiliyor bu bölgede.
Halılar caddelere silkelenebiliyor.
Türkiye’deki tüm tarikat ve cemaatlerin birer üssü var. Kuran kursları bu ilçede tavan yapmış durumda. Sabah erken saatlerde dolaşın, normal okula giden çocukların sayısına yakın çok küçük yaşta çocukların bu kurslara gittiğini hemen fark edersiniz.
İlçede yaşayan tüm insanların telefonları kayıt altında… Gün geçmez ki, islami sermayeli bir holdinge bağlı, beyaz eşya olsun mutfak gereçleri olsun hatta tatil turları bile düzenleyen ve satanlar bu telefon listelerini pervasızca kullanabiliyor.
Genelde yerleşik insanının “şikayetçi olma” yada bu hakkını kullanmaması bu tür olaylara çanak tutuyor.
Belediye düzenliyor görüntüsü altında, tarikat ve cemaatler kadınlara çeşitli kurslar düzenlemekte. Tabi anlayacağınız üzere aslında bu kurslar, gerçekte bu cemaat ve tarikatlara sadece mürid toplamak için düzenlenmekte.
İnsan dokusu, kçylü ve Anadolulu olması nedeni ile şehirlerarası ulaşımın rantı çok büyük bu bölgede. O nedenle Anadolu’nun pek çok şehrine bu ilçeden kaçak otobüs seferleri mevcut.
Bölgede Kürtlere ait dükkanları anında fark edersiniz.
Bu dükkanlar nerede ise tüm gün Kürtçe türküler yayınlıyor. Ve dükkanlara girdiğinizde, duvarlarda kürt hareketinin öncülerine ait resimler görürsünüz.
Ve bu ilçe bazı bölgeler varki; Türk bayrağı takan bir ev yada iş yeri görmeniz mümkün değildir.
Düğün araç konvoylarında belediyeye ait araçları görmeniz mümkün.
İstanbul’da en fazla havai fişek tüketen ilçede burası, merdiven altı kaçak imalathanelerin cenneti de burası.
Burada bir kez daha söylemekte yarar var dostlarım.
Bu yukarıda saydıklarım koca İstanbul’un hemen her yerinde elbette yaşanıyor ve ayni ile vaki… Ama burada anlatmaya çalıştığım Ümraniye bu konularda tavan yapmış durumda.
Suç oranı ve polisiye rutin olaylar bile Ümraniye’nin eline su dökemez.
Dedim ya haber cenneti. Bu ayaklar beni boşuna taşımıyor Ümraniye’ye.
Hepsi bu saydıklarımla sınırlıda değil. Daha neler var neler. Ama uzun bir aradan sonra sizleride fazla sıkmak, bunaltmak istemem.
Dostça kalın.

8 yorum:

hamdivehusnucan dedi ki...

merhaba arkadaşım aileniz tüm fertlerine selamlar.ben istanbulda 80 yıllarda yaşadım zeytinburnunda oturdum.iş yerim cagaloglunda idi.gidip gelmek zordu geçen yıl gittigimde gördümki zeytinburnundan cagalogluna hafif raylı sistem koymuşlar inanın kudurdum.ben yıllarca gidip gelmenin sıkıntısını yaşamıştım üstelik çocuklarım küçüktü.kazlıçeşme zeytinburnuda modern gece kondu idi.şimdinasıl bilmem ümraniyeye hiç gitmedim ama öyle güzel anlatmışsınızki tektek gezdim caddelerini.çöplük patlamasını çok iyi hatırlıyorum.demek toki ev yapacak .aradan 20 yıl geçti ben hala istanbulu sevmem.istanbul bana kocaman bir çarkı hatırlatır iri çirkin dişlileri vardır ve insanları ögütür.istanbulu düşündümü bu çark gelir hep aklıma ve kendimi istanbul içinde bir damla gibi bile hissetmem.güzel oldugunu söylüyorlar, insanlar istanbul aşıgı.ama ben güzelliklerini hiç göremedim kişiyi yutan bir şehir, bana bizans o..... larını hatırlatıyor neyapayım.ankarayı düzeninden severim gerçi bozdular ama olsun yinede benim şehrim ankara.ankaranında ümraniyeleri vardır.keçiören sincan etimesgut ve daha birsürü yerleşim yeri birer ümraniyedir.birtek çankayayı yok edemediler kahırları ondandır ben çankayalı olarak tekde olsa oyumu onlara vermedim vermeyecegim bizde üç oy onların degildir.bu demek degilki yerel yöneticimizi eleştirmiyorum.yinede obizim canımızdır.şeş kaza bir alırlarsa çankayayı herhalde 40gün 40 gece dügün yapacaklar.selamlar sohbetinden mutlu oldugum dost.

aysema dedi ki...

Müzik eşliğinde yapılacak temizlik yorumunuzu okudum ve bir bakayım diye geldim.

İyi ki gelmişim. Daha rahat takip edebilmek için siteme ekledim sizi.

Ümraniye Eyaleti kurulmuş anlaşılan. Başkaları da var...

Fıkra Sevenlere dedi ki...

Dar alanda ülkeyi gezme bu sanırım.. Ülkedeki gelişmeleri,geldiğimiz noktayı, bir çırpıda anlatan özet sanki..
Kent kültürüne duyulan tepki
koskoca istanbul'u kocaman bir köye dönüştürdü. Gözlemlediğiniz komposizyonu yaşayan en az 50'nin üzerinde ilimiz vardır. İl merkezlerimizde zaten cılız olan kent kültürü böylece sizlere ömür..
Toplumsal değişme, dönüşüm ne kadar sıkıntılarla dolu, birlikte görüyor izliyoruz.. Bu değişmeyi kendi kanalına aktaran bir irade de olunca hiç çekilmez gibi..Köyler kentlerden öc alıyor. Doğu ülkelerine benzemeye kürek çekiyoruz.
Sizin söyleminizle dostca kalın..

Demo dedi ki...

Tüm samimiyetimle söylüyorum.
Bugün İstanbul'un güzel denebilecek hiç bir yeri kalmadı.
Bunu İstanbul'da doğmuş ve bugün artık varolmayan İstanbul kültürü almış bir kişi olarak söylüyorum.
İstanbulluluk ve kültürünü geçiniz.
Onu zaten ne bilen var ne anlayabilecek olan. Bu söylediğimi anlayabilecek kişiler ancak 50 yıl öncesinden bu şehirde yaşamış olanlardır.
Saymakla bitmez ama bir kaç örnek vereyim.
Artık Emirgan'mı kaldı da çay içeceksiniz. Yada Kanlıca'da deniz kenarımı kaldı yoğurt yiyeceğiniz.
Beykoz'un çevresindeki Akbaba benzeri yerlerde artık koyunmu yetiştiriliyorda paça yiyeceksiniz. Keza buradan alınan sütlerle Kanlıca yoğurdu yapılırdı.
Gülhane Parkı... Yere tek bir izmaritin atılmasının yasak olduğu, bisikletle bile girilemediğini, etrafta kirlilik yapmaması için kuruyemiş yemenin ve giriş kapısında kuruyemiş satışının yasak olduğunuda biliyormuydunuz. İstanbul Üniversitesi'nin (Beyazıt) içinde muhteşem bir bahçe (koru gibidir) ve o bahçeye insanların genç üniversitelilerle birlikte girdikleri, bahçedeki eski yangın kulesine insanların çıkabildiklerini, tahta basamaklarını kadınların elele vererek cilaladıklarını hayalde olsa bir düşünün.
Mecidiyeköy'ü 1 km geçtikten sonra Kilyos'a kadar muhteşem bir ağaçlığın içinde yol alındığını kaç kişi biliyor acaba?
Gençlerin Bebek ve Emirgan'a, taa.. Beyazıtlardan Aksaraylardan Fatihlerden, Fındıkzadelerden yürüyerek gittiğine doğrusu ya çocuklarım bile inanmak istemiyor.
Kumkapı-Yenikapı arasındaki nezih gazinolarda aileler en kaliteli sanatçıları izleme ve dinleme imkanına sahipti. Ayrıca bu bölgede deniz kenarında tertemiz aile çay bahçeleri vardı.
İstanbul ve İstanbulluluk işte o zamanlarda vardı. Yanlız bir bayan sabahlara kadar sokaklarda olsa bir Allahın kulu tarafından asla rahatsız edilmezdi. Gençliğimizde partiler yapılırdı. Bütün kurtlarımızı dökerdik. Dans etmeyi bilmeyen bu gruplara girme şansı bulamazdı.
Ama zavallı İstanbulum tüm bu güzelliklerini aldığı köylü göçü ile yitirdi. İstanbul'da artık güzel diye bir şey yok. Var olan insan kirliliği sadece. İstanbullu olmayı geçiniz, şehirliliğin ne olduğunu bilmeyenler yaşıyor artık. Ankara İstanbul'a oranla bir nebze daha iyi... Bu başşehir olmasından kaynaklanıyor. Üzgünüm ama ben ne yazık mutlu olunsun diye dahi yalan söyleyemiyorum. Çankaya'da elden gidecek.
Çok basit bir hesaptır bu. Aklıbaşında insanın (örneğin) 2 çocuğu varsa, safraların en az 6 çocuğu oluyor. Şimdi, safraların zaten fazla olduğunu unutmayarak geleceğe bir daha bakınız.
Sevgi ve selamlar bizlerdende sizlere olsun
Dostça kalın.

