BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Siyasette "izm"ler - Siyaset sözlüğü (3)

MARKİ – KONT – VİKONT – DÜK (SENYÖR)
Soylu aileden gelen (zengin…) bu kişilerin hepsi, kendi topraklarına sahiptir. Senyörler diye tanımlanırlar.
En ufak unvan DÜK, krala en uzak (soyluluk açısından) noktadadır.
Marki ise en yakın noktadadır.
Kralın verdiği bu ünvanlar, yine kral tarafından düzenlenebilir.
Bu senyörlerin ellerinde tuttukları toprakların büyüklüğü yada bölgelerinde sorumlu oldukları nüfusun sayısal değeri soy sıralamasını etkilemez.
Monarşilerde yada oligarşik yönetimlerde hiyerarşinin önemi çok büyüktür.
SULTAN
Bu unvan çok çeşitli şekillerde tanımlanmaktadır. Bize burada gerekli olan siyaseten açılımı ise; Sünni Müslüman hükümdarların (Tiran) kullandıkları unvan diyebiliriz.
ŞAH
Eski İran (Acem) ve Afgan hükümdarlarına verilen ad.
TİRAN – DESPOT
Devleti zorla ele geçirip, imkanlarını (başta ordu olmak üzere) kötü yolda ve kendi çıkarları için kullanan kişi – yönetici.
Adaletsiz, acımasız sözde milliyetçi görünen kara faşist hükümdar.
ÜMMET-ÇİLİK
Sadece dinin aynı olmasını esas alan insan topluluğu. Ütopikte olsa, bu düşünceyi savunmak.
RADİKALİZM – KÖKTENCİLİK
Konuyu basit ve güncel bir şekilde ele almayıp, içerikte teferruat ve ayrıntılara girme.
(İstismar ve çıkar hesapları, gerçekte gelişme ve ilericilik – uygarlık çizgisinde irdelenen ve zaten mantığı da o olan radikalizmi karanlık sokaklara çekmektedir.)
FUNDAMANTALİZM – KÖKTENDİNCİLİK
Dini düşüncenin, iktidar ve toplum yaşamına hakim olmasını savunan görüş.
Nerede ise her dinde görülmektedir.
KRAL-LIK
Tüm devlet otorite, yetki ve makamını vede makamlarını (denetleme sisteminin kesinlikle olmadığı – olamadığı) elinde bulundurup yöneten kişi.
Halkın, seçme ve seçilme hakkınında bulunmadığı, bu şekilde yönetilen topluluk.
PADİŞAH-LIK
İslam ülkelerindeki hükümranlık – hükümdarlık. Devleti elinde tutan ailenin yapısına göre, monarşi-oligarşi-faşizm tam merkezlidir.
(Kral-lık) taki tanım aynen geçerlidir. Tek fark çok ciddi bir şekilde yayılmacıdır.
İMPARATOR-LUK
Kendi topraklarını genişletmek ve büyütmek maksadını güderek, çevre ülkeleri kendi topraklarına katma ve bu şekilde çeşitli millet ve kültürlere sahip ve egemen olma durumu. (Emperyalizmin emekleme aşamaları)
EMPERYAL
Eski Avrupada yayılmacılık ve başka uluslara karşı kendi egemenliğini ciddi bir şekilde sağlamış, ekonomik kaynaklarını ele geçirmiş imparator.
İslam ülkelerinde bu tanım ve unvan hiç kullanılmamış olmakla birlikte, bu tanım padişah için de geçerlidir.
MİLİTARİZM – MİLİTARİST
Ülke yönetiminde askeri yönetim ve düzenin hakim olması.
Bu düzenin kurulabilmesi için çalışıp, savunuculuğunu yapan kişi.
PARTİZAN
Yalnız kendi partisinden olanlara imtiyaz sağlayan kişi.
Ve bu çizgiden olarak ölümüne (!) çalışan – çalışanlar.
Bu başlığın diğer bir tanımı da MİLİTAN’dır.
PARTİ
Bir siyasi görüş ve düşüncedeki kişilerin, örgütlenme suretiyle bir araya gelerek, bu görüş ve düşüncelerini program haline getirip, bu programı da halka sunmaları. “sunan kuruluş”
ÖNEMLİ NOT: (Parti ile ilgili)
Siyasi literatürde dine ve dini esaslara dayalı parti yoktur. Olması da zaten mümkün değildir.
Siyaset ve parti kavramları, demokratik halk topluluklarında seçme ve seçilme gibi temel özgürlüklerle başlar. Siyaset bilimi sorgulayan, alternatif sunan ve neticeten devletin ve halkın çıkarları doğrultusunda çözümler üreten bir yapıdır.
Oysa dinde asla sorgulama yapılamaz. Alternatifler sunulamaz ve temel kaynağın dışına çıkılamaz.
Bu şartlar siyaset ve politikanın elastik ve güncelleştirilebilen (çağa ve insana yönelik) olanakların dışlanması anlamındadır. Yani başka bir deyişle siyaset ve politika yapılamaz. Dolayısı ile bu şartlarda halka hizmet götürülmesi imkansızdır. Ancak; Bu tür yönetimler halkına asla tam olarak doyamayacağı aş, asla tam olarak sahip olamayacağı hür ve sosyal olmayan yaşam biçimleri sunar. Sözde seçme hakkı verip, halkın önüne isimleri kendi koyan yönetim siyasi ve politik değildir.
Peki bu şekilde yönetilen ülkeler yok mu? Elbette var.
Bu ülkelere dikkatle bakıldığında, siyaset mantalitesinin neden bu sistemi dışladığı açık ve net olarak görünür.
Şimdi burada son olarak bir hususa daha değinerek bu sayfayı tamamlayalım.
Siyaset bilimine ciddi olarak vakıf olamayan, yada başka bir deyişle ülkesindeki siyasi gelişmeleri ciddi bir şekilde takipten yoksun kişiler; “Ne olacak, dinci olmayan partiler halka daha fazlasını mı veriyor…” derler.
Bu nedir bilir misiniz? Matematik profesörüne; “2x2 neden 4 ediyor da altı etmiyor?” gibi bir sorudur.
Kimse kusura bakmasın ama biz burada, hiç değilse asgari bilgilere sahip insanlara hitap ediyoruz. Bu insanlara hayatın elifinden başlayarak bir şeyler vermeye soyunmadık. O işi aileleri ebeveynleri yapacaktı. Yok yapmadılarsa, bunun hesabını gidip yürekleri varsa ailelerine sorarak; “Beni neden (hiç) olarak yetiştirdin?..” desinler…

Dostça kalın
(Devam edecek)

Hiç yorum yok: