KOMÜNİZM - KOMÜNİST
Gerek uygulanış ve gerek doktriner olarak komünizmde pek çok farklı tanı ve ifade mevcuttur.
Bendenizin, burada bu karmaşık tanı ve ifadeleri sizlere sunma şansım maalesef yok.
Diğer konularda olduğu gibi, bu başlık altında da sizlere olabildiğince açık, karmaşık teknik ifadelerden arındırarak yalın hali ile komünizm gerçeğini sunmaya çalışacağım.
Toplumların, sömürenler - sömürülenler şeklinde bölünmüş olmasından beri bir direniş vardır ve bu direniş, özgürlük ve hakkını savunmaya giden yolun arayışı içinde olan ezilenlerin bir çıkış noktası umudu olarak kendini göstermektedir.
Komünizm, proletarya veya işçi sınıfının, kendi sesini aradığı, rakibinin yani burjuvazinin sesine göğüs germeye kalkıştığı ve burjuvaziyle mücadeleye girdiği dönemde ortaya çıkmıştır.
Sonuç olarak komünizm, kapitalist sömürü düzeninin ortaya çıkışının ve bunun getirdiği yeni ezme koşullarının ve özgürlükleri kısıtlamasının bir sonucudur.
Eskiyi değiştirmeye yönelik fakat eskiye nazaran daha ayrıntılı, daha tutarlı, daha doktriner, daha zor ve emek isteyen birçok yenilikçi hareket gibi komünizmde varolduğu günden bu yana birçok eleştiriye uğramıştır.
Hele ki; Sömürü düzeninin sahip olduğu yüksek volümlü ses, ekonomik imkanların verdiği küstahlıkla, ağızlara çalınan bir parmak ballarla, halk – işçi aslında kendi çıkarları için savaş veren, insana gerçek anlamda hakları konusunda saygılı olan bu sisteme düşman haline getirilmiştir ve günümüzde de bu durum aynen devam etmektedir.
Hele hele Müslüman geçinen ülkelerde bu saldırı, komünizmin dinsizlik olduğuna, komünist düşünce ve fikir adamlarının yanı sıra bu sistemi yönetenlere de “dinsiz” damgası vurulmasına kadar işi vardırdıkları görülür. Oysa, komünizm temel yapısı itibari ile asla dinsizliğe yer vermez. Şu farkla ki; İnsan hakları ve özgürlükler bağlamında bir dinsizde bu sistemde özgür ve hak sahibi olarak yerini alır.
Burada acı olan; halkın ve hele işçi sınıfının, ne olduğu, faydaları hakkında tam bir fikir sahibi olmadan kör gözüm parmağına komünizmi dışlama gibi hayati bir hatayı yapması…
Temel ilkesi; güçlü sınıfın güçsüz sınıfı ezerek kurduğu egemenliği yok edebilmek için, sınıfsız toplum yaratabilmek olan komünizm yada komünist düşünce, doğrudan halkı içine alarak sosyal yapıda kuramsallaşan ve üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı bir politik uygulamadır.
Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması, karşıt görüşlüleri için "ütopya" olarak nitelendirilip, bu sistemin topluma dayatılması halinde, toplumsal kaosa yol açacağı günümüze dek söylene gelmiş olmakla birlikte. Komünist rejimlerin uygulandığı ülkelerde kesin olarak böyle bir gelişme olmamış ve tam aksine halkın memnuniyetine sahne olmuştur. Esas itibariyle zaten bu aleyhte propagandalarda doğrudan, başta sömürü düzenlerine çomak sokulmasını hazmedemeyen kapitalist ve halk karşısında egemen durumda olmak isteyenlerden kaynaklanmaktadır.
Örneklere gelince çok ama burada 1 kaç tanesine değineyim;
Dağılan Rusya’da, bugün halk ve halklar yeniden komünist rejim uygulamasına dönülmesi için devlete sürekli olarak baskı yapmaktadır.
