BLOGGER'a TEŞEKKÜRLER DemotikE

12 Kasım 2008 Çarşamba

Enseye tokat....

Dedik ya, sahipsiz kaldı bu ülke…
Dingo’nun ahırına döndü…
Biri kalkmış; Bir bakan olduğunu dahi unutarak ırkçı söylemlerde bulunuyor.
Biri kalkmış; “Ya sev ya terk et!” sözünü “ben demedim, o dedi”lerde.
Bir diğeri; “Biz böyle laf etmedik… Yalan …” diyor.
(MHP’nin bilhassa gençlik kolları ve lokallerinde bu pankartlar hala duruyor. Gidip bakalım isterseniz…)
Bir başkası çıkıyor; “Ordu’ya: Haddini bil…” dedik oyumuz arttı diyebiliyor…
Birilerine bakıyoruz; Denetlemeye gittikleri tesislerin ürünlerinden “mezelik” alıyor.
Yine birileri; “Bu gazeteci olsun, diğeri olmasın” diyebiliyor.
(Benim gazetem olacak… O gazetemin muhabirleri olacak… Ve birileri kalkacak, nereye ne muhabir göndereceğime karar verecek… Yıkarım ortalığı…)
Ama zamanında, elinde ibrik-havlu ile kapıda bekleyenlerin bunu yapabilmesi elbette imkansız. Bugün yapabilecekleri tek şey, kafalarını taşa vurup, ağlamak…

Bu arada “Mustafa” filmini izledim.
Sorumlular, çarpıtılan tarihi gerçekler ve yalan ifadelerin yanı sıra,
bu ülkenin banisi Mustafa Kemal’e yapılan haksızlığın ve densizliğin hesabını vermeli…
Ötesi, bu hesap sorulmalı…

Bakıyorum da; İşkembeden atmalar diz boyu…
“Bu ülke ne badireler atlattı. Bunu da atlatır…”
“Bu halk… Daha önce yaptı yine yapar…”
“O kadarda kötü değiliz. Bir çözüm bulunur…”
“İlk seçimde, geldikleri gibi giderler…”
“Karamsarlığa gerek yok…”

Atlattığımız her badireden (!) halkımız kayıpla çıktı…
Bu halk daha önce yaptığında, halklar ayırımcılığı yoktu…
Hangi liderle… Hangi kurumla… Kaldı ise, hangi kale ile çözüm bulunacak…
Yandaşları azalmadı arttı. Ayrıca, köpek .ok yemekten vazgeçmez…
Bunca kaleyi… Bunca cumhuriyetçi ve laik değeri iyimserlikle kaybettik…
Durmak yok… Enseye tokadı yiyene kadar, iyimserliğe devam…

Türkiye’de; uluslararası kapitalizm, alıştırma-eğitim-yerleşim-konuşlanma aşamalarını çoktan gerilerde bıraktı.

Halka, bazı şeyleri tam olarak anlatabilmek, öyle pek kolay değildir.
Orada kapı gibi duran; İç Hizmet Kanunu var.
Gerekmediği halde zamanında ortaya konan bu yasa, yada kullanılan hak diyelim, bugün gerekliden öte “görev” olduğu halde kullanılmıyor-kullanılamıyor…

Kusura bakmayın ama; “enayi, aptal-dı” denileceğine, “karamsar-dı….” densin.

Dostça kalın.

14 yorum:

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Kel Besleme Olursak Gelen vurur Giden Vurur

Sayın Abim Kimi nerden kovuyorlar, kovan her kimse önce kendisi gitsin Başka TÜRKİYE yok siz beni kovsanız gidecek yerim yok ben sizi kovsam sizin gidecek yeriniz yok bir zamanlar sağcıların solculara söyledikleri gibi beğenmiyorsan Rusya’ya git bunlar gerçek unutulmadı,Meclisten Gitmesi gereken varsa AKP ve DTP dir. G.Mustafa Kemal Atatürk’ün Ordusuna Haddini bil diyecek kadar azgınlaşan şerefsizlere gün gelir onlara da hadleri bildirilir hiç kimse merak etmesin ya Koca Bakan olmuş Adam kalkıp Türkiye’yi küçük düşüren laflar ediyor adam cahil ama biz hepten cahiliz çünkü bir kilo pirince bulgura salçaya yağa kömüre satan,satılmış vatandaş seçmiş bunları seçen ile seçilenin kültürü aynı vatandaş kendini satarsa diğeride denetlemede mezesinide alır yemeğinide çünkü ucuz adamlar,Ayrıca şimdikilere habercide dayanmıyor gazete ve Tv lerede adam kalkıyor şunu izle bunu izle diyebiliyor vede basın toplantılarına benim istediğim gelebilecek diyor ve diyebilme curetini gösteriyor ama bunlarda gecer,halk demokratik haklarını kullanmayı bilmiyor bir zam geliyor arkasından bir zam daha geliyor sokalara dökülen ne sivil toplum kuruluşları var nede başkaları bu insanlara yol gösterecek kimse yok Yabancı yerlerde Türkiye Haricinde AB,ABD de olsa hemen protesto yuruyuşleri başlar,sendikacılar ve sivil toplum ötgütleri liderleri ya çekiniyorlar veya onlardan dır diye aklıma geliyor el insaf ya petrol düşüyor akaryakıt düşmüyor üstelik doğal gaz'a zam devam neden 6 ay sonra düşecek diyorlar Doğal gaz çünku şimdi seçim yatırımı var aşırı masraf var başka türlü karşılanmaz ve emin kazanacaklarından sebebine gelince yerel secimlerde belediyelerin rahat çalışabilmesi ve maddi yardım alabilmesi için iktidar partisi hangisi ise onun başkan adayı olan partiye oy verecekler ve seçimlerden sonra da doğal gaz zammnını yuzde beş gibi düşürür göz boyar oturular bunun böyle düşünüyorlar.Ama artık yok öyle yağma Hasanın böreği geçti borun pazarı sürsünler eşeklerini niğdeye. Yalnız Benim Anlamadığım veya Anlamakta Zorluk çektiğim Güvendiğimiz tek kurum var ondan da ses çıkmıyor! gelen bir tokat giden iki tokat atıp gidiyor enseye bakalım bunun sonu nereye varacak.

Ne Mutlu Türküm Diyene

Şukru Yılmaz
Antakya-Hatay
http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog

Şükrü Yılmaz dedi ki...

sıkıyorsa kendisi gitsin ister SUUDİ ARABİSTANA veye İRANA sıkar çünkü orada adama trimsandan su içirirler....

Demo dedi ki...

Dostum Şükrü Yılmaz;
"Güvendiğimiz tek kurum var ondan da ses çıkmıyor! gelen bir tokat giden iki tokat atıp gidiyor enseye bakalım bunun sonu nereye varacak."
İşte bakın, tespitiniz ortada.
Ve bu tespit doğru bir tespit.
Şimdi dostum sen söyle; "Güvendiğin-diğimiz, o tek kurum" da elden gittiğine göre, geri ne kaldı?...
Dostça kalın.

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Gunaydin Eger herkes dost sandigi kimselerin bir de kendi arkasindan soylemis olduklarini duysaydi,dunyada pek az dost kalirdi.Sirrini Soyleme Dostuna,Soyler Dostunun Dostuna

Hayirli Gunler Cumaniz Mubarek Olsun Kardesim Ailenizle ve Sevdiklerinizle Birlikte Neseli Guzel Bir Cuma Gunu Gecirmenizi Dilerim.Sevgiyle Saygiyle vede Saglikla Mutlu Esen Kalin Allaha Emanet OLun.Saygilarimla

Yorum:2akşamdır Fatih Altaylı çok güzel olaylara parmak basıyor TEKETEK programında ve bir gun önceki Haber yorum programında,Siyaset meydanı ve yine dün akşam M.Ali Birand'ın 32 .gun programnı izledim Sayın Turgut Özakmanın tespitleri güzeldi,Abbas Güçlünün Programında Gençler çok iyiydi yine şimdi SKYTURK TV de 2 gun sürecek olan yeni bir haber program başlıyor Serdar Akinan sunacagı bekliyorum bakalım...Sayın Demotike Sizde bir haber yokmu?....

