“Dağdaki çoban”ın verdiği oydan bahsediliyor.
O “dağdaki” zaten kendi “hür” iradesi ile oy vermiyor ki…
Daha kaç kere yazacağım.
“Dağdaki çoban” bu ülkede milletvekilliği yapabiliyor.
“Dağda çobanlık” bile yapamayacak kifayetsizler, başbakan olabiliyor.
“Çoban”ın oyuna varana dek, masaya konulması gereken başka “kifayetsiz muhterisler” var.
“Çoban” bile olamamış insan kılık ve maskeliler “aydın” diye dolaşıyor, gazetelerde köşe yazarlığı yapabiliyorlar.
Bu insan müsveddeleri kamusal alanda sayılamayacak kadar var. Poturları ile şalvarları ile paçavra üniformaları olan türbanları ile.
2 Gündür makaleleri – köşe yazılarını didik didik ediyorum. (Zaten hep yaptığım iş)
Malum aklıbaşında “insan” duruşu sergileyenler yazılacakları zaten yazdılar. Ama bakmaya devam ediyorum – arıyorum. Demokrasi “davulcuları” çıt çıkarmıyor.
Ülkemizin Meclisinde milletvekiline (hemde, tartışmasız olarak haklılığı olmayan – gerçek anlamda tahrik anlamında söylüyorum. Yoksa tahrikte saldırı nedeni olamaz) önce kürsüde ve sonrada oturduğu yerde saldırılıyor, bu arada kameralar kapatılıyor, tutanakların bir kısmı yok ediliyor, el kamera ve fotoğraf makineleri toplanmaya kalkılıyor, meclis güvenlikçileri saldırıyı yapanlara arka çıkıyor, daha neler neler…
Ne oluyor be?… Burası dingonun ahırı mı?… Kim bu adamlar, “çoban”ları meclise kim alıyor?
Bu soruları demokrasi ahkamı kesen zavallıların sormasını beklemiyor, ben soruyorum.
Demotike…
Recep ül Tayyip, saldıranları kınamak yerine arka çıkıyormuş…
Ne yapacaktı. Ne bekleniyor. Ne bekliyorsunuz.
“Ben bu ülkeye şeriat geleceğine inanmıyorum…” diyebilen avanaklar oldukça, bekleyin bakın daha ne haltlar yenecek bu ülkede.
Şeriatın kalesi olan şehirlerde dolaşıp, lokantada et yemek, 2 dükkana “Selamünaleykum” çakmakla olmuyor bu işler.
O şehirleri elinde tutan tarikatlara girdin mi Ahmet Ağa…
O şehirlerin, halka istihdam yaratan alt yapısında “yeşil sermaye” ne kadar aktif bilir misin? İstihdah elbette güzel şey ama, sadece bu istihdamın “yandaşlara” sağlandığını da gördünmü o şehirlerde…
Ve o şehirlerde “mafya”nın yaptığı gibi, tüm işyerlerinden “Allah yolunda toplanan para”lardan, aslı “haraç”larında hangi tarikatlara uçurulduğunu bilirmisin?
Et yiyerek mideni değil, yiğitçe araştırarak kafanı doldur.
O bilgiyide, bu ülkenin adam gibi adam insanları ile paylaş. Bize aydın olmayı böyle bellettirdiler.
* * *
Bir dostun, antibiyotik kullandığını yazısından öğrendim. Geçmiş olsun.
Hayatın anlamı, yaşanan günün anlamsızlık yada amaçların azalması ve hatta yok olması, yine bu hayatın içinden. Söylemeye kalkarsam, edecek çok sözüm var.
Ama sözü etmek değil, “sözün özünü etmek” asıl olan diye düşünenim.
O nedenle şöyle söyleyeceğim: “O el ki, hasta yatağında hala o kitaplara uzanıyor. Demek ki, amaçta var, sorumlulukta. Ne var ki; sözünü ettiğim o “sorumluluk” var ya. Ne kadar çabalasan, hep bir şeylerin eksik kaldığını düşündürüyor…”
Aynı duyguları, her saniye DemotikE’de yaşıyor.
Tekrar geçmiş olsun.
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
5 yorum:
çok şükür yeniden samimi ve dürüst yazılarınızı okumaya başladım.. Kaleminize ve yüreğinize kuvvet sevgili demotike..
Yazılarımı, samimi ve dürüst bulmanız, bendeniz için onurdur.
DemotikE'nin en içten saygıları ile.
Teşekkürler.
Dostçakalın.
Tekrar merhaba,
Nazik s�zlerinize �ok te�ekk�r ediyorum, ben de ziyaretinizden onur duydum, sa�olun.
foto�raf konusunda i�imi rahatlatt�n�z, e-maille geldi�i i�in link kaynak g�steremedim yoksa en az�ndan kaynak bir link g�steriyorum...sonu�ta benim ticari bir site de�il in�allah ho�g�r�rler:))ben de arkada�lar listeme sizi ekledim, blogcudaki sitenize de girdim, y�netim taraf�ndan gitmeye zorland�n�z� okuyunca �ok �a��rd�m ve �z�ld�m, nas�l olur b�yle bir �ey!!! K�n�yorum! rezalet!!!
sa�l�cakla kal�n
sadece dediğinizi uyguladığımı ve becerip beceremediğimi görmek için yazdım. isterseniz onaylamayın sevgili demotike.
Oldu.
Tamamdır.
İyi akşamlar.
Dostçakalın.
Yorum Gönder