Küba gibi, ABD’nin dibinde yaşayan bir ülkenin halkına, doğrudan ABD “iltica et, vatandaşım ol, sermayen hazır” demektedir. Yıllardır süren bu çağrıya uyan hemen hemen yok gibidir.
Keza; Fidel Castro’da onlarca konuşmasında bu konuya değinerek; “Sizler, Küba’da yaşayan özgür insanlar. ABD’nin çağrısını hür iradenizle değerlendirmelisiniz. Çoluk çocuğunuzun geleceği için bu önemli kararı ancak sizler vermek durumundasınız…”
Buyurun gerisini siz yorumlayın.
Halkın en fazla kafasını karıştıran (ki; bu bilhassa yapılıyor) Leninizm-Marksizm kavgası olarak sunulan didişme. Burada en basit şekli ile bu farklılığı söyleyeyim; Leninizm’de burjuvazinin tamamen ortadan kaldırılarak, önce proleterya diktatörlüğü ve ardından sosyalizm aşamasına geçiştir düşünce. Marksist görüş ise; aynı sürecin sonucunda devletin ortadan kaldırılması söz konusudur. Yasaların koyduğu çizgide her sistem özerk olarak kendi kendini yönetmek durumundadır. Yıllardır amacından farklı olarak lanse edilen Polit Büro’nun gerçekte yapısal özelliği bu düşüncenin hayata geçirilmesindeki olası sorunları teker teker bulup, sonuç olarak çare aramak.
Evet dostlarım netice olarak, komünizmin tarifi bu kadar basit. Ayrıntılar ki; yine işçinin – emekçinin lehine olarak ekonomik politikalarda yatmaktadır.
Son söz olarak da şunu ekleyebilirim. Komünist rejim, bu tanım üzerinden hareketle, her ne surette ve her ne yapısallık içinde olursa olsun sonuç itibariyle sınıf farkını ortadan kaldırarak, insana “hak”ça yaşam sunarken, devlet ve yönetenlerinin de halkı sömürmek, sırtından haksız kazançlar kazanmasına da (çok az bir istisna dışında ki; bedeli ağırdır) izin vermez.
(devam edecek)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
4 yorum:
merhaba,nasılsınız ,eşinizede selamlar,blogunuz agır bir blog herkesin okuyabilecegi bir blog degil.ama doyurucu dogru bir blog.ben siyaset ve fikir yazmayacagım arada bir ugrayıp günlük dilden kısa sohbetler yapacagım bu daha zevkli.ortak yönlerimiz derseniz.ilk olarak kedilerimiz:)ogullar birde, bendede bekar iki ogul var.sizinki bir fazla.sorumluluk duygumuz..vatan sevgimiz.sıralasak çok özellik çıkar, neyse, siz belki konuların içindesiniz oyüzden gerçekçi karamsarsınız.ben ise uzagında hayalci mutluyum.gülün hamileligi belirginleşti mav mav derken anne oluyor haydut.hüsnü kısırlaştırıldı.hepimiz biraz hüzünlendik ama ev kokudan kurtuldu.ben gezide iken oglum birde tüylerini kestirmiş veterinere.gül hüsnüyü tanımıyor:)tıslıyor.linda nasıl . iyi olmanız dileyimle zehra
Gazeteci emeklisi bir insanım. Siyasette gerçek doğruların ne olduğuna vakıf olduktan sonra bir gazetede 25 senede emeklilik hakkımı bile bin güçlükle tamamladım. Hayatım siyasetin içinde geçti dersem bu abartı olmaz. Bu arada radikal islamcıların arasına kimlik değiştirerek girdim, yıllarca bu insanlarla beraber oldum. Her haltlarını öğrenerek kaleme aldım. Görüntü ve ses kayıtları elde ederek herşeyi belgeledim. Ama bu gerçekleri yayınlamak imkanını hiç bir yerde bulamadım-buldurmazlar.
Bu kayıtlar çoğaltılarak emin ellere teslim edildi. Aslında bugün kullanılması halka sunulması gereken gerçekler. Gelecekte zaten bir dini devlet olacağımız için hiç bir faydası olmayacak ama olsun.