Demo dedi ki...

Sayın Aysema,
Hoşgeldiniz.
Onurlandırdınız teşekkürler ederim.
Evet. İroni de olsa doğru bir ifade :)
Ümraniye eyaleti.
Ve haklısınız niceleri var.
Dostça kalınız.

Demo dedi ki...

Kıymetli fıkra sevenlere;
"Bu değişmeyi kendi kanalına aktaran bir irade de olunca"
Kutlarım.
Hemde candan kutlarım kıymetli dostum.
Araya sıkışmış küçücük bir kelime denir ama aslında ördeğin ayağı öyle değil.
Hani suçluyu "ensesinden yakalamak" deriz ya...
İşte bu odur. Ayrıca katkılarınız içinde teşekkürlerimle.
Dostça kalın.

Demo dedi ki...

Sayın Şükrü Yılmaz;
Tüm yazdıklarımın belgeleri mevcut olmakla birlikte, sizinde bu katkınız konuya ayrı bir et kemik verdi. Evet anlatılarınıza tamamen katılıyorum. Hele ki; o çember sakallıların, türbanlı kızlarla o koruda buluşmalarının bende hikayesi bile var.
Paylaşımınız için teşekkür ederim.
Sağlıkla
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

HER FIRSAT BULDUĞUMDA, RUHUMUN ANKARA'DA KALDIĞINI, BURADA YAŞAYANIN SURETİM OLDUĞUNU BELİRTTİM SEVGİLİ DEMOTİKE.. İSTANBUL, İÇİNDE ÇİRKİN YAŞAYANLARIN GÜZELLİKLERİ KARARTTIĞI BİR KENT.. ANCAK SİZİ BİR HAFTA SONU ACIBADEM'E BEKLERİM.. RENO'NUN EVİME BİTİŞİK YAPTIĞI VE DİĞER TÜM BİNALARIN HER ANLAMDA CANINA OKUDUĞU, GAYYA KUYUSUNA BENZEYEN İNŞAATI GÖRMENİZ İÇİN..
EĞER BİR GÜN BURADA BİR ÇÖKME MEYDANA GELİRSE, BU YAZIMI VE BAŞVURDUĞUM HER YERDEN SURATIMA TELEFONLARIN KAPATILDIĞINI YAZIN LÜTFEN..