Önce aldığım bir eleştiriye yanıtla başlayayım.
“Hani, döğmeli cani, kimbilir hangi tarikat koruması altında, biraz zor yakalanırdı. Bak şak diye yakaladılar …..”
Dostlarım; haber nedir? Ne değildir?
Haberde doğru nedir? Haberin menşei nedir? (Daha ekleri var uzatmayacağım)
Bunlar, pek insanımızın takip ettiği yada edebildiği şeyler değil.
Maalesef ülkemizde, toz duman arasında neyin ne olduğu pek iyi anlaşılamıyor.
Doğru çizgide habercilik yapan 3-5 yayın kuruluşunu tenzih ederek şunu söyleyeyim.
Besleme basın-haber organları.
Keşke, yorum yapmadan önce biraz bekleseydi bu dostlarımız.
Toplumsal infialden doğan köşeye sıkışmışlık, deşifre olmamak için “döğmelinin” sokağa salınmak gereğini doğurduğunu daha iyi anlardınız.
Daha öncede söyledim. Bu adamlar aslında öyle alçaklar ki, kendi adamını bile gözünün yaşına bakmadan harcayabiliyorlar.
Ama haklılar. Hedef o kadar önemli ve yakın ki, hiç bir şey, hiçbir kişi ayak bağı olmamalı.
“İslamcılarla alakası yok. Bak MHP’liyim demiş.”
İşte bu konu bayağı bir karışık. Ama cevapları var. Bu başlıbaşına ele alınacak bir konu olduğu için sonraya bırakacağım. Şu kadarını söyleyebilirim. Bunlar görevleri gereği her partide zaten var. Yine hedefleri nedeni ile olmak zorundalar.
* * *
Suudi Arabistan’da tartıştığı kişinin, yetkililere gidip; “Allah’a sövdü” dediği adam idam bekliyor.
Şeriat isteyen ümmetçilik peşinde koşanlara kapak olsun.
Şimdi, şeri hükümlerle –demokratik mahkemelerin arasındaki farklılığa bir bakalım.
Burada olayımız, sıradan bir suç olan hırsızlık vakası olsun.
Bir adam gidiyor ve; “Şu şahıs benim malımı çaldı diyor”.
(Yargılama şekil ve süreciyle vaktinizi almayacağım)
Şeri mahkemenin netice olarak kararı el kesmedir.
Adamın eli kesilir.
Demokratik hukukta ise karar hapis cezasıdır.
Burada; “Malım çalındı” diyen kişinin, bir süre sonra, o çalındığını sandığı malını bulduğunu ve bu durumu yine yetkililere haber verdiğini düşünelim.
Hapisteki adam, savcılık emri ile hemen serbest kalacaktır.
Şeri hükümle, eli kesilen adamın eli ne olacak?
Ne olacak söyleyeyim.
Aç kalacak.
Serbest olsa dahi o kişi, toplum o kesilen eline bakacak ve dışlayacak.
Her yerde “masum” olmasına rağmen, o kesik eli toplum tarafından yargılanacaktır.
Burada, gerçek Demotike’yi yansıtabilmek için kullandığım dili, takdir ve yorumlarınıza bırakıyorum.
* * *
Bugünü, aldığım başka bir eleştiri konusuna cevap ile tamamlamak istiyorum.
Eleştirileri topluca bir özetleyecek olursak;
“Onca önemli konu var. Dışta olsun içte olsun, bunların pek çoğuna dokunmuyorsun bile”
Günde kaç yazı yazabilirim? Bu yazı ne kadar uzun olabilir? Okuyucu, zamanını birtek Demotike’ye mi ayıracak? diye başlayıp upuzun bir cevapta mümkün.
Ama başka türlü anlatayım.
Lütfen dikkat ediniz. Demotike dedik. Halkın anlayabileceği dille anlatmak diye yıllar önce yola çıktık.
Sadece belli bir kesimin anlayıp yorumlayabileceği, derinliklerden bilhassa uzak durdum.
Okumayla pek arası olmayan insanlara basit anlatılı güncel en önemli noktaları sunmaya çalışıyorum.
Bunu yaparken, dikkat etti iseniz; bakış açısı verme çabasındayım.
Yine kısaca izah etmeye çalıştığım eleştiri konusuna, okurlarıma saygı çizgisinde ancak bu kadar cevap verebilirim.
Açık yüreklilikle söylüyorum; Ötesini “siz” beklemeyin.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Yazılarınız ve yorumlarınız bence oldukça çok ve yeterli konuyu kapsıyor. Bazı konulara da başka yazarlar değinebilir.
Dostça Kalın.
Sağolun.
Valla yalan söylememeyi, gerektiğinde anlamsız dargın ve küskünlüklere rağmen önde tuttum.
Dün de böyleydi, yarında böyle olacaktır.
Ben, bilhassa anlaşılır olmak için çaba sarfeder, elimi taş altına sokarken, kimsenin nazını da çekemem doğrusu.
Yazdıklarımda, çizgimde ve ötesinde bakılacakların hepsi ortada. Meşum, muğlak, estetik yapı ve görünümler peşinde olsam, burada bu yazıları kaleme almazdım.
Katkınız ve samimi yaklaşımınıza teşekkür ederim.
Dostçakalın.
Yorum Gönder