Kıymetli dostlarım;
Tarikat ve cemaatlerle ilgili olarak, tüm söyleyeceklerimi (e-posta dağıtımında ve blog ortamında hukukun izin verdiği çizgilerde) yazdım.
Bana sürekli olarak "cemaatlerle ilgili bilgiler veriniz" diyorsunuz.
Tarikat ve cemaatlerin ne olduğu, nasıl olduğu, ne yolda olduğu, amaçları, bağlantıları, ekonomik kaynakları, siyasi bağlantıları, uluslararası ilişkiler, kaçakçılık diye başlayarak, her konuda yazdım.
Arşive bakmıyorsunuz.
Ben, yazmış olmak için yazmıyorum. Yazarlık yapayım sevdalısı da değilim.
Kendimi yazar olarak bile düşünemiyorum. Sadece; Dilim ve kalemim yettiğince bilgimi ve elimdeki belgeyi aktarmak amacım. Bunun dahası yok...
Bilhassa genç dostların sordukları sorulara cevap vermiş olmak, bu konuda onlara yardımcı olmak bendenizin yeterince zamanını alıyor.
"Arşiv yazı dolu hangisini okuyayım"...
Hiç unutmam, bir nedenle rahmetli Cemal Kutay önüme 220 kitap koymuştu.
".....birşeyi konuşmak için o konuda bilgin olmalı....." demişti.
220 kitabı 5 ayda okuyup bitirdim.
Bu örneği neden verdiğimi sanırım anlamışsınızdır.
Aşağıda bir arşiv yazımı veriyorum. Mahallide olsa seçim dönemi...
Hiçde yabancı gelmeyecek sanırım 1 yıl önceki anlatı...
Dostça kalın.
Varoşun mübarekleri
27.7.2007
Kategori: Politika
(Arşiv)
İstanbul başta büyükşehirlerin her varoşunda, imam - hoca - tövbeci - baba yada bölgesel olarak değişle mübarek var. Bu isimler o kadar değişik ki yazmakla da bitmez.
Camiilerden başlayarak, işyerlerine ve evlere kadar uzanan bir markaj uyguluyorlar.
Hele, dar gelirli tam hedefleri. Yardım ediyor karşılığında mürid kazanıyorlar.
Yasalara göre, doğrudan belediyenin görev ve yetkisinde olan bu durum, bilhassa radikal islamcıları destekleyen belediyelerce bu yetki tamamen bu şalvarlılara terkedilmiş durumda.
Halkımız; bir vatandaş olarak yasal haklarını, böyle bir durumda belediyenin (devletin) kendisine zaten el uzatmak durumunda olduğunu, anayasanın gereği olarak (devletin) belediyenin o durumdaki vatandaşa zaten sahip çıkması gerektiğini dolayısı ile böyle bir hakkı olduğunu bile bilmiyor.
Eğitimsizlik, bilgisizlik, kültürel yoksunluk işte bu noktada şalvarlılara rahat hareket alanı sağlıyor.
Zekat - fitre - sadaka - adak yardımlaşma adıyla başlayan ve bir havuzda (genellikle radikal islamcılara ait vakıflar) toplanan yardımlar. Ev eşyasından ilaca yiyecekten paraya kadar akla gelecek herşey bu havuza girer. (Çok ekstrem kalemler hariç. Arsa-apartman-daire-dükkan-tarla yada tek kalemde yüksek nakit. Bunlar şeyhlere - şıhlara - mübareklere el altından gidiverir. Eeeee.... Kalanlarda Hak yoluna harcanacak-dağıtılacaktır elbet) o havuzdan dağıtılanlar, toplumumuzda genellikle "belediyeler yardım dağıtıyor" diye algılanmakta. Oysa belediyeler sadece etiket için belediyenin kamyon vb. araçlarını sadece kullanıyor. (Seçimlerde elbet unutulmamalı).
Akşam evinde mübarek kişiden hediye gelen mercimeği pişiren aileye, misafir olan (Bu mutlaka yapılıyor. Yardım yapıp kapıdan ayrılmak yok. Tam tersi artık o kapıyı canları istediği gibi açıp "Selam-un Aleykum" der ve girerler.) mübareğin yakın müridleri; "Cumhuriyet - laiklik, koydu mu bu aşı önüne." diye başlarlar lafa.
Ev sahibini de ezerek, onurunu çiğneyerek. Ama hangi onur - hangi gurur.
Sonrası için, bu yazının altını doldurmak siz sayın okurlar için sanırım zor olmasa gerek.
Dostçakalın.
18 Aralık 2008 Perşembe
Arşiv yazıları
Etiketler:
blog,
Dış politika,
din,
Ekonomi,
etnik gruplar,
güncel,
günlük,
haber,
medya,
politika,
Siyaset,
tarikatlar,
yazarlar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder