Dostlarım.
Bendenize; "Neden yazmıyorsun?", "Yaz." gibi yazılar gelmekte.
Yazılacak olanı yazdım. Türkiye'nin ülkemizin sürüklendiği uçurumu anlattım.
Bu çizgiden olarak, ülkemiz aydın ve yazarlarına imkanlarım elverdiğince ulaşarak; deneyimlerimi bizzat gördüklerimi - yaşadıklarımı dahası belgelere sahip olduğumu ve bunu paylaşabileceğimi defalarca anlattım.
Maalesef... Üzgünüm ama tespitim şudur ki; Bir avuç milliyetçi, gerçek vatansever aydın dışında, ülkesi için mücadele verecek "adam" mevcut değil.
Bırakın ülkesinin geleceğini düşünerek adımlar atmaya, tam tersi olarak bu ülkenin dibini oymak, ülkeyi bölüp parçalamak için ellerinden geleni yapıyorlar.
ABD - AB ve Müslüman örgüt vede ülkeler destekli, ülkemizdeki radikal islam başdöndüren bir şekilde büyüyerek, ülkenin tamamını nerede ise ele geçirmiş durumda.
Burada işin en acı yanı, temelde kürt yapısı ve ittifakları olan tarikat ve cemaatlerin ülkemizde dini kullanarak cahil halkı hem yönlendiriyor ve hemde sömürüyor olması.
Düşünebiliyor musunuz, çevrenize baktığınızda, irili ufaklı pek çok iş yerinde "sadaka kutuları" görürsünüz. Bunlarda genellikle "din eğitimindeki, kuran kursundaki, okuyan çocuklar adına yada cami yaptırılacak" diye yazılar bulunur. Oysa bu paralar PKK'ya gidiyor. Varın gerisini siz düşünün. Bu ülke ne hallere düşürüldü.
Daha dün akşam TV'de; Sultanbeyli'de 2 ailenin arsa yüzünden kapıştıkları ve silahların çekilerek, müsademe yaşandığını görmedik mi?...
O silahlara dikkatle bakan kim acaba?
Pompalı tüfekler, kalaşnikoflar, G-3 piyade tüfeği...
İşte radikal islamcılar böyle hazırlıklılar. Girilmesi araştırılması imkansız olan tarikat ve cemaat evlerinde ve pek çok tarikatlara bağlı mescit ve camilerde cephanelikler mevcut.
Uzağa gitmeyelim ve lafı da çok fazla uzatmayalım.
Şu milli maç hikayesine, devletin zirvesi olarak yaklaşımlara ve "malum" olan sonuçlara dikkatle bakın... Bakın bakalım neler göreceğiz.
Daha önce dediğim gibi, fazlaca bir umudum olmamakla birlikte, artık bıçağın kemiğe dayandığı şu noktada sadece Genel Kurmay'ın "tavrını" izliyor ve bekliyorum.
Gerisi sadece laf kalabalığı.
Dostça kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
11 yorum:
Anayasa Mahkemesi kararı sonrası, daha alçak perdeden, daha kararlı , emin ama ufak adımlar atılmaya devam edilmekte malum istasyona doğru.
Bu arada yeni Kurmay heyeti bazı politika değişiklikleri yapmakla birlikte Amerika desteği sürdüğü sürece köklü değişiklik beklenemez bence.
Olasılıklara karşın yazmaya devam kararındayım.
Dostça Kalın
Gerçekte haklısınız.
Siyaset ve politikanın matematiği ortada elbet.
Ne var ki; 3 boyutlu düşündüğümde, bazı konularda bazıları zaten istediklerini almış denklemi ile karşılaşıyorum.
Bunun üstüne kaymak olarak da; çaresizliğin getirdiği (ama şeriat devleti yerine tercihte mecburi kabul bulacak) bir darbe.
Bir diğer boyut BOP'un yeniden yapılanması (güncellenmesi) aşamasında ABD'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde kimseye hesap vermeden kullanabileceği üs-üsler gereksinimi.
5 uçak gemisinin hareket halindeki maliyeti (refakat gemileri dahil) 1 haftada, Türkiye'nin yıllık bütçesidir.
3. boyut Türkiye'nin komşuları ile kangren olmuş ilişkileri. Bu bozuk ilişkiler, global genel anlamdaki tüm ilişkileri çok ciddi etkilemekte.
Aydın geçinen dingilleri uyarırken aslında bu konuya bilhassa dikkat çekiyorduk. Örneğin; Ermenistan'ın dünyaya açılacak önemli kapılarından biri olan Türkiye kapısı malum. Hepsi bu mu? Hiç olur mu... Bunun enerji - kaynak transferleri ve işgücü, ticaret ayakları da var.
