Dün yaşananları sakın unutmayın…
İktidarın “Fetullah”çı askerleri (polis) dün gerçek bir prova yaptılar…
Son derece başarılı bir prova…
Şimdi kaleme alacaklarıma “dün” olduğu gibi bugünde, yarında “felakat senaryoları yazıyorsun” diyenler olacak…
Bunlara alıştım artık. (Yıllardır yazdıklarımın hangisi “yalan” çıktı) dediğimde “susuyorlar” ama…
Çok değil. Sadece son seçimden sonra, iktidarın neler yapacağını, planlarında neler olduğunu tek tek yazmadım mı. (Demotike’nin yazı arşivi – yakın tarih) hepsi orada duruyor. Daha eskilere gerek bile yok.
Her neyse, şerefsizlerin “yok” saydıklarını ve kendilerini geçelim. Zaten sözümüzde onlara değil. Vatanhainlerine – vatanı satanlara – maşalara – yağdanlıklara bugüne dek, söyleyeceklerimi söyledim, “imana” çağırdım.
Allah korkusu olmayan “imana mı gelirmiş” ama olsun, DemotikE görevini yapmış oldu…
Hadi Çankaya’dan başlayalım…
Devletin parası, zaten içinde askeri birlik bile olan, ağır silahlar olan, doğrudan asker koruması olan Çankaya Köşkü’nün daha bir güçlendirilmesi için harcanıyor. Zırhlı camlar bilmem neler.
Cumhuriyet yıkılıp, İslam Devleti kurulunca Çankaya Padişah Sarayı olacak çünkü.
Korumasıda askerden alınıp, İslam askerlerine verilecek. Çünkü; ABD’nin BOP programı içinde ülkemizin askeri gücünün yok edilmesi var. Olmayan askeri güç mü Çankaya’yı koruyacak. Adı bugün tam olarak konulmamış olan (tarikatlar ve cemaatler bu konuda daha anlaşamadılar. Her birinin kendi İslam askeri birlikleri var. Bu nedenlede her biri kendi kullandığı ismi empoze ediyor. Ama önemli değil, iş o noktaya gelince problem kolay çözülür) kendi askeri birliğini kuracaklar. Hali hazır ordumuzun elindeki mühimmat ta bu İslam askerlerine aktarılacak. Ordu yine var olacak ama bu sembolik ve bugünkü dünyanın 5. büyük ordusu olma niteliğini yitirecek. Zaten temelde ABD’nin en büyük korkusu (şu an için) bu ordunun var olması. Bu ordunun bir şekilde yok edilmesi yada gücünü kaybetmesi, ABD’nin Ortadoğu’da daha da rahat at oynatmasına olanak sağlayacak. Planın temeli bu.
Bu işler, bugün başlamadı. Burada bunları tek tek yazmak öyle pek kolay değil. Çok uzun hikaye bu. Ayrıca bu hikayenin içinde, başka başka küçük küçük nice hikayeler var.
Bu hikayelerden biri, ABD’nin Irak’a çıkarmasından öncelere rastlıyor. Ordumuz o günlerde doğrusu çok daha akılcı yaklaşımlarda bulunmakta…
Bir hikayede de, Ordunun bu dönemlerde özel kuvvet güçleri oluşturmaya başlaması. Yüzünü gerçek anlamda dünyaya dönmesi.
Bu hikayenin başka bir parçası, “uyarı” olarak “çuval” olaylarını yaşamamız…
ABD, güdümlü (CFR’nin beyin katkısı ile) Türkiye’de “Ilımlı İslam” projesinin hayata geçirilmesi, tarikat ve cemaatlerin tek tek kulakları çekilerek “destek olun” denmesi hikayeleri….
Ve tabi bu arada ABD’nın, Eşref Bitlis'in uçağını düşürüp, Ordumuzun oldukça önemli “
Beyin takımı” komutanlarını yok etmesi hikayesi de vardı sahi.
Radikal İslamcıların ülkemizde öncelikle polise kancayı takması boşuna değildi. Görüldüğü gibi “dün” bunun meyvelerini toplamaya başladılar.
Bu iş “emir kulu”, “ne yapsın ona verilen görevi yerine getiriyor” diye izah edilemez.
Ne yani; ben polis olsam amirim bana; “Vatandaşa copunu vur” derse, vatandaşa o copu vuracak mıyım… Hayır…
Amirimi, böyle bir “hukuk dışı”, “insanlık dışı” uygulamaya beni zorladığı için hukukun her kapısına baş vuracak, bu şerefsiz amirin deşifre olmasını sağlayacağım.
Sürülmek korkuları, açığa alınmak korkuları filan geçin bunları. Adamlık bakkalda satılmıyor. İnsanlık “emir kulluğuna” değişilemez. Gerçek insan değişmez.
Tabi bu adamlar “aptal” değil. Kadrolarını daha başta “gözü dönmüş, eli kanlı katillere, halk düşmanlarına, cumhuriyet düşmanlarına” boşuna açmadılar…
Dün polis, Taksim’e çıkmak isteyenlere, kortej oluşturmak isteyenlere değil. Cumhuriyetçi – halkçı – laik insanlara saldırdı. Polisin bakış açısı bu idi. “Cumhuriyetçiler “düşman”, Taksim’e çıkmayacak.” Olay budur. Fetullahçı polisin başka ne şekilde davranmasını bekliyordunuz…
Bakın artık bu olaylara alışın… Mademki bu ülkede, “şeriatın geleceğine inanmadınız”, “mademki bu ülkede Radikal İslamın at oynattığına inanmadınız”, “mademki bu olaylara, demokrasinin cilveleri dediniz”, “mademki şeriat gerçeğine karşı hiç bir şey yapmadan oturdunuz”, “mademki bu şerefsizlerin maşası – yağdanlığı oldunuz”, “mademki bu namussuzların sırtından mamalandınız” artık ağlamayın.
Ortalıkta da aptal aptal; “Ne oluyor.” soruları ile dolaşmayın.
Nerede ise 1 yıl önce; “Artık çok geç, Radikal İslam ülkemizde öyle bir çöreklendi ki, artık koparıp atmak çok zor” dediğim zaman, olmayan beyninizle benimle alay etmeye kalktınız.
“Yalancı” ve “iftiracı” olduğumu utanmadan sıkılmadan söylediniz.
Elbette başını zamanında ezmediğiniz yılan, bugün sizinde “baş belanız” oldu…
Ne bekliyordunuz.
Taksim’e elbette artık hiçbir grup çıkartılmayacak ve Taksim’de “muhalefet” sesi olmayacak. Çünkü o Taksim, bu adamların planlarında kendi “sesleri” için kullanılacak.
Yandaşı olmayan ve muhalifler, bu alanda ibret-i alem için cezalandırılacak.
Çok fazla değil. Az kaldı. Bunları yaşayacağız.
DemotikE, o alanda onurlanmaya hazır bir cumhuriyetçi vatanperver.
Peki siz… Siz hazır mısınız…
Dostçakalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
Ben bu hükümetin yapılacak olan ilk seçimle gideceğine inanıyorum, bu korkunç planları yapıyor mu gerçekten emin değilim ama yapsa bile başaramayacağına inanıyorum, Atatürkçüler, laikler her zorluğun üstesinden geleceğiz..
saygılarımla...
Üzgünüm.
"Üstesinden gelmek" işini, herkes birbirinin sırtına ata ata buralara geldik.
"Laf"la olmuyor. Maalesef, cumhuriyetçiler olarak elimizde bunlarla mücadele edecek, demokratik örgütlere sahip değiliz. Ben, daha önceleri, CHP ile olmaz, "bu yol batağa" götürür dediğim zaman harkes arkasını dönüyordu.
İlk seçimden bahsediyorsunuz, bakalım öyle bir seçim olacak mı?
Çok fazla umutlu değilim, ama olursada yine iktidar AKP'dir.
Halkımız, yediği ve yiyeceği tekmeyi fark etmiyor.
Eeee... Allah'ın sopası yok. Bu ülke insanı bunu çoktan hak etti.
Olan, "kurunun yanındaki yaş"lara olacak.
Dostçakalın.
Sayın hocam
Kaç gündür, bilgisayarımda sorun vardı. Bu nedenle size cevap veremedim.
Bu elimde olmayan nedenlerden dolayı özür dilerim.
Benim için yazdıklarınıza gelince.
Sizden, bir ders daha aldım.
Demotike hocam olgunluğunu yine gösterdi.
Ona karşı "hata yapmış" olanı dışlayarak, elinin tersi ile itmedi, arkasını dönmedi.
Ne mutlu bana, "hoca"mı doğru seçmişim.
Eğer, sizde "elim öpülecek kadar büyük değilim" diyorsanız ellerini burnumuza uzatarak "öp" diyen kompleksli cahilleri ne yapacağız.
Saygılarımla.
Onların ellerini öpün.
Çünkü, büyüklüklerini kanıtlayacak başka hiçbir şeye sahip değiller.
O insanlar, ancak bununla mutlu olabilir.
Bırakın, olsunlar.
Bunu onlardan esirgemeyin.
Aksi davranış, zaten anlamaları ve tanımlamaları mümkün olmayandır.
Dostçakalın.
Yorum Gönder