Atatürk ilke ve inkilapları travma yarattı…
Dengir Fırat’ın bu sözleri, 2 gündür sürekli zihnimi meşgul ediyor.
Ve dünkü maçtan sonra köşeme çekilip, bu konuyu düşünmeye devam ettim.
Adam haklı…
Atatürk ilke ve inkilapları gerçekten travma yarattı…
Bir ulus düşünün.
Her yanına düşman çizmesi basmakta. Buna sözde yönetim alenen göz yummakta, ülkeyi haraç mezat satmakta. Valiler, kaymakamlar ve diğer mülki amirler, yabancıların yanında kuklaya döndürülmüşler. Devlet hazinesi “Yağma Hasan’ın böreği”. Halk eğitimsiz, 2000’de bir yada iki kişi okuma biliyor. (Arapça’nın öğrenilme zorluğu ve ayrıca 3 farklı Arapça’nın yanı sıra Farsça’nın kullanılıyor olması)
Dahasını zaten biliyorsunuz ayrıntılara girmeyeceğim.
İşte bu noktada biri çıkıyor. Mustafa Kemal. Ve bir avuç vatan aşığı.
Elleri ne kelime, kellelerini taşın altına koyuyorlar bu vatan için…
Ümmetten devlete geçiyor ülke. Adamlığa adım atıyor.
“Bağımsızlık karakterimdir”, “Yurtta sulh cihanda sulh” deniyor. Ve “Muasır medeniyet”ten, bahsedilip, “Bir ulus gücüne, yalnızca kendi gücü ve güçlerine dayanmazsa, onun bunun oyuncağı olur” denerek, Avrupa’ya da adamlığın ve milletin-ulusun gerçekte ne olması gerektiğini gösteriyor.
Cumhuriyetin 15. yılına kadar bu ülke nasıl bir gelişme gösterdiği konusunda fikri olan var mı? Tarihçiyim diye geçinip, AKP yalakalığı yapan kepazeler, “Aslında Osmanlı ülkeyi satmadı, savaşların tarihleri yanlış” diyecek kadar gözleri kararmış…
Evet… Bir travma yaşandığı gerçek. Ama bu travmayı Türk ulusu değil, Avrupa ve içimizdeki işbirlikçiler ile din bezirganları yaşadılar.
Bu cumhuriyetin gelişiminde, yapılan tek hata (Avrupa’nın da baskısı altında kalan İsmet İnönü’nün çok partili döneme geçiş için çok erken davranmış olması. Henüz hazır değildik.. İşte bugün net olarak görünüyor ki; Pislik tam olarak temizlenmemişti. 5 yıla daha ihtiyaç vardı. Her vatandaşa henüz ulaşılamamış, Mustafa Kemal’in özellikle irdelediği aşiretler konusu çözülememişti.
Bu konuda çalışmalar başlamış olmakla birlikte, nihai sonuç alınamamıştı.
Zaten, DP’nin de işe bu aşiretleri yanına alarak başlamış olması, Mustafa Kemal’in bu konudaki haklılığını ortaya koymakta.
Demokrasi kahramanı, milli şef yakıştırmalarını yaptığımız İsmet İnönü’nün de yaptığı büyük hatayı ortaya çıkarmakta…
İster kabul ediniz ister etmeyiniz…
Avrupa, İslam dünyasını ve İslam ülkelerini, dini yapısını da kullanarak küçük – fakir – sömürü aracı olarak istemektedir. Bu plan zaten genellikle başarılı bir şekilde oturdu.
Fakat, Türkiye…
her şeye rağmen Türkiye çok farklı.
Diğer İslam ülkelerine “Demokratik” yapısı ile ağırdan da olsa büyümesi ve gelişmesi ile kötü örnek oluyor. Diğer İslam ülkelerinin yönetimleri bundan muzdarip.
Monarşi – oligarşi ile yönetilen ülke insanlarının gözleri aslında hep Türkiye’de, bunun farkındalar…
Avrupa’lı büzüktaşlarına bu konudaki sıkıntılarını aktarıyorlar…
Eeeee…… Anlayın artık…..
Bu travmanın, birileri tarafından ne şekilde yaşandığı gerçeklerini…
Dostçakalınız.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Merhaba,
Çok talihsiz bir beyanat! Artniyetle söylenmemiş olsaydı anlardık, hiçbirimiz o kadar salak değiliz, kimse kusura bakmasın "tüm devrimler travma yaratır" diyerek bizleri salak yerine koyuyorlar, zira sözcük artniyeti belli ediyor, devrimler ülkeyi sarsar, sallar ama travmayı sizin de belirttiğiniz üzere o ülkenin yanlış yolda giden kişileri yaşar, Fransız devrimi Fransa'yı sarsmıştır, Ekim devrimi Rusya'yı sarsmıştır, "sarsmıştır" derken 'kötü'anlamda değil, yeniliklerin yarattığı sarsılmayı kasdediyorum, bu sarsılma kötü/olumsuz yönde değil, tam tersine olumlu/iyi yönde olmuştur, hani bir insan abuksabuk davranır da, şöyle iki omzundan tutup bir güzel sarsarsınız kendine gelir, Bolşevikler de Çar'ı sarsmasaydı perişan Rus halkının hali acaba ne olurdu? Allah Atatürk'ten bin kere razı olsun ki, sarsarak bizi kendimize getirdi, travma geçirenler "ah, keşke İngilizler'in Yunan'lıların sömürgesi olaydık" diyen vatanhaini satılmışlardır, bunların Türklüğünden şüphe etmek gerekir...
sağlıcakla kalın
Katkılarınız için teşekkürler.
Fransız ihtilali ve Ekim devriminden bahsederken, kullandığınız dile dikkat ettim.
Kutlarım...
Bu konularda boş bilgilere sahip olmadığınız fark ediliyor...
Ne mutlu size... Ve ne mutlu bendenize...
Gençleri bilgi sahibi görmek.
Böyle bir ülkede.
Tekrar teşekkür eder ve kutlarım.
Dostça kalın.
Yorum Gönder