17 dostum, ortak bir istekte bulunmuşlar.
Kurultay öncesi CHP ile ilgili olarak bir şeyler söylememi, muhtemel adaylar hakkında görüşlerimi ve kurultayın CHP’ye kazandıracağı yeni rüzgar konusunda ne düşündüğüm hakkında, bilgilenmek istediklerini yazmışlar.
Kıymetli dostlarım;
Öncelikle şunu bir kez daha yineliyeyim.
Değil CHP, tüm ciddi partileri sürekli olarak izlemekteyim. Takdir edersiniz ki bu zaten olmazsa olmaz. Ve bu izlemlerimi (hele bir dişe dokunur olay var ise) sizlerle zaten paylaşmaktayım.
Ülkemiz; gerek Siyasi Partiler Yasası’ndan ve gerekse “Statüko”cu anlayışlar nedeni ile dünden bugüne değişimler kolay yaşanmaz-yaşanamaz.
Burada, lider sultası ve genelde parti kuruluşlarındaki “yöneten” çekirdek kadrolar yada “varoluş” nedenleri, partinin taban ve yapısında ne tartışılabilir ne de değişimine gidilebilir. Bu konuda fikir beyan etmek bile pek o kadar kolay değildir.
“Demokrasi”, “demokratlık”, “Partinin demokrat olması gereği” geçin bunları. Bunların hepsi boş şeyler. Partilerde yaşanan gerçekler bunların çok ötesindedir.
Partilerimiz tarihine baktığımız zaman bu net olarak ortada. Sadece birkaç istisna yaşanmış hepsi o.
Burada hemen belirteyim, o birkaç istisna siyasi tarihimize çok ciddi açılımlar getirmiş, yeni liderleri önümüze koymuş, hatta ülkemiz için son derece (siyaseten) önemli açılımlar yaşanmıştır.
Şimdi gelelim CHP’nin kurultay öncesi bugünkü durumuna.
Birkaç ismin adaylığı söz konusu. Bu adayların tavır ve söylemleride (yada bundan sonra söyleyecekleri muhtemel söz yada politik yaklaşımları deyin) zaten belli ve malum.
Hele CHP gibi bir yapıda, Baykal’a eleştiri getirmeden aday olmak mümkün olmaz.
Ve bu adaylarda bunu yapmaya başladılar bile.
Bu adaylar, tabandan gelen filan değil, zaten yukarıda olanlar.
CHP’de, o Mustafa Kemal’in kurup, demokratik bir şekilde İsmet İnönü tarafından savunulan-korunan ve uygulanan “demokratik” işlerlik ve uygulamalar bugün mevcut değil.
Hele Bülent Ecevit döneminde bu “demokratik” sistem en üst seviyelere taşınmıştır.
Ama bu partinin kapanması ve sonra da “emir”le açılması sonucu, bu “demokratik” taşların tamamı bir daha onarılamayacak şekilde yerlerinden oynatılmıştır.
Rahmetli Bülent Ecevit, laf olsun diye mi, başkanlığı sırasında kapatılan bu partinin yeniden açılması “emri”ne karşı çıkmış ve açılmasına katkıda bulunmamış ve hatta “demokrasi özürlüler”in eleştirilerini bu konuda ölene dek almıştır.
Yuvası, tabanı, temeli olan CHP’ye açılmasına karşı çıkarken, DSP’yi “kimseden emir almadan” kurma çalışmalarına girişmiştir.
Bugün dahi, acaba hangi “demokratım”, “halkçıyım”, “solcuyum” diyebilen ne kadar insan bu davranışın ve duruşun “haklılığını anlayıp, hazm edip, saygı duyup” rahmetli Ecevit’in hakkını - haklılığını iade edebiliyor.
Bu ülkede (hiçbir dost ve bilhassa CHP’li olanlar, darılmasın gücenmesin. Eğer doğru bir tane ise ki; madem öyledir, gerçek te şu sözlerimdir) gerçekten “demokrat”, “halkçı”, “solcu” CHP’de bu nitelikleri bulamaz.
Alternatiflerin nerede ise “yok” gibi olduğu zaman parçası içinde, CHP’ye destek vermeye çalışan, tabandan hareketle “yönetimi” CHP’ye yakışan ve olması gereken noktaya çekmeye ve tekrar yapılanmasını sağlamaya çalışan dostları tenzih ederim.
Ederim ama, bunun imkansız olduğu görünmesine rağmen hala inat edenlere de “esef” ediyorum.
Kapandığı güne kadar CHP’de, daha kurulum aşamasından itibaren de DSP’de taban hareketlerinde eşimle birlikte yer aldık.
Sayın Rahşan Ecevit’in, ilçe yönetimlerinin “demokratik” bulmadığım bir uygulama ile denetim altına alınması konusundaki uygulaması nedeni ile bu partiyi de “aktif çalışmalarımdan” çıkarmak zorunda kaldım.
Dostlarım; Samimiyet ve iyi niyetinize saygım nedeni ile “kişisel olarak yaşadıklarımı” da açıkça sizlerle paylaştım. Olası bazı sorularınıza “tahmin ettiğim kadarı ile” da açıklık getirmeye çalıştım.
Netice olarak şunu söyleyebilirim; CHP’de değişen yada ufukta değişmesi muhtemel hiçbir şey yok. Hatta Baykal’ın yerine (şu ana kadar ortaya çıkan yada gördüklerimiz kadarı ile) pekde ihtimal vermiyorum ama başka bir aday geçmiş olsa bile. CHP’deki yapısal bozukluk, düzeltilemez. Bir partinin yapısı (Ülkemiz şartlarında) kolay kolay değiştirilemez.
Aslında bakmayın siz. Sayın Baykal pek çok şey yapmak istedi. Partinin elitleri, bu değişim için az emek sarf etmediler. Ama olmaz. Olamaz.
Halkın partisi olduğu gerçeğini unutmasalar ve “yürekli” davranabilselerdi, bu gerçekleşebilirdi.
Ama bugün “yüreklilik”te bu partiyi kurtarmaz.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
6 yorum:
Kıymetli dostum;
CHP ile ilgili şu satırları kaleme alırken içim sızlamadı dersem, yalan olur.
Ama doğrular ne kadar sızlatsa ve acıtsada söylenmeli. O partiye az emek vermedim.
Ne varki; bu söylediğim de "kapanmış olan" CHP için geçerli. Adının dışında, başkaca hiçbir benzerliği yok bugünkü CHP'nin.
O nedenlede vicdanende müsterihim.
Yazımda da değindiğim gibi; bir dönem alternatifsizlik (DSP hariç) yoktu.
Ama bugün CHP'nin, bırakın alternatifi gerçek sol ve halkçı parti var. Bu maalesef DSP'de değil.
Önyargılardan uzak, geçmişle hesaplaşmaları da (eğer tamamlayabildi ise kişi) aşabilmek erdemine sahip ise "sol" parti, ulusalcı, cumhuriyetçi, halkçı parti var.
Bazı dileklerin var. Gayet normal.
Dileklerin gönlünce olsun derim.
Sağlık ve mutluluklar.
Dostçakal.
merhaba,
öteden beri, partiler eski padişahlık sistemleri gibi yönetiliyor, ülkeye büyük zarar verdiklerinin farkında değiller mi acaba? O koltukta Japon yapıştırıcısı olduğuna inanıyorum, kimse bırakmak istemiyor:)kendilerini değil de, ülkeyi ön plana aldıklarını göremeden gideceğim:))iyi geceler diliyorum
Sorun yok. Yorum gelmiş.
Ülkeye verdikleri zararı, bal gibi biliyorlar ama o koltuğun getirileri çok farklı şeylerdir.
Bir ifade vardır, sözde çok sevmek adına söylenmiş; "Ya benim olacak, ya toprağın". Bu asla sevmekle izah edilemez. Bu sevmek değil, "ben" merkezli sahip olma isteğidir ki; bu sevgi diye adlandırılmaz. Burada da ülkesini seven "ben" demez, eğer pozisyonuda buna uygunsa, ülkeyi en iyi idare edecek olana yada bu iş için diğer çalışanlara yol açar. Ama nerede... Şimdilik ütopya.
Korkarım, Bendenizde sizde bu asalaklardan kurtulduğumuz günleri göremeyeceğiz. Çünkü, bu bugünden yarına olacak bir iş değil. Temelde kültürel bir değişikliğe ihtiyacımız var.
Ama bu milletin "kul" ümmet olma sevdası iktidarda iken önümüzdeki en iyimser 40 yıl zaten çöpe atılmış durumdadır.
Beni bağışlayın. Yalandan umut dağıtmak gibi bir işi yapamam.
İstesemde beceremem.
Dostçakalın.
Hani Baykal için diyorlarya "iktidar olmamak için var" diye. Ben şöyle de düşünüyorum.
Bu bozuk (düzelmesi için asır gerek) düzende iktidar olsa ne olacak ki, 6 ayda halk hüsrana uğrayacak. Öyleyse ülkeye yararlı ne yapılabilir?
AKP gibi bir parti ve seçmenleri bu ülkenin gerçeği. Bunları yok sayamayız, önleyemeyiz. Ama bir yön verebiliriz.
Bana kalırsa Baykal, dışarda kalarak bir misyon yüklenmiş. Amacı "Doğuya giden geminin" rotasına az da olsa etki edebilmek. Öyle değil mi?
Zaten birimiz doğuya birimiz batıya gitmeye çalışırken yerimizde saymaz mıyız? Biz, batıda olduğu gibi ışığa birlikte yürümeliyiz.
Korkarım daha uzun yıllar CHP iktidar olamayacak.
Bu kokuşmuş düzende bunun bir yararıda yoktur zaten...
Yazılarınızı ilgi ile okuyorum.
Kutlamanıza da teşekkür ederim.
Sağlıcakla kalın.. ozgan
Ziyaretiniz için teşekkürler.
CHP'nin konuşacak ve tartışılacak dahi bir yanı (Şu an için) yok.
Bu konuda farklı görüşü savunanlar olabilir. Ama bizler, kaybedecek vakit olmadığını düşünenleriz.
Bu hali ile CHP, ülkemize hiç bir katkıda bulunamaz. Seçimlerde başarı şansı diye birşeyde söz konusu değil.
Kendisini "solcu" olarak tanımlayan çok. Bizlerde, o topluluğun içindeyiz. Ama bir farkla. Partimizi (şu an için) zaten bulduk. Bulmak zorundaydık. Bir güç oluşturmak gerek. Birses, bir hareket gerek. CHP parti olacak diye beklemek lüksüne sahip değiliz. Ülke elimizin altından gidiyor-alınıyor.
CHP'ye, hala gönül bağı - vefa borcu çizgisinde bakmanın bedelini çok pahalıya ödeyeceğiz yoksa.
Her yanımızdan çepe çevre çevrilmişken bekleyemeyiz.
"Bizim çizgimizdeki sol" bu şekilde düşünüyor ve uyguluyor.
Bakın, CHP yeterince ülkemize vakit kaybettirdi.
"Hayır. Kaybettirmedi. Bu görüşe katılmıyorum" diyebiliyor musunuz?
Sağlık ve mutluluklar dilerim.
Dostçakalın.
Yorum Gönder