DOSTLAR

Dostlar kalir hatirlari beyhude
Kendileri simdi kimbilir nerelerde
Gece coktugunde Istanbul mahser yeri
Goz gozu gormez sesler duyulmaz
Gencligimiz ilkbahar seli
Dostlar gider kalir hatiralari bicare

Alinti:K.Deger
http://www.siirperisi.net/siir2.asp?siir=11340

Sukru Yilmaz
Antakya-Hatay

http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog

Şükrü Yılmaz dedi ki...

ha bu arada Mustafa Balbay Çok iyidi Abbas güçlünün Programına çıkmıştı harika konuştu Tabii ART Avrasya Tv de Balbay ve EMin Çolşanda süper hiç kaçırmam onlarıda....

Demo dedi ki...

Evet dostum.
Gerçekte az da olsa bu tür programları izleyebiliyoruz.
Tamamından heberdarım. İzleyemediklerim için otomatik kayıt programım var.
"Sizde bir haber yok mu?"ya gelince...
Olmaz mı... :)
Ama ne yazık ki; hep beklediğim haberler.
Hep yazdım, çizdim.
"Hamasetle" olmuyor. "Bunu da atlatırız" demekle olmuyor.
Blogları dolaşın, heryerde "Bunlara, bu olaylara pabuç bırakmayacağız..."
Af buyur ama, milletin kıçından don alınmış, pabuçtan bahsediyor :)
Halkın, bugün en büyük hatası; "En büyük ve en kötü ihtimalle, ordu müdahale eder, iş çözülür" diye düşünmesi.
Gerçeklerden kopuk, bilgi fukarası insanlardan başka birşey beklenemez.
İran'da, Şah'ın devrilmesi, iç karışıklıklar, ordunun tavrı...
Bu konularda gerçekte ne kadar insanımızın bilgisi var acaba?
Nerede benzerlik ve benzeşmeler var acaba?
Netice olarak, yazılacak olanı yazdım, söyleneceği söyledim.
Görevimi yapmanın huzurunu taşımakla birlikte elbette acı çekiyorum.
Çünkü, neticede herşey bir yere kadar. Bu ülkeninde bir kaderi var ve görecek.
Bunun önünde durmak, bu kaderi değiştirmek hiç kimsenin ne haddine nede becerebileceği bir iştir.
Dostça kalın.

Şükrü Yılmaz dedi ki...

Yalnız İran Olayları bir başka Orada Şah Devrildikten sonra İslami Kesim Hümeyniciler ŞAH zamanında Yetişen ve ŞAH'ın Adamlarını İdam ettiler hatırlarsanız o guleri gunde 3-4 general ve subaylar idam ediliyordu bütün Orduya önemli noktalara kendi adamlarını yerleştirdiler....Tabii şimdi bizim Ordunun içindede bu tip düşünce olanlar var ve her yıl 30 ağustosta İrticacılar ihraç ediliyordu bu sene göremedim acaba ben mi atladım dikkatimden kaçtı görmedim bilmiyorum....

Demo dedi ki...

Sayın Yılmaz;
Açık konuşayım. Bir başkalık yok.
Sistemin değişmesi yada uygulama diyelim, netice olarak değişemez.
Burada tek fark, İran halkının ve ülkesinin kültürel yapısı ile ülkemizin ve halkının kültürel olarak farklılığı söz konusudur.
Kaldı ki; Zaten bu uygulanan plan ve projeler içinde mutlak göz önünde tutulan bir husustur.
Yani; Kana göre şerbet vermek olayı.
İkinci bir husus daha var. Emperyalist güçler önce güçlü ve kendileri açısından daha tehlikeli buldukları için İran'a müdahale ettiler. Yoksa, bakmayın siz bizdeki Türkü Türke meth etmelere ve hamasete...
Gerçek şudur ki; İran'a eğer müdahale edilmeseydi, İran bugün Türkiye'nin çok çok önünde (istisnasız her konuda) yer almış olacaktı. Dikkatle bakarsanız, bugün İran, onca tökezletilmesine, kaynak kullanılması sınırlandırılmasına rağmen pek çok konuda Türkiye'nin bugün dahi önündedir.
Bunları ben söylemiyorum. Önümdeki belgeler söylüyor.
Bir örnekle bağlayayım:
Geçen yıl ülkemizde karpuz rekoltesi bir önceki yıla göre %23 gerilerken, İran'da % 33 artış söz konusu. 5 yıl öncesine kadar İran'a karpuz ihraç ediyorduk. 5 yıl öncesine kadar sembolik İran karpuzu ithalatımız artık sembolik değil gerçek ihtiyaç.
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

