Dostlarım;
Tanım ve ifadeler o kadar çok ki, çözüm olarak aşağıdaki şekli uygulamak zorunda kaldım.
Dilerim, bu şekilde yardımcı olmuş olurum. Aksi takdirde bir yazı anlatısı içinde bunları tek tek irdelemenin zorluğunu, sizlerin takdirlerinize bırakıyorum.
JÖN TÜRKLER
1895’ten sonra 2. Abdülhamit’e karşı muhalefette bulunanlar. İttihat ve Terakkiciler. 1909’da İttihat ve Terakki’nin iktidarı ele geçirmesine dek muhalefetlerini sürdürenler.
TURANCILIK
Dünyadaki bütün Müslüman Türkleri tek bir yurt ve bayrak altında toplayıp, birleştirmeyi amaçlayan, militarist, ırkçı, ütopik siyasal düşünce.
JAKOBENLİK-CİLİK
Fransız Devrimi sırasında, merkeziyetçiliği savunan, cumhuriyetçi dindarlar. Günümüzde, merkeziyetçiliği savunan görüş.
ŞOVENİZM – (Kavimcilik vb.)
Irkçı – bağnaz – tutucu – gerici.
Buradan başlayarak, mantıksız milliyetçilik yada sözde yurtseverlik. Tartışma ve eleştiriye tahammülü olmayan, körü körüne hayranlık ve bağımlılık. Daha ilerisinde ise düşmanlık ve kışkırtmacılık.
BURJUVAZİ
Sadece kapitalist rejimlerde (Liberalizminde kapitalizmin ikiz kardeşi olduğunu unutmadan) üretimi ve üretim araçlarını, dolayısı ile parayı elinde tutarak – kullanarak, fakir halkı (devleti – hükümeti de kullanarak) sömüren egemen sınıf – kişi.
ARİSTOKRASİ
Soylu – zengin – büyük bir ailenin devlet yönetimini ele geçirip, bu durumun (hanedanlık) süreklilik alması şeklindeki yönetim biçimi.
PROLETERYA
Kapitalist rejimlerin, hiçbir sosyal güvence vermeyip, buna karşın olabilecek en yüksek vergiyi aldığı, (zengin ve sermaye sahiplerinden yok denecek az vergi alabilmek, sömürü sistemini sürekli kılabilmek için) bütün geliri, sadece satabileceği iş gücü olan ve çalışıpta kazanamadığı durumda sefalete düşebilecek (hukuki güvenceleri de elinden alınmış) sınıf, kişi, kişiler.
MİSYONER
Ülkesi için vede onun düşünce-din ve ülküsüne kendisini adayan ve yandaş bulmaya çalışan kişi. Bir anlamı da; Hristiyanlığı yaymak için başkaca ülkelerde gönüllülüğü ile görevlendirilen din adamları.
KÖLE-KÖLELİK
Özgür olmayan, alıp-satılabilen, mal olarak görülen ve bir mutlak sahibi olan kişi.
Totaliter bir güce boyun eğmek zorunda olan kişi. Herhangi bir kişinin özel ve keyfi isteklerine boyun eğmek zorunda kalan – bırakılan kişi.
Tüm ekonomik özgürlük ve gücünü, siyasi yada diğer baskıcı yöntemler kullanarak, bir kişi yada toplumun elinden alarak kendine muhtaç duruma düşürme.
ENTEGRİZM – ENTEGRASYON
Aynı yada benzeri – yakını her siyasi oluşumu içine alan, birleşme ve bütünleşmeyi öngören siyasi düşünce.
ŞANSÖLYE
1960 yılına dek Almanya ve Avusturya başbakanlarına verilen ad.
BOY
Eski Türklerde, ortak yönetilen siyasi topluluk.
BEY
Küçük bir topluluğun veya (yine küçük) devletin (genellikle Türk-Moğol) başkanı - yönetmeni – yöneteni.
BEYLİK
Merkezdeki büyük (genel) yönetime tam olarak bağlı olmayan ufak devlet yada yönetim.
NOT: (Boy-Bey-Beylik için)
Gelişmiş devlet geleneklerine ve uygulamalarına sahip olmayan, bazen oligarşik ve bazen monarşik yapıya sahip merkezi yönetimler, genellikle toplulukları (göçebeler – çadır yerleşimleri vb.) ellerinde güvenle tutabilmek için yöneticilerine bir takım payeler vermek durumunda kalıyorlardı. Yukarıdaki anlatıları bu gerçek çizgisinde değerlendirin.
(Devam edecek)
Dostça kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
2 yorum:
Merhabalar dost,
davetiniz üzere buraya da demir attık, bakalım sonu neye varır.
Hoşgeldiniz.
Hayırlı olsun.
Umudur odur ki; Daha huzurlu olacaksınız.
Dostça kalın.
Yorum Gönder