Ben yazılarımı yaklaşık bin kadar dost ile e-postada paylaşıyorum. Ben asıl olarak bu kişilere yazıyorum. Çoğu bu sayfanın adresini bile bilmez. Aracı dostlar yazılarımı ulaştırır. Benim şahsıma ait bir tane msn'im var ve o da sadece çocuklarım ve akrabalarımca malumdur. Bunun dışında dostlarımla ortak kullandığımız MSN'ler vardır.
Bunun nedeni siyaset yazmanın ve hele bu konuda doğruları yazmanın bedeli Türkiye gibi ülkelerde, faili meçhuller arasına girmektir.
Karamsarım. Çünkü gerçekten çıkış yok. Sadece "yalakaların" yalanları ve artık saklanmaya gizlenmeye gerek duyulmadan açıkça yenen haltları net olarak görüyorum. Şu an ülkemizde ne muhalefet kaldı ve sivil toplum örgütleri. Daha ötesinde bir ordu vardı ki maalesef elimdeki veriler bu kaleninde kaybedildiği raporlarını vermekte. "Ama gelecek umutları" diyeceksiniz. Yarın bugünün devamıdır. Hiç bir hareket bugün mevcut değil. Bugün tohum atılmamış olan tarladan yarın neyi bekleyebiliriz. Tüm samimiyetimle söylüyorum. İnanın "Hayalci mutlu" olmanız daha güzel.
Bendeniz, mutlak gerçekler nedeni ile artık uykuya mahrumum. Gerçekleri bildiğim halde birşey yapamıyor olmanın acısını çekiyorum...
Gül, Hüsnü'yü bal gibi tanırda. Tepki olarak "tıslıyor"...
Kediler, evde eşyanın yer değiştirmesine bile kızarlar, dikkat edin bakın. Hüsnü'nün olayında duygusallaşmış olmanız normal. Ben bile duygulanmadım dersem yalan olur.
Selamınızı ilettiğim, eşiminde size çok selamı var. Hüsnü'nün olayına, sizin namınıza sevindiğini söylüyor.
(Bu bayanların yardımlaşması gibi birşey diye algılıyorum) :))
Linda iyidir. Sıcakla başı dertte. Buzdolabının kapağı açıldığında neredeyse içine girecek. Ona yasak olan mutfağa girmek için can atıyor. Çocuklar, 2 sene evvel "Klima işini biz halledeceğiz karışmayın" demişlerdi. Karışmadık...
Gelecek sene "karışmak" şart oldu :)
Dostça kalın.
30.08.2008
C2H6O
Bu ne diye sormayın, kimyacı olmayanlar için:
İçki yani etanol
Hani son günlerde Ankara’nın göbeğinde zabıtalar bunu için adam dövüyorlar ya, işte o…
Satarsın suç…
İçersin suç…
Avazım çıktığı kadar haykırdım: Irana doğru gidiyoruz, biz Türk’üz Iranı dahi geçeriz diye…
Din(letemedim)!
Sen oruç tutarsın, ben tutmam.
Sen 5 vakit namaz kılarsın, ben kılmam.
Sen camiye gidersin, ben gitmem.
Ulan sen kimsin, bana hesap soruyorsun?
Zamanı geldiği zaman hesabını ben vereceğim!
Neyse, …
Türkiye’de cüzdana göre iş yapıldığı müddetçe bu durum değişmeyecektir.
Laiklik ilkesinin temel amacı, toplumda inanç ve ibadet özgürlüğünü tesis etmektir.
Velev ki aldım…
Velev ki sattım…
Velev ki duymadım…
Velev ki görmedim…
Velev ki kabul ettim (yedim demeyelim ağır gelebilir )
Sözün özü velev ki diye, diye...
Adaletsizlik Kazıklama Partisi ile yola devam
Önder Gürbüz
www.gurbuz.net
Sayın Gürbüz;
Katkınız için teşekkür ederim.
Dostça kalınız.
Yorum Gönder