İnsanımız; görmemek, anlamamak, bilmemek ve bilgi edinmemek için alenen savaş veriyor direniyor.
Tutturmuşlar bir “Deniz Feneri”dir gidiyor.
Deniz Feneri’nin; ne olduğunu, kimlerin organize ettiğini, milletin nasıl söğüşlendiğini, bu paraların kimlerin cebine aktığını, yıllardır kim anlatıyor?
Deniz Feneri ne ki? Denizde bir damla…
Tarikat ve cemaatlerin sayılamayacak kadar çok vakıflarına bağlı bir sürü yardım unsuru adı altında hortumcu dalavera mevcut.
Bu unsurlar; Batı Trakya ve Bosna’dan başlayarak, Çeçenistan’a, Gürcistan’a, Filistin’e, Afganistan’a bilmem nerelere kadar, sözde yardım adına uzanıyor. Dahası her deprem-tsunami ve benzeri doğal afette yine sözde insani yardım adına bağışlar toplanarak “lüp”letiliyor.
Hepsi bu mu? Hayır… Hiç bu kadarla yetinir mi bu Müslüman geçinen, Allah’tan korkmaz kuldan utanmazlar.
Daha evvelsi gün yazdım ama yine hatırlatayım. İrili ufaklı bir alay iş yerinde sadaka kutuları mevcut. Bunlar tarikat ve cemaatlere bağlılığın simgesidir. Tarikat ve cemaatler tamamen Kürt yapıya sahip olduklarından, bu paraların bir kısmı cemaat içinde kalırken bir kısmı PKK’ya aktarılmakta. Türkiye’deki tüm tarikat ve cemaatler gerek Barzani ve gerekse Talabani ile dirsek temasındalar.
Bir örnek vereyim; Yıllar önce Barzani’nin desteğindeki PKK grubu, Türkiye’deki bölgesel çalışmalar için sınırı geçip, Türkiye’deki destekçileri ile buluşma noktasına giderken, askerimizin durumu fark etmesi üzerine çatışma çıkmıştı. Bu çatışma, PKK’lıların buluşma noktası olan söz konusu köye kadar ulaşır. Köyü saran askerimiz, PKK’lıların teslim olmasını ister. Köyden gelen cevap; “Burada PKK’lı yok…”
Bir tam gün bekleyen asker, bu kez köye girerek arama yapmaya kalkar. İşte tam bu noktada Tüm ülke gazetelerinde manşetler atılmaya başlamıştır: “Asker, doğuda masum köyleri ateşe veriyor” diye. İşte böyle… Sen, neyin ne olduğunu bilmeden kamuoyuna yalan yanlış bilgileri, eksik bilgileri aktarırsan PKK’nın ekmeğine böyle yağ sürersin. Vatan hainleri, bu vatanın düşmanları da böyle “mazlum” rollerini oynarlar. Keza; Burada askerin düşürüldüğü kötü durum…
Haber basına tarikat ve cemaatler kanalı ile iletildi. Yani burada da PKK’ya yataklık yapılmış oldu.
Şimdi anlatacağımı iyi dinleyin lütfen.
Eğer bir işyeriniz varsa yada çalışanı iseniz mutlaka rastlamış olmanız lazım.
Yaşlı, saçlı sakallı bir ihtiyar. Genellikle hep yorgundur bunlar (senaryo gereği, Allah için bir iş yapıyorlar ya… Çok koşturuyorlar…) ve bir yere girdiklerinde önce; “Bir bardak su” isterler.
Daha sonrası; Genellikle cami yaptırma diye başlayan, sonrasında kuran kursu, yetimlere yardım diye devam eden palavra…
Bu ihtiyarlar, her bölgede (bilhassa Ümraniye ve çevresi) özenle seçiliyor, kılık kıyafetleri özenle hazırlanıyor. Ellerinde (yasal olmayan) makbuzlarda mevcut. Bunlar, belli saatlerde belli yerlerde buluşurlar. Otobüsler bu adamları alır ve planlı olarak seçilmiş bölgelere götürürler. Bu tam bir organizasyondur. Bu işle ilgili olarak çalışan (sadece İstanbul’da) 1500’ün üzerinde bir insan unsuru var. Tarikat ve cemaatler birbirlerinden haberdar olduklarından burada bir karışıklık çıkmaz. Ayrıca zaten birde bölgesel olarak paylaşım söz konusudur.
İşte bu yaşlı adamlar, gün boyu o dükkan senin bu işyeri benim dolaşıp dururlar. Şimdi sıkı durun. Bu adamların, sadece bir tanesinin günde en az topladığı nakit; 1000 Ytl.
Bu arada gaza gelip, bilezik ve yüzük veren mi ararsın, çek, hisse senedi veren mi? Daha bir gaza gelip, arsa, yazlık ev verenlerde pek küçümsenmez.
