BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

30 Kasım 2008 Pazar

Tarikat ve cemaatlerde özlü(!) sözler

Aydın geçinenler, dinimizle ilgili konulara uzak kalırlarsa, bu konuda kendileri bile bilgisiz ise; o içinde bulundukları topluma ne verebilir ki?
Her zaman söylüyoruz, işte bu durumda istismarcı ve sahtekarlar bu işe soyunuyor ve toplumu zehirliyor.
Cahil ve bilgisiz insanlara neler anlattıklarına, neler söylediklerine, kıssadan hisse bâbında ne saçmalıklar yaptıklarını içeren bir dosyam var.
Aman aman o dosyada neler var neler. Ne akla zarar anlatılar. Ne palavralar, ne yalanlar, ne paradokslar, ne haksızlığa ve günaha götüren anlatı ve ifadeler. Anlatmakla bitmez.
Dün elime geçen 4 parçayı bu dosyaya eklerken bunu sizlerle paylaşmak istedim.
İşte; Son dört parça önce okuyalım sonra düşünmeye, konuşmaya başlayalım:
(Not: Yazılar, aynen kopyalanmıştır. İmla hataları ve yazımsal düzeltmeler yapılmamıştır)

1. ÖRNEK
Bayezid-i Bestamî hazretleri.
Büyük velilerden.
Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor.
Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor:
-Ne yapıyorsun?
Hizmetçi:
-Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum.
-Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin?
-Hastalığını söyle.
-Benim hastalığım günah hastalığı... Çok günah işliyorum..
-Ben günah hastalığından anlamam... Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) Bayezid-i Bestamî hazretlerine:
-Gel dede, gel! Senin hastalığının çaresini ben söyleyeyim, diye seslendi.
Bayezid-i Bestamî hazretleri, delinin yanına sokularak:
-Söyle bakalım, benim derdime çare nedir? dedi. Deli(!) şu ilâcı tavsiye etti:
-Tevbe kökü ile istiğfar yaprağını karıştır... Kalb havanında tevhîd tokmağı ile döv, insaf eleğinden geçir, göz yaşıyla yoğur, aşk fırınında pişir... Akşam-sabah bol miktarda ye... O zaman göreceksin senin hastalığından eser kalmaz, dedi.
Bu güzel ilâcı öğrenen Bayezid hazretleri:
-Hey gidi dünya hey! Demek, seni de deli diye buraya getirmişler, deyip oradan ayrıldı.
Bu ilâç, halen günah hastası olanlara tavsiye olunmaya değer bir ilâçtır. Yani bu formülün hükmü hâlâ devam etmektedir.

2. ÖRNEK
Doktor namaz kılan adama;
-"Sen kimsin?"diye sordu doktor.
İhtiyar,iftitah tekbiri için kaldırdığı ellerini indirerek cevap verdi;
-"Bu hasta benim oğlum olur" Basini salladi doktor.
Oldugu yerde 360 derecelik donusten sonra;
-"Neden namazini kilip gelmedin?Burasi camimi,hasta odasimi?"
Ihtiyar yari utangac,yari cesur;
-"Ezan yeni okundu,abdesimde vardi..."diyebildi ancak.
Doktor yanindaki hemsirelere dondu ve odanin bir kenarina kaskolunu sererek namaz kilmakta olan ihtiyari gostererek;
-"Goruyorsunuz degilmi?Cahillik ne kadar komik durumlara dusuruyor insani...Ne demisler;oku adam ol..."
Ihtiyar doktorun bu sozlerini duymamazliktan gelerek namazina devam etti.Tam o esnada her tarafi serum baglantili genc hasta,hiriltili bir inlemeye basladi.
Doktor ve hemsireler derhal hastanin basina toplanarak durumu kontrole koyuldular.Herhalde genc hasta son demlerini yasiyordu.Iniltiler arasinda bir kelime anlasilir gibi oldu.
Hemsireler serumlari degistirirken doktorda hastanin konusmasini anlamakla mesguldu;
-"Neyin var? Ne istiyorsun?"diye sorup duruyordu. Hastanin cevabi ise odadakilerin rahatlikla anliyabilecegi nitelikteydi;
-"Oku,oku,oku!" Doktor,hemsirelere goz attiktan sonra yuksek bir ses tonuyla tekrarliyordu;
-"Neyi okuyayim?" Genc hastanin cevabi hep ayni kelimelerdi;
-"Oku,oku,oku" Doktor birsey anlamamis olmanin caresizligi ile etrafa bakinirken,ihtiyar baba biraz seri davranarak namazini bitirdi ve oglunun basucuna kostu.
Bir muddet doktorla gozgoze geldiler.Ihtiyar etrafina bakinarak mirilti halinde;
-"Goruyorsunuz degilmi?Cahillik ne kadar komik durumlara dusuruyor insani..."deyip oglunun son nefesteki istegini getirdi ve Kelime-i Sehadet'i uc defa okudu…

3. ÖRNEK
Hz. Ömer mescide her zaman erken giderdi.
Bir ğün yine erkenden mescide ğiderken bir cocuğun koşarak aceleyle mescide gittiini ğördü .
Hz. Ömer çocuğa,
-Yavrum .neden acele ediyorsun .........diye sordu.,
çocuk
-Namaza ğidiyorum ,vakit yaklaştı , abdest alacağım, dedi .
Hz. Ömer ,
-sen daha küçüksün ,sana namaz farz değil ki dedi
çocuk -Efendim , bu işin büyüğü küçüğü olurmu daha dün benden küçük bir çocuk vefat etti , dedi
Hz. Ömer çocuktan şu sözleri duyunca çok duygukandı ve
-YARABBİ ..bu ne iyi bir çocuk dedi

4. ÖRNEK
Kavuşmak istiyosan mevlaya, vur tekmeyi dünyaya…

………………………

Bu yukarıdaki yazıları, gerçek bir analitik süzgeçten geçirmeye kalksak, süzgeç bile iflas eder.
Burada bunu yapmayacağım sadece her yazı için birer önemli hususu ortaya koymakla iltifa edeceğim. Gerisini, sizlerin takdir ve yorumlarınıza bırakıyorum.
1. ÖRNEK
Nasıl bir iştir bu böyle, kişi hem günahkar ve hemde VELİ……..
2. ÖRNEK
Son nefesini verecek durumda ki kişi, Kelime-i Şahadet’i kendi getirebilmeli. Bu, zaten Allah izin verdi ise mümkündür. Başkasının, kişi adına duası çok başka bir şeydir. Ve namazda (kaza) mümkündür. Ayrıca; İbadet de, kabahat de gizlidir.
3. ÖRNEK
Yani; Allah’ın takdiri, toplumun kabullendiği (farz) önem arz etmiyor.
“Ben. Kafama göre yaparım” mantığı.
4. ÖRNEK
Dünya’yı Allah yaratmadı mı? Dünya Allah’ın çağrısına uymadı mı? Allah’ın emri ile Dünya, kullarına mekan olmadı mı?
Densize bakın dünyaya tekme atıyor.
(Not: 4. örnekteki söz. Bir tarikat liderine aittir. Tarikata bağlı her yerde bu sözü çerçevelenmiş olarak duvarlarda görürsünüz. Ayrıca, tarikat ve bağlı olan cemaatlerin web site ve sayfalarında da baş köşededir.)

Hayırlı pazarlar
Dostça kalın.

8 yorum:

aysema dedi ki...

Sevgili Demotike,

Ben de bu sıra sık sık cahil, ama kendini bilgili sanan kişilerle birarada oluyorum. Canlı örnekler 21.yüzyılda...

O kadar şaçma şeyler söylüyorlar ki anlatamam. Hepsini de Kuran'da var! diyerek savunuyorlar. Ben de olmadığını söylüyorum. "Sen nereden biliyorsun?" sorusuna "Kuran'ı okudum, oradan "diyorum. "Senin okuduğun Türkçe Kuran, biz hocadan dinledik!" diyiveriyorlar.

Hoca dedikleri bir garip adem. Safsatalarla dolu öyküleri anlatıyor, anlamını bilmediği Arapça birkaç duayı sesini titreterek okuyor, cahil gönülleri fethediyor.

Atatürk din adamının da aydın olmasını bu nedenle istemişti. Siyasiler onları da sömürülerine alet etmek için cahil bıraktı. İnsan olmayı öğretselerdi sorun çözülecekti.

Neden Türkçe ibadet olmasın ki? Kızımın küçükken sorduğu anlamlı bir soruyla bitireyim yorumu.

"Allah Türkçe Bilmiyor mu?

Neye "amin" dediğini bilmiyor bu toplum. Bilenlerden korkmaları, onları ezmeye çalışmaları boşuna değil...

Dostlukla.

Demo dedi ki...

Sayın Aysema;
Bu hacı hoca, aslında cahil değil.
Neyin, ne olduğunu bal gibi biliyorlar.
Ama çıkarlar, menfaat...
Bilhassa Blogcu'da yayınlanan (arşiv) yazılarımı bir vaktiniz olduğu zaman okumanızı isterim.
Ben, bu insanları çok çok iyi tanıyorum. Ve laf olsun diye yazmıyorum. Hepsinin belgesi hem bende var, ve hemde güvenlik güçlerinde. Bu tamamen ABD'nin kontrol ve bilgisindeki tarikatlar, cemaatler ve Kürtlerle ilgili bir olay. Kürtlerin, ülkemizdeki oyunlar ve işbirlikçi tarikatlar altımızı oyuyorlar.
Evet... Bu kesimde kesinlikle Türkçe Kuran-ı istemiyorlar. Çünkü, halkın - insanımızın doğruları öğrenmesini istemiyorlar.
Burada da, Diyanet İşleri'nin görevini doğru yapmadığı, halkı bu konuda (kasten) bilgilendirmediği gerçeği ile karşı karşıyayız.
Diyanet'in web sitesinde onlarca dilde Kuran-ı Kerim meali var.
Ama onlar göstermelik. Ülkemizde çok ufak bir kitle ancak bunları izleme ve haberdar olma şansına sahip. Ankara'yı merkez alıp haritada kuzeyden güneye bir çizgi çekin. Ankara'nın doğusunu içine alan Anadolu'da 3000 kadar okulda bilgisayarlı eğitim verildiği resmi kayıtlarda görünür. Oysa gerçek bu bilgisayarlar ya birilerinin evlerine gitmiş durumda yerinde yeller esiyor, yada sadece okul yöneticilerinin chet araçları durumunda. Bu rakamın ancak % 1 yada 1.5 kadarı yüksek okullarda (mecburiyetten) aktif durumdadır.
Ve... Çocuğunuz haklı. Allah her dili bilir.
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

kendilerini okumuş sanan okadar cahil çokki.esenle kalın.

Adsız dedi ki...

merhaba gene güzel bir konuya deginmişiniz ben bu tür hikayeleri çocuklugumdan beri dinlerim bu yüzden kafam hep karışıktı babam anlatırdı bence sapla samanı ayırmak geriyor yaşanan olumsuz bir olaydan sizi gibi kültürlü birini tanıdıgma memnunum hem aydın olup aynı zamanda dinini iyi bilmek sizi kendime örnek alıyorum iyi geceler

Demo dedi ki...

Sayın Ufuk; Diojen'in dediği gibi; "bilmediğini" bilmeyen en büyük tehlikedir.
Dostça kalın.

Demo dedi ki...

Sayın ADSIZ;
Dinimizde "vesile" kavramı vardır.
Bizlerin "şer" bildiğinde "hayır", "hayır" bildiğinde de "şer" olabilir...
Ben, haşa din alimi yada bilgini değilim.
Ama içinde bulunduğum koşullar dini konularda artı olarak bilgilenmemi sağladı. Kaldı ki; Bendeniz tüm dinlerin (kitaplı) kutsal kitaplarını okudum.
Bu bendenizin (bilgiye sahiplik) konusunda zaten mutlak olması gerek diye düşündüğüm bir şey.
Hepsi bu. Örnek alınma konusunda şöyle söyleyebilirim: "Dilerim, bugüne dek sadece doğruyu söyleyen dilim, şeytana uyup sürçmez ve önce Yaradan'a ve sonra sizlere karşı mahçup ve günahkar olmam..."
Saygılar
Dostça kalınız.
NOT: Misafirlerin dikkatine bölümünü okursanız, isim koyma konusunda sorun çekmezsiniz.

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Selam Demotike Arkadaşım .
Sağlığım yerinde ilginize ve duyalıgına teşekkür ederim.sağolasın var olasın sayfalarımı güncelleyir şablonlarda değişiklik yapıyordum bundan dolayı sişzi ihmal ettim kusura bakmazsın değilmi yoksa hiç bir neden yok gha bu ara canım sıkıldı oturdum sisteme de bir guzel format attım onu yeniden kurdum bu nedenle sizi ziyaretim gecikti hayırlı barmlar...

Adsız dedi ki...

arkadaşlar ben bikaç yazıyı okudum güzel yazılar var tüm kardeşlerim insanları bilgilendirme çabasında oldukları için teşekkürlerimi sunuyorum...

şuna değinmek istiyorum '' TÜKÇE NAMAZ KILMAK''...Kendi görüşümü izin verirseniz sizinle paylaşmak istiyorum;

tabi ki kılınan namazdan sahibi sorumludur.o nedenle türkçe veya herhangi bir dilde kılacaksa kişi kılabilir..ancak;
1)Yüce Rabbimiz Kur'an da bunu belirtmemiş yani her kul istediği dilde bana namazını kılabilir diye bir hüküm yok o nedenle insanlar böyle bir hüküm veremz...

2)diyelim ki kılıyoruz unutmayalım ki Kur'an'ın başka dillere çevrilmiş hali sadece meailidir.yani diyelim namazı türkçe kılıyoruz O zaman şu kavramları da tükçeye çevirmeliyiz = ALLAH,RESUL,ELHEMDÜLİLLAH,BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM,AMİN...VS VE BUNLARI GÜNLÜK HAYATIMIZDA DA KULLANMAYAIM O ZAMAN ÇÜNKÜ NAMAZDA KULLANMAYACAKSAK GGÜNLÜK DİLDE HİÇ KULLANMAMAMIZ GEREKİR TÜRKÇELERİNİ KULLANMAMIZ GEREKİR..

3)diyelim tükçeye çevirerek kılıyoruz örneğin ;

'' SAMED''

''Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya hiç birşeye ihtiyacı olmayan,yaratılan herşeyin ihtiyaç duyduğu, mutlak malik olan yüce Allah.''

şimdi sadece bir '' SAMED'''in çevirilmesi bu kadarsa -ki bu çeviri ''samed''isminin okyanusta bir damlası bile değildir-düşünün ki onca arapça kelimeyi türkçee çevireceksiniz...şimdi düşünelim arapçasını mı ezberlemek kolay olur yokksa türkçesini mi...
ben nacizane sadece aklımdan geçenleri siz değerli kardeşlerimle paylaşmak istedim...benim kalbimden ve aklımdan geçen sadece bu 3 madde geldi buda ne kadar bilgisiz olduğumu gösteriyor aslında...bir alim onun cevabını kitaplar dolusunca verebilir..

hoşçakalın arkadaşlar...