BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

6 Temmuz 2008 Pazar

Paçalarından da kültür dökülüyor bazılarının...

Düşünce tarihi hakkında bilgi sahibi olmadan, siyaset ve politikaya soyunmak, hiç öğretmen görmeden, eğitim almadan okuldan diploma almaya benzer.
Bunu daha önce yazılarımda anlatmaya çalıştım. Sanırım dostlarım anımsayacaklardır.

Yalnız burada bir şeye daha dikkat etmek gerek, sadece resim yada beden öğretmeni ile geçirilen eğitim dönemi de yukarıda anlattığım aynı sonucu doğurur.

Ve bunun dışında iyi bir eğitim almak, o okulda hocalara ve iyi bir öğretime rağmen öğrencinin içinde öğrenmek hevesi yoksa sonuç olarak sadece palavradan bir diploma sahibi olmanın ötesinde getirisi yine olmaz.

1500’lü yıllarda yaşamış Montaigne ile ilgili konuşabilmek – onu anlayıp anlatabilmek için düşünce tarihini hatim etmiş olmak, bunun dışında örneğin yine Montaigne’den bahsederken yaşadığı 1500’lü yılların gerek coğrafya ve gerekse de yaşam biçimini bilmek gerektir.
Bu donanıma sahip olmadan ham laflar etmek, Montaigne yada bir başka düşünce adamından söz etmek kişinin aczi durumunu doğurur.

Papağan yazarımız; kaleme sarılmış, millet “Vay be ne kültür sahibi breh breh…” diyecek umudunda. Yazı aralarında Montaigne’in “demokratik” ve “insan hakları” yaklaşımlarından söz etmeye kalkışıyor.

Beyim, o dönemde “demokrasi” Avrupada bile emeklemeyi yeni öğreniyordu.

Evet… Netice olarak, illada farklı değil ama “serbest düşünceyi” öğretme çabasında bir adamdı. Ama asla, serbest düşünceyi “aykırı” ve “mantık dışında” kabul etmemiştir.

Bu onaltıncı yüzyılda babadan kalma düşünce kalıplarını “farklılaştırmak”, başta dini tabulara yerleşik yasalara eleştirisel yaklaşım çocuk oyuncağı olmamakla birlikte, başkaca düşünce adamları da Montaigne’e ilham ve cesaret kaynağı idi.
Ve hemen ekleyelim; (Almanya Tarih Araştırmaları bürosu verilerine göredir) Yine o dönem Avrupasında okur – yazarlık oranı (1500-1550 arası) % 47.

Montaigne, Denemeler’de “önce” itibariyle düşüncede kendisinin de çoğu kez “paradokslara” düştüğünü itiraf eder.

Son söz:
Gerek düşünce tarihi ve gerekse düşünce adamları, eser ve biyografileri olarak başucu kitaplarımız elbette olacaktır. Ne varki; asla o gün ile bugün karıştırılmadan.

Yoksa, bizlerde bugün Radikal İslamcıların peşinde koşan “zavallı – biçare” takımının düştüğü duruma düşeriz. Onlardan hiçbir farkımız kalmaz.
Adamlar ne diyor; “Peygamber efendimizin yaşam biçimi”.
Ve sonuç, diş macunu yerine misvak, pantolon yerine potur giyerek, nur içinde yatsın sevgili peygamberimizin bugün yaşasaydı sopa ile kovalayacağı adamlar olup çıkmak var işin içinde.

Kula kula kulluk etmeyen.
“Aydınım” deyipte lafını eğip bükmeden söyleyen dostlar,
İyi pazarlar dilerim.

Dostça kalın.

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Merhaba,
Peygamberimizin yaşam biçimini uygulamak...
evet 1400 yıl önceki gibi giyinelim, hatta otobüsle değil deveyle seyahat edelim, bilgisayarları da kıralım, mürekkeple derilerin üzerine yazalım..ampul yerine mumla aydınlanalım..maşallah hiçbir böyle yapmak istemezler..altlarında son model cipler! gemicikler.. maşallah bir lokma, bir hırka!!!...
sevgiler, selamlar

Demo dedi ki...

İyi pazarlar...
Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az deriz ya...
İşte olay bu...
Ben, sadece kenarından geçtim, ama siz tamladınız.
Katkınız için teşekkür ederim.
"Aklın yolu birdir" diye boşuna mı demişler.
Sağlıklar dilerim.
Dostça kalınız.