BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

14 Nisan 2008 Pazartesi

Perinçek olayı ve gerçekler

BOP projesini, Türkiye’de ilk kez dile getirip, ülke üzerinde oynanan Ortadoğu planlarının uzantısındaki (eş başkanlar bilmem neler) kukla yöneticileri deşifre edersen…
Türkiye’deki olmayan muhalefeti inatla göreve çağırıp, bir muhalefet partisinin gerçekten yapması gerekenleri açık yüreklilikle ortaya koyarsan…
Ülkenin onuru için, sözde tasarılara karşı durup, Avrupa’ya kafa tutar ve hatta yabancı ülkelerde mahkemelere düşersen…
Yenilenen dünyada “Artık komünizmin beşiği bile değişti” diyerek, parti olarak ulusal sol çizgiye yerleşerek, tüzüğünü bayrağını, amblemini bile değiştirirsen…
Solun, solculuğun yakın gelecekteki tek kalesi olma yolunda isen…
Hiçbir parti, kişi, kurum ve kuruluşa diyet borcu olmayan ülkemizin en eğitimli insanlarını içine çekmeye başlamış, halen üye olarak ülkedeki en yüksek eğitim ve kültür düzeyini elinde bulunduruyorsan…
Bu partinin adı dahil, başkan ve yöneticilerinin gazete – TV – radyo gibi genel yayınlarda olmaması görünmemeleri için kapı arkalarında satışlar yapılıyorsa…
Gerçek bir sol partide zaten olması gereken; kimseyi diyet borçlu hale getirmemek, kimseye ulufe dağıtmamak, toplumda kimlik sahibi olan kişilere payeler ve artı avantajlar sağlamıyorsa…
Sol partiyim deyipte yönetim kadrolarını, müteahhitlere, ihale takiplerinden mamalananlara açmıyorsa…
Kendine bağlı yayınlarda sadece ülke menfaat ve çıkarları doğrultusunda, açık yüreklilikle her şeyi ortaya koyuyor, bu ülkede yenen herzeleri tek tek ortaya koyuyorsa…
Avrupalı siyaset stratejistleri; “Yer altına itilmeye çalışılan muhalefet”, “Türkiye’de olmayan solun tek sesi” diyorlarsa…
Mustafa Kemal Türkiyesinin tek savunucusu durumunda isen…
Ulusalcılığı sözde değil, özde benimsemişsen…
Radikal İslamcıların “en büyük korkusu”, “İktidarın, yolundaki en tehlikeli taş” isen…
Ülkemizdeki; tüm bölücü mihraklar için, yakındaki en büyük tehlike olarak görünüyorsan…

Siz;
Sayın Perinçek.
Oradan kolay kolay çıkamazsınız.
Ne akıllıca bir oyun ama değil mi?

Kamuoyunun tepkisini çekecek, infial yaratacak İlhan Selçuk gibi bir isimle beraberce içeri alınmak.
Sayın Selçuk serbest bırakılınca, zaten tüm sesler kısılmış olacak.
Sonrasında; Sayın Selçuk’la mülakatlar, röportajlar basında sayfa sayfa yer alacak…
Köşe yazarcıkları bu hedefe odaklanacaklar. “Vah vah” çekecekler…
Ama bu arada gerçek hedef kişi içerde kalmış olacak…

Nasıl yedirdiler ama…
Yedirirler…
Biz, toplum olarak ayağımıza kurşun sıkmaya devam ettiğimiz süre elbette yedirirler.
Her zaman söyledim söylüyorum. “Bu adamları hafife almayın. Dış güçlerle dirsek temasındalar, planlar dışarıda kotarılıyor” diye…

Futbol takımı tutar gibi parti tutmak, avanta peşinde koşmak, rant ve mevki kaygıları, bu yaşadığımız gerçekler.

Aziz Nesin’in bir kitabı vardır; “Biz adam olmayız”
Bende şöyle düşünüyorum: “Biz adam olamayız”…

Dostçakalın.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Sevgili Dostum Demotike,
T.İ.P (Türkiye İşçi Partisi) üyesi
iken, 1966 yılında birlikte
kovulduğumuz, FKF (Fikir Kulüpleri Federasyonu)'nda omuz omuza
çalıştığımz, kadim dostum sevgili Perinçek'in bu kaçıncı sayamıyorum, ama bir kez daha "kodese"
tıkılmasını buruk bir
memnuniyetle karşıladım. Yargılama sırasında yargıçlara ve tüm Türkiye'ye gerçekleri apaçık ve zehir zemberek haykıracağından
hiç kuşkum yoktur.
Bu yazınız için kutlarım sizi.
Ayrıca, blog sitemi ziyaret ederek bir konu hakkındaki hatırlatmanıza da teşekkür ederim. İkazınız doğrultusunda yazı metnine parantez içinde (Yafes) eklemesini de yaptım ve yorumunuzun altına da kısa bir açıklama koydum.
Okursanız sevinirim.
Saygılarımla...
Ergun Demirel
erdem 43 blogcusu.