BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

22 Ağustos 2008 Cuma

Siyasette "izm"ler - Siyaset sözlüğü (8)

FAŞİZM - FAŞİST
Faşizm İtalyanca da ve İtalya’da gücün egemenliği olarak tanımlanır.Faşizm güçlü olanın haklı olduğunu savunan bir sistemdir.
Mussolini ülkelerin ancak savaş yoluyla gelişebileceğini iddia etmişti. Malum, savaşlarda güçlü olan kazanır. Ona göre bir toplum gelişmek ve yok olmamak istiyorsa güçlü olmalı ve savaşmalıdır.Hitler'in faşizmi nasyonalizm ve şovenizmden (milliyetçilik-ırkçılık) kaynaklanmaktadır. Ona göre Alman ırkı üstün ırktı ve diğer aşağı ırkları, üstün Alman ırkı ya yönetmeliydi veya yok etmeliydi.Eski faşistler kendi ideolojilerini emekçi kitlelere benimsetmek için sosyalizm maskesi takmışlardır. (örneğin; Hitler'in nasyonal sosyalizmi)
Faşizmin kaynağı eşitliği kabul etmemek ve üstünlük iddia etmektir. Bunun için kendi milletinin, ırkının üstün olduğunu savunanlar faşizme daha yatkındır.
Faşizm, bilinçsiz halk yığınları arasında en çabuk yayılma özelliği gösteren, kendi ülke ve insanını yok edici bir öğretidir.
Temel olarak Din, devlet yönetimi, üstün ırk tezi, psikolojik bozukluklar, faşizmin kanlanıp canlandığı ortamlardır. Din konusu dedim. Dinin asla (hangi din olursa olsun) faşizmle hiçbir ilişkisi olmamakla beraber, bu (izm) peşindekiler dini ve halkın dini duygularını kullanırlar. En büyük başarı alanlarından biride budur da dersek, hiç abartmışta olmayız.

Faşizm şiddet barındıran bir eğilim olup, genellikle destekleyicilerinde bir noktaya kadar sadistlik bulunan bir ideolojidir. Milliyetçilikle aslında hiç ilgisi yoktur. Faşist milliyetçiler tabii ki vardır, ama faşist dinci, faşist burjuva hatta faşist komünist de vardır. Çünkü faşizm sadece başka bir millete karşı duyulan düşmanlık değildir. Başka bir dinin, görüşün,rengin dahası ailenin ya da sosyal bir sınıfın yapısına – olma ve oluşumuna karşıda düşman yaklaşımlar faşizm olarak tanımlanır.
Şimdi burada dikkat! Sadece yalın sevgiye dayalı milliyetçilik kavramı ile özdeşleştirilmesi, tamamen yanlıştır. Ama ne yazıktır… Faşist milliyetçi her geçen gün çığ gibi büyümekte.

Faşizm, burjuvazinin en kanlı, en azgın kesiminin diktatörlüğü olarak da tanımlanabilir. Yani oligarşik-monarşik yapının egemenliğini sürdürmek için her türlü baskıcı yöntemi kullanarak iktidarı ele geçirmesidir.
Eğitimli halk yığınlarının faşizme destek verdiğini asla söyleyemeyiz. Burada ancak bireysel-münferit çıkarlar söz konusu olduğunda yada belli bir zümrenin (cemaat) çıkarları söz konusu olduğunda ancak aktif egemen eğitimli kişi-kişiler bunu kasten yapabilir.
Burada bazı yazarların yazılarına değineceğim. Faşizmin, İtalya-Almanya örneğinde halkın Avrupa’da ki yüksek eğitim düzeyinden dem vurarak; “Eğitimliden de faşist çıktığının kanıtı” derler. Hayır ördeğin ayağı öyle değil.
İtalya ve Almanya hareketlenmesinde, yayılmacılığın yanı sıra Yahudi soykırımı yapılmakta idi. Radyo yayınından başlayarak ülkelerde çok geniş çaplı sansürler uygulanmakta idi. Almanya’da ve İtalya’da ev ev kafatası avcılığı yapılmakta idi.
Keza burada başa dönelim. Yukarıda yazımın başlarında;
Eski faşistler kendi ideolojilerini emekçi kitlelere benimsetmek için sosyalizm maskesi takmışlardır. (örneğin; Hitler'in nasyonal sosyalizmi) demiştim.

Felsefi açıdan bakıldığında faşizm; Demokratik imkanlarla egemenliğini sürdüremeyen anamalcıların kaba güçle ezme rejimi olarak da tanımlanır.

Evet… Bugünü ve konumuzu bir gerçekle bitirelim.Avruda’daki faşist hareket, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra işsizliğin artması ve bundan ötürü de toplumculuğun gelişmeye başlaması üzerine toplumcu gelişmeyi anamalcılar yararına bastırmak için meydana çıkmış ve bu nedenle de bütün kapitalist partilerin desteğini kazanmıştır. Bütün siyasal güç ve karar, İtalya da Duçe (Mussolini) ve Almanya'da Führer (Hitler) adıyla anılan liderde toplanmaya başladı. İlkeleri " inanmak,itaat etmek ve savaşmak" tır. Faşizmin bir özelliği de, kaba güce dayanarak düşünce ve eylem özgürlüğünü yok etmesidir.Anamalcılığın, emparyalizm aşamasında kaba güce dayanan, sömürgeci ve baskıcı bir biçimi olan faşizm; İkinci Dünya Savaşı’nın sonunda emperyalizmin yeni koşullarına (ABD ulusal ve uluslararası politikaları) uygun düşmemesi ve onlarla çelişmesi yüzünden yıkılmıştır.
Olağanüstü açılım ve varyantları olan faşizm, neticede ABD’nin cebinde bulunmakta.
Bu silahı istediği ülkede, istediği şekilde kullanmakta.Son söz dedim de; Bizden ilginç bir örnekle biraz da beyin jimnastiği yaptıracağım.
İstanbul,Ankara ve Kocaeli gibi üç ilin vergi geliri, genel ülke gelirinin % 73'ine tekabül etmektedir.
Hemen anlaşılacağı üzere, hele hele Doğu ve güneydoğu illerinin katkısı hiç yok denecek kadar azdır. Kimin kimi sömürdüğü açıkça rakamlarla belli iken, bu bölge insanlarının hala utanmaz yaygarasını sizin yorumunuza bırakıyorum.

(Devam edecek)

Hiç yorum yok: