BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

11 Kasım 2008 Salı

Ekonomik krizlerin Türkçesi...

“Dünyada bugün yaşanan ekonomik kriz ne kadar sürebilir….” diye başlayan bir soru aldım.
Bu soruyu ve cevabımı da yayınlamanın uygun olacağını düşündüm.
Dünyada bugün yaşanan krizin tamamen yok olacağını artık düşünmüyorum.
Bundan sonra bu krizlerin, dalga dalga geleceği ve bunun kaçınılmaz olduğu gerçektir.

Bizim gibi geri kalmış, halkının çok büyük bir kısmının; “Bundan sonra bitti, sağ-sol kalmadı. Bunlar artık anlamsız” diyebilen, üstelik bu cehaletinin farkında bile olmadan böylesi “aptal” düşünceleri aptalca çevresindekilerle paylaşmaya çalışan insanlarının olduğu ülkeler, bu tür krizlerde gelişmiş ülkelerin merhemi olacak ve daha bir batağa saplanacaklardır.

Çünkü artık bu ekonomik krizlerin temel ve nedenlerinde doğal afetler, kuraklık, bölgesel çatışma, yatırımlarda plan ve program hataları, sanayi ve endüstriyel alanlarda sermaye aktarım ve taşımaları ve buna benzer ekonominin cilvesi diyebileceğimiz sorunlar yatmamakta.

Kara kapitalizmin (sağcılığın) kara, hem de kapkara yüzü bu…

Aslında bunun anlatısı oldukça uzundur ama ben elimden geldiğince yine DemotikE olmaya çalışacak ve özette kalacağım.

Yukarıda, bundan önce ekonomide yaşanan sorunların farklılaştığına değindim.
Nedir bu farklılaşma?…
Paranın artık üretime yatırılarak kazanımları yerine, paranın paraya ve zaten var olan ekonomik yapıların kazanımlarına aktarılması.
Yani para ile kumar oynama, üretime değil de zaten var olandan bir şeyler kapmaya yönelme. Kısa yoldan köşe dönmeye çalışma.

Ne var ki; Bu ortam (kumarhane) kurtlar sofrasıdır.
Birilerinin sayesinde palazlandığı bu büyük şirketlerinde, bu sistemi daim ve işler kılması için arada büyümesi gerektir.
O nedenle arada bir bu yatırımların bir kısmını “ham” yapmakta.
Bu “ham” yapılan para, doğrudan üretime yapılmayan bir para olduğundan, tedavüldeki “aktive” – “keş” olması nedeniyle bu kez piyasalar “keş” darlığına düşer.
Aman yanlış anlaşılmasın…. Bir kez daha söyleyeyim…
Burada bu işin uzmanları beni bağışlasın. Bendeniz burada, bilimsel bir konuyu sıradan her vatandaşımızın anlayacağı bir dile (DemotikE) indirmeye çalıştım.
Bu “ham” yapma zamanı ve “ham” yapılan miktar, rastsal değildir. Plan ve programlı bir şekilde yapılan spesifik bir çalışma ve uygulamadır.
Gelişmiş devletlerin bile (mutlaka) bilgisi vardır.
Eeeee. Adamların gelişmişlik anlayışları ile bizim gibi dingil vatandaşa sahip ülkelerin gelişmişlik anlayışları burada farkını ortaya koymakta.
Son model cep telefonu, TV, ev eşyası, araba, computer, hayatı kolaylaştıran otomatlar ve diğer elektronik eşya ve iletişimin hızlanması bizim insanımız için gelişmişlik yolunda yeterlidir ama beğenmediğimiz, hatta küstahça “onlar aptal-cahil-bilgisiz” dediğimiz aydın Avrupalılar için gelişmişlikte bunlar çok fazla bir şey ifade etmemekte.

Neyse biz “ham” yapılan paraya dönelim.
Dedik ya, bu para planlı “ham” yapıldı diye. Bu “ham”lama sırasında (a) ülke yatırımcısı (b) ülkede yatırım (para ile oynama) yaptı ise, (a) ülkesinin milli serveti olan nema (b) ülkesine gitti demektir.
Şimdi burada dikkat!.....
Bu kayıp nema genellikle zaten geri kalmış ülke yatırımcılarını kapsıyorsa burada global krizin lafı bile olmaz.
Zaten geri kalmış ülkenin, olmayan plan ve programında bu nema kaybı hem fark edilmez (yönetim tarafından) ve hem de zaten, bunu önleyecek – denetleyebilecek (ekonomik beyinlere de, bu tür yönetimlerde asla yer verilmez) yapı mevcut değildir.
Ülkede enflasyon – devalüasyon şeklinde, doğrudan halkın sırtına bindirilir bu yük.
Yani anlayacağınız… Bizim gibi geri kalmış kapitalist ülkelerde, zenginlerin kayıpları doğrudan halkın cebinden alınır.
Gelelim bu “ham” yapılan paranın gelişmiş bir ülke yatırımcısından yapılmasına…
İşte şimdi, “yandı gülüm keten helva”.
Gerçek bir gelişmiş ülke, ülke servetinin kuruşunu hesap eder ve bu kayıp yada alacağa “şahin”dir.
Bu kaybı telafi etmekle kalmaz bir de artı gelir elde eder….
Yine yukarıda dedik ya; Gelişmiş devletlerin bile (mutlaka) bilgisi vardır.
Yaptığı tek şey, ülkeden çıkan – satılan her şeye zam yapar.
Gelişmemiş ülkelerden aldığı her şeyinde fiyatını kırmak için tarafları masaya oturtur.
Bu masaya oturulduğunda sonuç zaten bellidir. Geri kalmış ülkenin burada tek şansı pazarlık…
Yalnız, bizim gibi dünyanın en büyük borcuna sahip bir ülkenin, bu masada pazarlık payı söz konusu dahi değildir.
Hepsi bu kadarcık değil elbet ama temel olarak da olay budur.