kıymetli demotike, umutlu olanlardan biriyimdim ama artık ben bile umudumu yitirmeye başladım, özellikle de son cumhuriyet bayramında Ankara'da gece kutlamaları yapılmayınca ve bu da sineye çekilince, orduya güveniyordum (ki, asker kızıyım) bir o kalmıştı onlar da bir şey yapmıyorlar belki de bu halka müstahak diyorlar:(((ne halleri varsa görsünler onlar seçti, niye şikayet ediyor diyorlar? bilemiyorum, 50 yaşındayım daha önce de özallar, çillerler demirellerle neler gördük ama bunlar tüy dikti!..biz yobazlar İran'a derken tersine her yere yılan gibi çöreklendiler, çok ümitsizim, belediye seçimlerinde de yine bunlar başa gelirse artık 'ne haliniz varsa görün' demekten başka bir şey demeyeceğim, beter olun diyeceğim bizler de yanacağız...
sevgiyle kalın

Demo dedi ki...

Kıymetli antartika;
Elbette asıl yanacak bizleriz.
Demireller, Özallar, Çillerler dedikleriniz zaten bugünlerin alt yapısı idi.
Farketti iseniz hep yazıyorum.
İşçi ülkesinde, sağcılar hegemonyası. Bunu yapan işçinin emekçinin ta kendisi.
Ben, yıllar önce sendikacılıkta yapmış bir kişiyim. İnanın, toplu sözleşme dönemlerinde, işverenden çok emekçilerle boğuşurduk.
Haklarını aramaya çalıştığımız emekçiler ayağımıza taş koyarlardı.
Evet... Bir noktada haklısınız. Bu halk layiğini bulacak...
Ama olan da bize olacak...
Ordu konusunda size katılamam. Ordu asla; "Sen seçtin. Ne halin varsa gör" diyemez.
Ordu bu ülkenin teminatıdır.
Bugüne dek; Olmadık yerde bir kez yanlış yaptı diye bundan sonra bu görevinden sarfınazar edemez.
Bildiğim tek şey, ordunun bu gidişe müdahalede geciktiği her saniye, bu ülkenin daha da batağa saplanmasına neden olmasıdır.
Şu an müdahale olsa, çok samimi söylüyorum toparlamamız, normale dönmemiz en az 10 sene alacaktır.
Tabi bu da adam gibi adam bir liderle mümkün.
İyide adamlar hala içerde.
Hangi lider...
Dostça kalın.

Adsız dedi ki...

Selamlar.
NETAŞ'ta bahsettiğiniz dönem, genel bir bakışla Şinasi Öktem dönemi görünüyor.
O arkadaşları, bence bulmanız zor.
Köşeyi dönenler, etrafı tokatlayanlar sırra kadem bastılar.
Arayanları o kadar çok ki; Bulunmamaları onlar için hayırlı :)
NETAŞ'ta, tokat atmak bir yana yiyenlere gelince...
Onlar, o kadar küçüldüler ki...
Koca ülkede arada bulasın...
Evet... NETAŞ'ın hikayesi çok uzundur.
Bugün politikada bir şekilde boy gösteren çok kişi,
zamanında burada çalışmıştı...
NETAŞ'ta hiç çalışmadım. Ama iyi bilirim.
Etrafında, bir bina bile yoktu zamanında :)
Gerçek emekçi yuvasıydı...
Orada çalışan insanlar, neticede bu ülkeye hizmet vermişlerdir.
Dostça kalın.