Akşam olduğunda bu yaşlılar yine belli yerlerde toplanırlar ve geri dönüş başlar. Fakat, bu geri dönüşte farklılık, araçlarda toplanan avantaları – keriz paralarını (aynen kendileri böyle söylüyorlar) tahsil edecek yetkililer bulunmaktadır.
Her şey yazılır ve teslim edilir. Ay sonunda bir ihtiyar ne kadar toplamışsa, o paranın (tarikatlara göre değişiyor) % 10 - % 15 - % 20’sini alır.
Şimdi yine dikkat edin. Niye ay başında ödeme yapılıyor diyeceksiniz ya…
Paranın bankada 1 ayda faiz getirisini hesap ediyorlar… Yani ihtiyarın hakkını, 1 ay sonunda bankadaki artı gelirden ödemiş oluyorlar. “Faiz haramdır” diyen çakalları gördünüz mü?...
Perpa gibi, sanayiler gibi çoklu işyerlerine sahip alanlar, bunların en büyük av bölgeleri.
Şimdiden, Kurban Bayramı (yolsuzlukları-hırsızlıkları) planlanmaya başlandı bile.
Dün bir söyleşide; “Yok canım. Bu Deniz Feneri işi burada kalmaz. Kimse ört-bas edemez. Görürsünüz…” demişti bir dost.
Kendisine; “Mercümek konusunu hatırladın mı?” dedim.
Dostumuz cevap verdi; “Ha. Babana rahmet be kardeşim, çok sağol… Bak bütün millet ramazanda mercimek fiyatı artacak demişti. Arttı mı? Artmadı. Arttırmazlar…”
İşte, (Süleymen Mercümek)’i bile böyle yalayıp yuttururlar adama…
Dostça kalın.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
10 yorum:
Selam
Yine ben Mahmut
Yazmalara alışkın olmanın avantacı ile giydirdinde giydirdin yani.
Bizi o kadarda cahil belleme bizde biliriz laf etmesini ama bu içine yandığımın yazması yokmu bu bana göre değil işte.
Harbiyiz işte ne yapalım. İlla billa doğru bildiğimizi diyoruz işte suçmu yani illada dalgamı geçmen gerekir ben kaç yaşında adamım hiç düşündün mü.
49 yaşındaki adam bu kadar faaliyette ise bu yaşta internette bişeyler yapmaya çalışıyorsa insan biraz olsun buna saygı eder.
Tamam okumuşsunuz ama gençliğin verdiği dalgageçme küçümseme burnu büyüklük hepside yerinde duruyor insanlarla samimi olmadıkça yakın olmadıkça, sevmekte insanı olmayınca böyle olur hep zaten.
İyi ki bir şarkı sordum bizim buralarda arkadaşlara maskara ettin beni
Anlamayacağından başka da birşey demeyeceğim
Hayırlı ramazanlar.
Mahmut kardeşim.
Herkez her konuda başarılı olacak diye birşey yoktur.
Bir konuda; eğer sende eksikliğini hissediyorsan, hem kendini geliştirecek ve hemde o konuda biraz dikkatli davranacaksın.
Şöyle açıklayayım; Ben şoför ehliyetine sahibim. Eğer bir araçta direksiyon benim elimde ise, hiç kimse hatta çocuklarım bile (hepsi ehliyet sahibi) bana yol tarif edemez.
Yaşa saygı denen şeyi, bugüne dek anlamadım, anlamak istemiyorum ve kimsede anlatamaz.
Eğer bu husus senin için önem arz ediyorsa, o zaman bilki sen benim kardeşim yaşındasın.
Ben, yazımda seni iğnelediğimi elbette kabul ediyorum.
(Yorumu okuyanlara bırakıyorum)
Ne varki, "maskara" olacağın birşey söylemedim, söylemem.
Bu yazına bile, aslında farklı şeyler yazabilirdim ama bunu yapmıyorum. Ben DemotikE herkese eşit davranırım. Bu eşitliğin elbette ölçüleri olacaktır. Gün geliyor diplomatla, gün geliyor tarlada rençberle, gün geliyor Avrupa'dan yabancı kültürün - kültürlerin insanları ile birlikteliklerim oluyor. İnsanımı - insanı sevmesem, saygı duymasam bunca yazıyı neden kaleme alayım.
İşin bu kadarını bile düşünmüyormusun. Dahası, ben bir gazetede köşe yazarlığı yaparak para kazanmıyorum. Yani bu işi para için de yapmıyorum.
Peki yaşına saygıdan bahsediyorsunda, yaşının gerektirdiği olgun düşünceyi neden ortaya koyamıyorsun.
Kusura bakma ama bunun sorumlusu ben değilim.
Sözlerimi bir mesajla bitireceğim dilerim beni anlarsın.