Kapitalizmin (k) sını bilmeden, işçi ülkesi, emekçi ülkesi olan ülkemizde, üstelik kendiside bir işçi-emekçi olmasına rağmen, ülkenin gelecek ve rafahını sağcı partilerin sağlayacağına inanarak, sermaye sınıfına arka çıkıp, ülke emekçilerini sırtından hançerleyen (sağcılara) kapak olsun.

Dostça kalın.

6 yorum:

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Ekonomik Kiriz Emperyalist devletlerin ve güçlerin her 25-30 yılda uyguladıkları sistemdir bunların başında da ABD gelir dışarı çıkan fazla dolarlarını geri toplamak için uygulanan bir sistemdir,körfez ülkesi petrol zengini Arapların Dolar’larlarının üstüne yamaktır bunun adı ABD de batan ve el konulan bankaların geneli mevduat bankalarıdır.
Gelelim bize 1949 dan bu yana Çok partili sisteme geçtikten sonra bu güne kadar süre gelen hükümetlerin hepsi ABD ve AB ve Hayranlığı sempazitanı ve Uşaklığını yapmışlardır onların emirlerinde direktifleri doğrultusunda hareket etmişlerdir,Mesela Rahmetli Özal Halkı aşırı lüks Tüketime alıştırmıştır Avrupa insanında bunu göremezsiniz. Üretimi kısarak al-sat sistemi ile ithalata yönelmişlerdir. Halbuki Türkiye bir tarım ülkesi olmasına rağmen Hamdolsun Tayyip bey sayesinde bugün pirinç buğday pamuk velhasıl tarım ve zirai ürünleri ihraç ederken ithal eder olduk tekstil sanayi dokuma ve iplik sektörü bugün tamamen durmuştur otomotiv yan sanayi durmuştur dışarıdan ithalat bugün beyaz eşyada boynuzlu koç sözde üretim esasında tamamını dışarıdan getirmektetdir Tayvan, Kore ve Çin malıdır bugün iç piyasada yan sanayide üretim tamamen durmuştur.
Faizcilik,Tefecilik Parayla Para Kazanmak Ham yapmak Bütün bunlara sebep ABD ve AB’dir maksat konomik yönden çökertilip iflas ettrilerek Ümüğümüz sıkılarak parçalamaktır ama bizim Başbakanımız hükümet üyeleri ve yandaşları görmemektedir çünkü işlerine böyle geliyor ceblerini doldurmak ve ham yapmaktadırlar mesela Aydın doğan ve Şürakası medyanın önde gidenidir bu işin bunuda başbakan,
hükümet ve yandaşları kartel medyası,birde solcu görünüp veya geçinen yazarlarımız kalemlerimiz örnek mi? Ertuğrul Özkök,Fatih Altaylı Aklıma gelenler bunlar herzamn göz önunde cunku yaptıklarıiş ne dir ya? ama bir baron gibi servet içinde yüzüyorlar,bu işin sağı solu yok hepside menfaatçi...G.Mustafa Kemal Atatürk 1923 Cumhuriyetten Sonra Atılım yaparak tarıma Üretime ve Sanayiye önem vermiştir ama ölümünden sonra hazırı yiyip ATATÜRK gibi düşünmeyip uşaklığı Tercih etmişiz ham yapılmasa biz bugün dünyanın sayılı zengin ülkelerinden biri olurduk yinede ALLAHIMA şükürler olsun ki ye ye bitmiyor senin, benim cebimden nasılsa çıkıyor 1960 ihtilal‘inde toplanan altınlardan paralardan ALYANS evleri yapıldı İstanbul da Yıldızdan Beşiktaş’ a inerken eskiler bunu hatırlar,yazacak çok şey var yalnız bugüne kadar iyi yapılanlarda var bunları da görmezlikten gelinmez,Bizde Kiriz bitmez başınızı ağrıtmıyayım yazacak çok şey var yoksa buraya sığdıramam.
Kusura bakma cümle düşüklükleri varsa bağışla

Demo dedi ki...

Sayın Yılmaz;
İran'a diş geçirememek değil konu.
Bizde daha, aydınlarımızın anlayamadığı yada anlayanların sustuğu veya susturulduğu gerçeği var işin içinde.
Çok yazdık söyledik...
Özet olarak söyleyebileceğim tek şey; Sonun başlangıcına yaklaşıyoruz, hepsi o...
Tek üzüntüm, felaket; "Geliyorum" dediği halde insanlarımız hala görmüyor.
.....
İlk yazınızda, katıldığım ve katılmadığım hususlar olmakla beraber, kaleme alınış biçimi değerlendirmeye değer.
Buradan hareketle, bu yazı için sadece teşekkür etmek gereğine inanıyorum.
Ellerine sağlık.
Şükrü Bey, müsterih ol.
Biz, topluma sorumluluğumuz bilincinde en azından düşünceyi paylaşanlarız.
Oturmuyor, (emekliliğimizde bile) yan gelip yatmıyoruz.
Bu nedenle, cümlemiz düşse ne yazar...
Önemli olan biz düşmeyelim(!)
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

Elinize sağlık, ben ekonomi eğitimi almadım, en bilmediğim, en cahil olduğum konudur,o yüzden yazınıza çok teşekkür ediyorum, yazınızdaki bir cümle bana bir şeyi hatırlattı, hani demişsiniz ya (gayet isabetli olarak) insanlar kolay yoldan para kazanmaya, köşe dönmeme alıştırılıyor. Televizyon reklamlarında ve tv programlarında bile bu yapılıyor, aşılanıyor. Mesela var mısın, yok musun gibi yarışmalarla (ben izlemiyorum çok sıkıcı buluyorum, Kenan Işık ve Ahmek Çakar'ınkini izliyordum mesela) ama böyle hiç bilgi yarışması niteliğinde olmayan yarışmaları seyretmiyorum, insanlar kutudan para çıkacak zengin olacağız diye gidiyorlar (diyorum ya tam izlemedim ama sanırım kutudan para çıkıyor) yanlışım varsa düzeltin, bu ne kadar yanlış bir şey, loto, toto gibi...hani bilgisiyle bir şeyler kazansa yine iyi..o da yok!..tv. reklamı var, pizzacı pizza getirecek çocuklar saati ileri alıyorlar ki, adam pizzaları bedava versin bu ne iğrençliktir, 40 yıl düşünsem aklıma gelmez, yani insanları resmen HIRSIZLIĞA ÜÇ KAĞITÇILIĞA özendiriyor, yönlendiriyorlar, midem bulanıyor...
umarım konuyla alakasız olmamıştır bu yorumum..
saygılar sevgiler

Demo dedi ki...

Kıymetli Antartika;
Konuyla hiç alakasız olur mu?
Tüm tespitlerin doğru...
Laf olsun diye mi "Kara kapitalizm" diyoruz.
...
Yarışmalardan bahsettinizde aklıma geldi.
Düşünebiliyormusunuz...
Adam oturmuş, eline kalemi alıp, yarışma olabilecek herşeyi yazmış.
Ve sonra gidip kendi ülkesinde patent almış...
Şimdi sıkı durun, bu yarışmalarla ilgili alınan patentlerle ilgili (elimde belge mevcut) araştırmalar yaptım.
"Herhangi bir kuşun, kumes-evcil-yabani hayvanın (bu kuş uçar yada uçmayan olabilir) halkın önünde, yarışmada sunulması yada adının kullanılması."
Tescil etmeye bakın.
Bizim gibi avanak ülkeleri nasıl söğüşlüyorlar gördünüz mü?
Mehmet Ali Erbil'in "Ali Baba'nın Çiftliği" oyunu, Hayvanseverler eleştirdiği için kaldırıldı dendi.
Hayır. Ceza geldi. Sadece uyarı olarak gelen ceza 795 bin dolar.
Masaya oturuldu ama anlaşma olmadı.
Evet. Bu ve benzeri TV olayları (bahsettiğiniz reklam dahil) aynı kapitalist oyunlar.
Ekonomi bilginiz olmadığı halde, yazımın size birşeyler anlattığını ve sizin için birşeyler ifade ettiğini duymak, (DemotikE olabildiğimi göstermesi açısından) onurlandırdı. Sayfamdaki gerçek amaç zaten bu...
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

SİZİ İZİN VERİRSENİZ ARKADAŞ LİSTEME YAZMAK İSTİYORUM.
YORUMLARINIZI ANTARTİKA BLOGCU SAYFASINDA OKUDUM.

HASAN GÜLER..

Demo dedi ki...

Sayın Güler;
Gurbetdeyazmak
bu blogu hep görmüş ama bakmak fırsatı bulamamıştım.
Güzel bir vesile oldu...
Sizi sayfamda görmek, bendeniz için onurdur.
Teşekkür ederim.
Dostça kalın.