ŞİNASİ ÖKTEM BAYBURTLU KARDEŞİMİZDİR.
BİR DÖNEM ÜMRANİYE BELEDEİYE BAŞKANLIĞI DA YAPTI.
KENDİSİ FABRİKAMIZDA HİÇ ÇALIŞMADI. AKRABALARI VARDI.
O AKRABALARI VASITASIYLA KENDİSİ İLE BİRKAÇ DEFA GÖRÜŞTÜM. ÇAY- KAHVE HATTA YEMEK İKRAMLARINDA BULUNDUĞU GÜNLER DE OLDU.
DAHA BİR SÜRE ÖNCE CHP İSTANBUL İL BAŞKANIYDI. BÜYÜK KONGREDE MUSTAFA SARIGÜL İLE KAVGA BİLE ETTİ. ŞİMDİ İSTANBUL MİLLETVEKİLİ SANIYORUM. BEN 1973-1994 YILLARI ARASINDA NETAŞ'TA ÇALIŞTIM. ORADAN KAZANDIĞIM PARA İLE BİR EV SAHİBİ OLDUM. ARKADAŞLARIMI ARASAM BULURUM ELBET..MESELA BİR ARKADAŞIM İNTERNET HABER SİTESİNDE YAZI YAZIYOR. İSMİ NAZIM ALPMAN...
İLGİ VE ALAKANIZA ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM EFENDİM. DemotikE sayfalarınızı hep ziyaret edeceğim....

Emre KORLU dedi ki...

ip cambazlarının oyuncağı olduk milletçe..elimize destek değneği versinlerde düşmeyelim bari..
"Mustafa" filmine merak sarmış ve sonra gitmekten vazgeçmiş biri olarak..Beni çok şaşırtan Can Dündara bu primi vermekten kaçındım..
yüreğinizle kalın..

Demo dedi ki...

Sevgili Gay-yor;
Düşeceğim diye korkmana gerek yok.
Yukarıda showu yapan onlar.
Sen - ben, altlarındaki kurtarma ağıyız.
Onlar düştüklerinde, aslında sadece bize çarpıyorlar... Olan yine bize oluyor. Gerilen, yıpranan, darbeyi yiyen bizler oluyoruz.
"Mustafa" filminin sorumlusundan hesap sorulmalı. Çünkü tarihi gerçekler çarpıtılmış.
Osmanlı arşivinde (başbakanlıkta mevcut-arşivinde) Vahdettin'in, Mustafa Kemal için idam hükmü çıkardığı açıkça görünüyor.
Buna rağmen, filmde sözde Vahdettin bir şekilde vatanı kurtarması için(!) görevlendirdiği kişilerden biride Atatürk olarak anlatılıyor. İzmir'e, Afyon'a, İstanbul'a, Erzurum'a giren işgal kuvvetlerinin ellerindeki giriş hakkı belgesini kim imzaladı peki...
Vahdettin...
Af buyur adama "Oha...." derler.
Ben de yiyorum... Ohaaaa...
Dostça kal.

Adsız dedi ki...

kıymetli demotike,
yeni rezaletler sürüyor, az önce haberlerde duydum, imam nikahlı eşe tazminat hakkı verilecekmiş, ayrıca orta gelirlilere de kömür dağıtılacakmış! ikinci maddeyi herhalde seçimde bu sefer seçilemeyecekleri korkusundan yapmış olmalılar diye düşünüyorum, yoksa işlerine gelmezdi, bu arada o iğrenç kömürlerden çıkan ZEHİR için kim hesap soracak? doğalgaz varken ANkara'nın havası temizlenmişti bu 6 yıldır ucuz pis kömürle yine eskiye döndük, akşam pencereden bakınca bir ZEHİR SİSİ TABAKASI görüyorum geçen kış sırf o yüzden dünyanın parasını verip pencereleri pimapen yaptırtım salona bile zehir gibi kömür kokusu doluyordu! ilk madde ise laikliğe resmen meydan okumak değil de nedir ya bunları sineye çekenlere ben artık söyleyecek söz bulamıyorum
şimdiden güzel bir pazar dilerim..
sevgiler