"Akıllı adam savaşa başlamadan savaşı kazanır, aptal ise kazanmak için savaşır..."
Dostça kal.
Not: Pepito adlı parçayı buldum. Çalıp seni hatırlayacağım.
Zeki Müren Hafız Burhan filanda var mı? :)
Selam yoldaşım.
Bir kaç parçada ben koyayım bu pazzle tamamlansın.
Devlet kaynaklarının şeyhlere-dervişlere aktarılması, devlet ihalelerinin cemaat adamlarına, yandaşlarına verilmesi, devlet arazilerinin nerede ise bedavaya yine cemaatlere dağıtılması, belediye kadrolarının yandaşlarla şişirilmesi, yine eski belediye çalışanlarının bilhassa muhalifse kapıya konulması, camilerde bile bu yardım aldatmacası içinde milletten para toplanması. Devlet kadrolarında adam kayırılması, okulları markaja alıp talebelerin ihtiyaçlarını cemaat işyerlerinden alınmasını sağlamak, devletin köklü gelir kaynağı olan KİT'lerin yine cemaatlere yada ortaklığına dağıtılması.
Ama dediğin gibi. Yutan enayi bu kadar çok olunca elbette yuttururlar adama.
Biz ise boyna yutkunuyoruz.
İyi pazarlar.
Kaliteli müzik olurda, bunların arasında Zeki Müren ve Hafız Burhan olmaz mı?
Caner kardeşim,
Katkılarınıza teşekkür ederim.
Bizim lugatımızdaki "yoldaşlık", aynı yola baş koyma ile tanımlanabilir.
Dostça kalın.
merhaba,nasılsınız,eşiniz nasıl linda nasıl ogullarınız nasıl:) tam asker mektubu gibi oldu:)ama herkesin hatırını sormayı borç biliyorum.gül daha dogum yapmadı.bekliyoruz.ama hınzır hüsnü kızı biraz kıskanıyor sanki?bu yaşıma kadar dini motifli yada devlet eli ile yada vakıf dernek gibi kuruluşlara yardım yapmadım.çünkü yerine ulaşmadıgını düşünüyorum.helede din olgusunu katıp özellikle yurt dışındaki vatandaşlarımızı sömürdüklerini az çok hepimiz biliyoruz, kombasan ihlas holding,şimdide deniz feneri,daha niceleri.din işin içine girdimi insanımız hemen inanıyor bilmiyorlarki din motivli kuruluşlarda ahlak, sosyal ahlak daha bir dikkat edilmesi gereken bir durum.deniz feneri davası umarımki birilerinin haksızlıgını ortaya çıkarır ve adalet önünde hesap sorulur.selamlar
Çok teşekkür ederim.
Değil ama "asker" mektubu olsa ne olacak? O mektuplar (şimdilerde çok az ama) sevginin ta kendisi.
Tek tek hatır sorup, selam yollamanız... Bu da sizin zarafetiniz ve inceliğiniz.
Eşimin ve çocuklarımında size çok selamları var. Belki inanmayacaksınız ama "doğumu" dört gözle ve merakla bekliyoruz.
Eşim şu anda yazdıklarımdan haberdar olarak takılıyor; "Gül. Bir avazda kurtulur inşallah :)" diyor. "Gül'e doğumdan sonra altın takacağım" dedi.
"Nasıl yapacaksın bu işi?" dedim.
"Ben, bir yolunu buldum bile" dedi.
Doğrusu şu ki; Bende merak ediyorum. Bekleyelim bakalım...
Bu insanların arasında kaldığımı-yaşadığımı anlatmıştım.
İnanın,sadece avanta peşindeler. Tabi bu avantanın getirisi olan en önemli husus, dindar görünmek.
İmamlıkla alakası olmayan kişi, çevresine öyle bir tanıtılmış ki; Hoca (imam) nikahları kıyıyor. Elbette nikahı (nikah duası bilen) herkes kıyar ama burada olay, "Ben imam-Bu imamdır" sahteciliği. Neden? Her nikah para...
Bunu yapan zihniyette, hangi müslümanlıktan bahsedilebilir.
Elbette Deniz Fenerleri'de olacak, Kombassan'larda.
Dostça kalın.
merhaba tüm ailenize selamlar:)gül için iyi dilekleriniz özellikle eşinize teşekkür ederim.yeterki kurtulsun başka birşey istemem.eşiniz ince düşüncesine sagolun maddi şeylerden ziyade iyi dilekleriniz bana yeter.dogum haberini birkaç dostta hemen haber verecegim bunlarda ilkide sizlersiniz.ank selamlar ve güzellikler.
teşekkürler çok naziksiniz sizleri yazı yolu ilede olda tanımış olmaktan mutluluk duyuyorum.zehra
Yorum Gönder