İşçiler, sendikalar, halk toplanıyor.
Taksim’e 1 Mayıs’ı kutlamaya hazırlanıyor.
Bu coşku içinde hazırlık yapıyor…
Toplanmaya başlayan bu gruplara iktidarın askeri (polis) saldırıyor.
Üzerinde en fazla bayrak ve pankart olan silahsız bu vatan evlatlarına polis gaz bombaları, coplarla saldırıp yollarını kesiyor. Panzerleri üzerine sürüyor.
Polis bu vatan evlatlarına karşı takviye güçlerde almış, “düşman” vatanevlatlarına “geçit vermemek” için tüm gücünü kullanıyor. Damlarda keskin nişancılar ellerinde silahlar.
Taksim tam bir abluka altında, geçmek bile yasak.
Tepede helikopterler “düşmanın” hareketlerini adım adım takip ediyor.
Tek eksikleri, Radikal İslamcıların (İslam askerleri) aralarında değildi. Birde onlar olsa tam olacaktı.
Ne güzel olurdu aslında; “Allah-u Ekber” nidaları ile tarikatların (İslam askerleri)de bu vatan evlatlarının üzerine salınsa idi.
Ama hak vermek lazım. O “güç” sonraya saklanıyor tabi. Şimdilik iktidarın askerleri (polis) bu iş için yeterli.
“Ayak takımına” polis yeterde artar bile.
TV’lere bakıyorum. Hepsi sus pus. Hatta sus pus ne…
Taksim’de, insan onuruna yakışmayan olaylar oluyor. Halka eziyet ediliyor. Faşist saldırılarla insanlık hiçe sayılıyor. Pek çok kanal utanmadan eğlence programları yayınlıyor.
Radikal İslamcıların “mama”ları ile mideleri öylesine şişmişki, midelerinin gurultusu ve osuruk seslerinden Taksim’i duyamıyorlar.
Aferin yakışır…
Koskoca ülkede, sadece birkaç cumhuriyetçi ve halkçı kanal, halkı yaşanan faşist saldırılardan haberdar ediyor, bilgilendiriyor.
Yazıklar olsun…
Bu mudur habercilik, özgür basın. Bu mudur “basın”ın halk için olması…
“Aslan medya önderleri”; sıkılmak - üzülmek - yüzün kızarması, nedir bilir misiniz?
Halka ve ülkesine karşı görevini (habercilik) yapmamış olmak nedir bilir misiniz?
Bunun bir de adı vardır. Onu da bilir misiniz?
Bu olayı ört-bas etmeye çalışan, halktan gerçekleri gizlemeye çalışan, halkı yaşanan gerçeklerden (haber olarak) mahrum edenler, iktidar yağdanlığı ve maşası olanlar…
Aslında yüzünüze tükürmek var ama.
Tükürüğümün “onuru” adına bunu yapmayacağım…
Neymiş efendim; “Provokatörler işe karışır”mış…
Neymiş efendim; İstihbaratlar alınmış ta, “canlı bombacılar” olacakmış.
Neymiş efendim; PKK’nın bugüne özel “özel planları” varmış.
Mış mış mış….
Kavuğuma anlatın…
Yemezler o aldatmacaları…
Hiç mi miting alanları görmedik. Hiç mi miting alanlarında alınan önlemlere şahit olmadık…
Böyle bir duyum varsa var… O halde önlemini bu yönde al…
Bugün geçit vermez kontrol noktalarında aramalar yapar ve vatandaşın böylece Taksim’e çıkmasını, “gün”ün insan gibi kutlanmasını bal gibi sağlardın.
Bu imkansız mı…. Hayır.
Ama amaç zaten İşçinin – halkın Taksim’e çıkmasını engellemek.
Çünkü Taksim bu ülkenin “ses” olarak en büyük “arena”sı…
O arenada, “kendi sesleri” çıkana kadar başka “ses” istemiyorlar…
Ülke rejim değiştirdiği zaman bu “arena” kullanılacak.
“Cezalar” bu “arena”da verilecek…
Bugün kimseye içimden “dostçakalın” demek gelmiyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
Allaha şükürler olsun ki! bu belayı da az zayiatla atlattık demişlerdir.
Orantılı müdahale uygulayacağız deyip de, orantısız şiddet uygulayanlar.
Taksimde türbana özgürlük mitingine ılımlı yaklaşacakları belli olanlar; Askerlerimizi şehit eden PKKlılara bile böyle şiddet uygulamıyorlar.
Ellerinde karanfillerle 100 yıllık mücadele ile hak edilen işçi bayramını goministlere ölüm havasına girerek orantısız şiddet uygulayanları esefle kınıyorum.
Sayın hocam
kıymetli demotike.
Bana çok kızdığınızı biliyorum.
Bu satırları beni affetmeniz için değil. Duygularımı anlatmak için yazıyorum.
Dün gece uyuyamadım.
Haklıydınız. Her yazınızda her sözünüzde hatta her harfinizde olduğu kadar bana kızmakta haklıydınız.
Ben de bilmiyorum aslında durup dururken size kalkıp taksime gitmeyin demek nereden çıktı.
Düşünüyorum yaşlısınız, mücadeleci bir kişiliğiniz var. Size birşşey olmasın kaygısına düştüm. Oysa bu haddimi aşmaktı. Ve bunu yaparken o kadar kör baktım ki, size bir şey söylemek isterken ortalığı kırdım döktüm.
O an bunu hiç farketmedim inanın.
Nasıl ki cevabınızı suratıma tokat gibi yedim işte o an ne halt yediğimi anladım.
Dediğim gibi sizin affınızı beklemiyorum çünkü ben kendimi hiç affetmeyeceğim.
Her zaman söylersiniz ya onu hatırladım. Bakmakla görmek evet ben görmedim ama şimdi bakıyorum ve utanıyorum. Ne varki takdirinize bırakarak şunu ekleyeceğim. ben asla bugün taksimde onur savaşı veren işçi kardeşlerimizi aşağılamak yada yaptıklarını emeklerini hiçe sayıyor değilim. Benimki ağızdan çıkan talihsiz kelimeler oldu.
Bana hocam deme diyorsunuz.
Diyeceğim evet ben başarısız bir öğrenci olabilirim ama öğrenmeye devam ediyorum. siz reddetsenizde benim hocamsınz bu şerefi taşımaya devam edecek demotike benim hocam diyeceğim.
Ellerinizden saygı ile öperim.
Sayın Çağlayan.
Yazdıklarınızı okudum...
Şöyle söyleyeceğim.
Ben yaşlı bir adamım. Dünden bugüne bazı şeyleri "unutuyorum".
Daha sonra, boş bir vaktiniz olduğunda bana olanları yeniden anlatırsınız.
Yanlız bir hususa dikkatinizi çekerim. DemotikE asla el öptürecek kadar büyük değildir.
Dostçakal.
Yazınızı okuduktan sonra tek bir şey söyleyebiliyorum: Yazıklar olsun:((( 1 Mayıs'ın barış içinde, kolkola, huzur içinde geçeceği günlerin gelmesi dileğiyle....
Yorum Gönder