AKP'nin aslında olmayan "intihar" politikaları bazı Türki cumhuriyetlere ve islamcı ülkelere hukuki olmayan koridorlar açmış durumda. Bu sürekli çevre ülkelerin şikayetleri ve protestolarına rağmen Türkiye'de (sözde) muhalefet tarafından bile dile getirilmemekte.
Malumunuz veçhile, aslında 3 boyutun diyalektik açılımında sadece görünenler bu kadarla kalmamakta.
Bu dost söyleşisi içinde, 3 boyuttan hareketle(!) bazı ipuçları ile, bakılası ve önem arzeden konuları irdelemeye çalıştım.
Yazmak... Belki size tuhaf gelecek ama artık ağrıma gidiyor.
Gücüm yettiğince, politik anlatıda kullanılan (direk markajı) kullanıyorum artık.
Zaten, e-postada gelen sorulara verdiğim cevaplar yetiyor.
Dostça kalın.
Yahu birader sen ne yaptın böyle.
Durup dururken, gelmiş geçmiş en kral müzik parçalarını sayfanda çalıyorsun.
Ad vermiyim ama arabeskçilere, çingenelerin teflerine alıştırılmış insanlara müziğin gerçek güzelliklerini sunarak anlatabileceğini mi sanıyorsun.
Kedi eremediği ete mundar der misali. En fazla (Nostalji) der geçiverirler
Ama bana sorarsan. Sayende güzel şeyler dinliyorum. Bir arkadaş dediydi, git Demotika diye biri var tam senlik şeyler çalıyor diye doğruymuş.
Birde bu dönemlerde bir MAMBo vardı hatırlarsın sanıyorum o da varsa kaymaklı olacak bide buldum bu immeeemm den aldığınızı müzikleri ama ben indiremiyorum.
Hoşçakal ama bazı yazıları okudum aklım takıldı yine döneceğim.
İsimsiz dostum.
Müzik çok farklı bir kültür anlayışıdır.
"Dilerim bana öyle gelmiştir" Küçümsediğiniz bazı müzik unsurları da bir realitedir. Netice olarak ömürleri elbette yoktur ama benzeri gerçeklere dünyanın her yerinde rastlamak mümkün.
Tercih olarak dinlemeyebilirsiniz ama küçümsemeyin.
Sayfamda "bahane ile" aklınıza takılan şeyleri bulmuş olmanız sevindirici.
İmeem den müzikleri download etmiyorum. Sadece link alıyorum.
Bu sayfada dinlediğiniz parçaların tamamı zaten bende orijinal olarak (plak) mevcut.
Mambo var. Hemde Dean Martin'den. Aslında haftaya çalmayı planlamıştım ama bugün sizi mutlu etmeye çalışacağım.
Dostça kal.
merhaba nasılsınız linda nasıl eşinize selamlar.gül çok yakında dogum yapacak küçük hünsü ve güller gelecek vet.3 tane demiş.bakalım. mamboyu zevkle diledim.kendimi kübada buldum.yeşil ve maviyi seyrederken buldum kendimi .birgün gidip görmeyi çok çok arzu ederim.açıkçası başka bir ülkeyi bukadar merak etmiyorum:)sizin müziginiz beni oralara götürdü.arabeks müzik realite ama kötü bir realite.hele sabah dinledimi midem bulanıyor.selamlar.
Doğrusu, işte o bulantıyı hissetmemek için dinlemiyorum.
Bir söz vardır bilirsiniz: "Anlatmakla olmaz görmek lazım" diye. İşte Küba öyle bir yer... Aza kanaat eden, elindeki ile yetinen son derece kültürlü bir halk kitlesi. Sınıf diye bir olayın olmadığı, balıkçı teknesindeki sorumlu (teknenin sahibi yoktur. Tekne kooperatifin malıdır) dahil herkesin nerede ise eşit kazandığı bir ülke. Denizi ve yeşili tarif ise imkansız. Eski model arabalar dolu denir. İşin aslı, ustalar ve atölyeler belli modelleri üretme imkanına sahip. Bu da ellerindeki eski modelleri yenileyememelerinden kaynaklanıyor. Örneğin, Chavrolet görünümlü 0 km araçlar var. Rus yapımı motorlar takılıp çalıştırılıyor. Ve bu ülkenin bir yapısal özelliği olabildiğince yerli malı ve ucuz olması gerekliliği. Enflasyon - (eksi) düşünebiliyormusunuz. Gençken gidip (imkanımda vardı) yerleşmediğime bin pişmanım. Ve insan... Bu ülkede ondan daha kıymetli olan hiç bir şey yok.
Müslümanım diyen her ülkenin aslında uygulaması ve yaşaması gereken gerçekler.
Eşiminde size çok selamları var. "O yavrularla halini merak ediyorum" diyor, sizin için. :)
Linda iyidir de, artık eve gelenleri (Allah arttırsın, eksikliğini vermesin, bizde de çoktur) istemiyor. Gelen olduğunda yerine gidiyor ama sürekli konuşuyor (mav mav da mav mav) :)
Dostça kalın.
merhaba,
Abdullah Gül ile ilgili yazınızı hatırladım.
Ancak her şeye 'yalan, iftira' diyen çoğunluk için belgeler, kanıtlar da gerekecektir sanıyorum..yoksa sadece iddia, söylenti olarak kalır.
Mesela Deniz Feneri konusunda da 'yalan, iftira' diyorlar ama Alman savcı her şeyi belgeleriyle mahkemeye sunmuş, bize de belge lazım...
siz de dostçakalın:)
not: müzikler için ben de teşekkür ediyorum Dean Martin'i çok severim...
Kusura bakma ismimi yazmayı beceremedim, adım Mahmut
Bugün yine bakındım ama çıkartamadım.
Mambo için teşekkürler.
Yazıların bir kısmını okudum mambodanda çıkardığım fikir şu
Önce destek olmak ile yardımcı olmak valla bravo diyeceğim
beni bile kırmadın ya valla ne diyim, birde bu her yazının altında dosca kalın demekde farklı birşey olmuş.
Selamınaleykümden daha iyi yani
Ben öyle dikine konuşan adamım kusura bakma, yanımda arkadaşlar adama ayıp olmasın düzgün yaz diyolar ama ben içimden geleni yazdım, madem yazarsın zaten sen beni anlarsın öyle deyilmi. yani ben böyle düşünüyorum.
Ama rahatsız ettiysem kusura bakma hem beni eleştirdin ama sizinde arabeskten miden bulandığını bu arada öğrenmiş olduk.
Bende yabancı dilyok kusura bakma bir şarkı vardı bilmem bilirmisiniz pepitomi kola sol ça ça ça diye bişeydi.
O da varmı bir yerlerde.
Neyse iyi akşamlar.
Kıymetli Antartika;
Bunların hepsinin belgesi mevcut.
Ama sanırım takdir edersiniz bu belgeleri burada bu ortamda yayınlayamam. Resimlendir, bilgisayara at, oradan internet ortamında bir adrese kaydını yap, sonrasında adresi sayfada yayınla.
Yaşım olarak yapamam. Fakat, bu bilgileri dost grubumuza aktarıyorum. Bu konuda genellikle yayınlar zaten mevcut. Mahreçsiz yayınlanmasında zaten beis yok zira konu "anonim" durumda...
Blog ortamındaki okurun güvenip güvenmemesi gibi bir kaygıyı değil, hukuki sorumluluğu düşünürüm ki; bu da gerçekte elimde belgeler olması nedeni ile sorun değildir.
Deniz Feneri ile ilgili Alman savcının belgelerine gelince.
Biliyor musunuz? Bu belgeler Türkiye'yi bağlamaz. Keşke bağlasa ama maalesef öyle değil :)
Dean Martin'i inanıyorum, müziği seven herkes sever.
Kıymetli Antartika.
"Dostça kalın"
demeden acele(!) ile ayrıldım.
Kusura bakmayın.
Dostça kalın.
Sen bizdensin Mahmut kardeş.
Kasma kendini. Ben nerede ise bütün günümü "sen"-"siz" arasında geçiriyorum.
"Sen anlarsın" diyorsun ya...
Emin ol anlıyorum. Ötesinde, benim aslında "kurşun geçirmez"(!) olduğumu bilmeden elindeki minicik iğneyi hançer gibi kullanmaya çalışmanı da anlıyorum.
Yalnız bu arada Arapça bir kelime olan "Selam-un Aleykum"a niye sataştın onu anlamak istemiyorum.
Var olanı paylaşmak, hayat felsefem. Başka birşey diyemem...
Bahsettiğin parça şu an yok. Ama parçayı çok iyi biliyorum.
Yazını okurken; Mevlana-Fuzuli-Şair Eşref arasında dolanıp durdum.
Sana sağlık ve afiyetler dilerim, Mahmut kardeşim.
Dostça kal.
Yorum Gönder