Yeni bir Kurban Bayramı’nı görmenin huzuru içindeyim.
Çocuklarımla, ailemle, sevdiklerimle, saydıklarımla, dostlarımla kutlayabileceğim bir yeni Bayram.
Bir kez daha herkese kutlu olsun.
…..
“Yine hayvanların canına kıyıldı”
“Derileri, kimler kaptı”
“Sokaklar yine kanlandı”
“Kasabın elinden kaçan kurbanlıklar”
“Hayvanseverler tepki gösteriyor”
“Nakliyatlarda, telef olan hayvanlar”
“Otoyol kenarında kurban kesimleri”
Ve benzeri haberleri hemen bu akşam, ana haber bültenlerinde izlemeye başlayacağız.
Artık her Kurban Bayramı’nda alıştığımız olay ve görüntüler…
…..
Koskoca ülkemizde, Edirne’den Ardahan’a her yerde kurbanlar kesilmekte.
Ama biliyor musunuz? Bu ve benzeri, konuşma ve olaylar gerçekte sadece 3 şehrimizde yaşanmakta ve takip edilmekte; İstanbul, Ankara, İzmir…
Gerisi sadece rastsal ve münferit.
…..
Hayvansever olmanın, çevreci olmanın gerçekte ne olduğunu ve ne olmadığını öğrenmeden insanlarımız bu işlere özenti ile soyununca, bilgisiz ve alt yapısız olarak bu işlere bulaşınca işte böyle ucube olaylara sebep olmaktalar.
Hayvansever olmak ve çevreci olmak, Müslüman bir ülkede dinin emrettiğinden başka, yine o ülkenin; gelenek, görenek ve adetlerine karşı olmak hakkını asla vermez ve bu konuda konuşma hakkı bile yoktur kişinin.
“Müslüman mahallesinde, salyangoz satmak” ifadesi burada yerini bulur.
…..
Ama böyle olmuyor.
Sapla samanın birbirine karıştırıldığı, densizliklere ve haddini aşan yaklaşımlara şahit oluyoruz…
Ne oluyor?
Neden oluyor?
Buna sebep nedenler?
Gelin, buyurun bir bakalım…
Yine yansız ve tarafsız.
Ve sadece doğrularla bakalım.
Yalnız burada 2 hususa dikkat gerek…
Müslüman olduğumuzu söylüyor muyuz bir ve vicdanen sorumluluk sahibi miyiz?
Eğer, bu iki hususa “evet” dedikse devam edebiliriz.
…..
Aydın ve münevver olmak, dini dışlamak yada yok saymak demek değildir.
Aydın ve münevverliği geçin. Evine 3 – 5 parça eşya alıp, günceli takip etmeye çalışmak, özenti ile teknolojik imkanları el altında tutabilmek, bunun çabasında olmak kişiyi zaman içinde hedef – tercih - seçim noktasında dini gerçeklerden uzaklaştırır.
Peki bu hep böyle midir. Bu herkes ve her aile için geçerli midir?
Hayır….
Ne gerçek bir aydın, ne de gerçek bir eğitim almış kişi bunu yapmaz, yapamaz…
Burada, gerçek dengeleri elinde tutabilir.
Peki… Bu dengeyi sağlayamayan, bu konuda din açısından zayıf kalanlar…
Yaşam biçim ve şartlarını düzenlerken din konusunu kenara koyar bu kişiler.
Evinde köpek besleyen kişi ve aile, o evde namaz kılabilir mi?
Köpek sesinin olduğu mekanda, Kuran-ı Kerim okunabilir mi?
Yeni yetiştirilen kızlarımıza; “Elin sıcak sudan soğuk suya girmemeli”, “Aman. Variyetli bir koca olsun”, “Benim kızım çalışıyor. Ev işi ne bilsin”, “Çalışan kadın-kız ev işi yapmaz-yapamaz” ve benzeri sapık anlatı-düşünce ve ifadeler büyük yaralar açtı bu toplumda.
Bilgisizlik ve eğitimsizlik, “Ben, onu sevmiyorum”ları getirdi…
Kızlar artık balık temizlemeyi bilmiyor.
Balıkçıya; “Hamsinin kılçığını alırsan 1 kilo ver” diyenlerle doldu ortalık.
Ohaaaa…..
Kesilen kurban etleri eve gelince; Bunları ayrıca kesecek – parçalayacak – yüzecek, ayıracak – temizleyecek – sınıflandıracak – pişirecek kadın mı kaldı ortalıkta…
Elbette bu bilgisizliğini; “Ben buna karşıyım”larla ört-bas etmeye çalışacak.
Erkekler de, analitik düşünceden uzak, “Aman evde bir şeyler olsunda, nasıl olursa olsun” çizgisinde buna göz yummakta. Yada gerçeklerin farkına bile varmamakta.
…..
Bir kızla-kadınla evlenildiğinde, ona soyadını verir erkek…
Nedir bu?
O kız-kadın artık o soyadına ait ailenin bir parçasıdır. O kadın-kız, o ailenin temel direğini ortaya koymaktadır…
Öyle mi oluyor?
Hayır…
Hele dünyadan habersiz, bir çocuğun gazını bile çıkarmayı bilmeyen kızlar, sahte gösteriş ve şaşalarla, gırtlağa kadar borçlanarak açtıkları yeni evlerinde, başkalarının (anne-baba-akraba) desteği ile bağımlı-ezik yaşamaya mahkum oluyorlar.
En önemlisi, aslında aile olamıyorlar…
Boşanmış çifte soruluyor; “Neden ayrıldınız?”
“Ekonomik nedenler…”
Bakıyoruz. Asgari ücretle çalışan 2 genç bir araya gelmiş. Ayrı bir ev açmış. Erkeğin ailesi kirayı ödüyor. Kızın ailesi faturaları ödüyor. Kazandıkları ancak boğaz - giyim ve yol parası…
Başka ne olabilirdi sonuç…
Bu şartlar, bu yaşam biçimleri, dine yer ayırma imkanı verir mi?
…..
Burada, Müslüman bir ülkede uygulanan kurban kesimleri ile ilgili olarak devletin doğru duruş ve davranışlar göstermemesi, bu konularla ilgili ciddi plan ve projeler üretmemesi ayrı bir sorun. Bugüne dek, hep palyatif önlemlerle geçiştirildi sorunlar.
Medya-basın…
Ahkam kesmeyi biliyor ama neyin ne olması, nasıl olması konusunda sakın bir yayın aramayın. Sansasyon olsun. Haber olsun. Sloganlar üretilsin….
Basına o yeter….
…..
Kurban kesilirken, tekbir getirmesini bilmeyen adam…
Kurbanı kesmeden önce kılacağı 2 rekat namazı, nasıl kılacağını bilmeyen adam…
Elbette bu eksikliğini ve bilgisizliğini kapatmaya çalışacak…
“Kıyımdan” başlayarak, “Ben, kurban eti yemem”e kadar vardıracaktır işi.
Kimse darılmasın gücenmesin. Bunlar gerçekler…
Ve hepsinin örnekleri, kaynakları, belgeleri önümüzde…
Kişisel tahminim; (bu süreçte eğer cumhuriyet yıkılmazsa ki; Ayakta kalması zor) önümüzde 20 senelik bir geçiş dönemi yaşayacağız.
Bugün, ne kentli, ne köylü, ne aydın, ne Avrupalı ne doğulu olan insanımız, ancak bu süreçten sonra, yine de bir noktaya kadar Avrupa çizgilerine yaklaşabilecek…
Mustafa Kemal’in; “Muasır medeniyet” ifadesi yavaş yavaş anlam kazanabilecek.
Ne diyor bu DemotikE?...
Avrupalı, evine misafir almaz…
Avrupalı birini davet ettiği zaman; Cafe-bar restaurant adresi verir..
Avrupalı dinine laf söyletmez. Söyleyeni arka sokakta yok eder…
Avrupalı evinde yemek yapmaz… (Çok nadir ve istisnai olarak)
Avrupalı evine, başkalarına göstermek ve sükse yapmak için eşya da almaz…
Dahası çok ta geçiniz.
Anlamak isteyen zaten anladı…
Anlamak istemeyen….
İstediğiniz kadar, karşı çıkın direnin, yok sayın…
Aklın yolu sadece bir tanedir.
İşine gelince; “Biz Müslüman ülkeyiz”
İşine gelince; “Kurbana ve bayramına karşıyım”
Valla biz yemiyoruz bu dolmaları da….
Yiyenler öyle bir yiyor ki….
Onlara, bir yandan acıyor, diğer bir yandan gülüyoruz…
Bu vesile ile
Kurban Bayramınızı
Bir kez daha
Kutlarım dostlarım.
Dostça kalınız.
8 Aralık 2008 Pazartesi
Kurban Bayramı üstüne
Etiketler:
blog,
Dış politika,
din,
Ekonomi,
etnik gruplar,
güncel,
günlük,
haber,
medya,
politika,
Siyaset,
tarikatlar,
yazarlar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
8 yorum:
Selam Arkadaşım DemotiKe.
Bayram Akşamı geç saate oturuken bakalım ne yazmışsın diye merak ettim ve okudum ellerine kalemine ve yüerğine sağlık tebrik ederim. Türkiyeli olupta entel geçinen dini,hayvan sevgisini ve laikiliği ayıramayanların arasında kaldığımız bir gerçek hani derler ya işini bilmeyenler KURBAN BAYRAMINDA Hiristiyan mahaleesinde Et istemeye benzer bunların işi,bu yetmiyormuş gibi kızlarımızıda okutmayız ondan sonra evde elbebek gül bebek buyutur oturturuz bunu yapma gunah şunu yapma haram kızlar bunun la ilgilenmez eeee sonra ne olur evlendirirlir güzelce cicim ayı bitti mi başlar ekonomik sorunlar sonra da sonu ayrılık ve boşanmalar hüsranla biter.Geçenlerde bir TV kanalında Bu Şarlatan Dinci Geçinenlerin Vakıf Guraba Hastanesi Psikiyatr doktoru ile söyleşi vardı bu dinci geçinen şarlatanlarda erkeklerinin aşırı derece eşcinsel ağırlıklı oldukları ,erkeklerininde harem kurduklarını vede bayanlarının da lezbiyen ilişkide olduklarını bahsetmişti sonrada dinden imandan bahsedip ahkam keserler deveyi de HAMUDUYLA götürürler bu gariban vatandaşta körü körüne bunlara inanır.Bunun için doktordan yardım istedikleri Bu nedenle Kızı Kadını ve Erkeğide Okuyacak çalışacak ve ekonomik özgürlüğünü kazanacak HAYAT müşterektir bunun ayıbı gayıbı olmaz Hayat devam ediyorsa bütçe yetmiyorsa namusunla çalışcak Yaşamı İdame ettireceksin ve bunu Yaparkende Dininden Laiklikten örf ve ananelerinden geleneklerinden ATATÜRK Düşüncelerinden de Asla Taviz vermiyeceksin,ABD,AB yalakası olmayacaksin...Sevgi ve Saygılarımla.
Sukru Yilmaz
Antakya-Hatay
http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog
Diline sağlık Şükrü Bey...
Doğrular, can acıtır.
Ama bu doğruların bilincinde olmadan, bu gerçekleri anlayıp kabul etmeden "adam" olunmaz.
Bizimki; "Dost acı söyler" babından.
Hoşa gitse de gitmese de, işimize gelse de gelmese de bunlar doğru...
Devlet mevlet diyoruz. Sorunlar ve dertler diyoruz ama kaynakta sorun insanımızın kendisinde.
İnsanımız, kendine çeki düzen vermeli...
Dostça kalınız.
Ben de bayramınızı kutluyorum.
Yalnız bayanlardan beklentilerinizi yazmışsınız da erkekleri yazmayı unutmuşsunuz gibi geldi. Yaşamı birlikte kucaklamak gerekmiyor mu? En iyi aşçılar, terziler erkek değil mi?
Artık çocukları değişen yaşam koşullarına göre yetiştirmek gerekiyor. Kim hangi konuda iyiyse o yapsın değil mi dostlar?
Aile ilişkilerini büyük kentlere bakıp genellemeyiniz. Çok iyileri de var inanın.
Dostça kalın.
Kıymetli Aysema;
Yazımı, öncelikle büyük kentlere göre yazdığımı en başta belirttim.
"İst. Ank. İzm." dememden kastım zaten bu.
Genelde dikkatinizi çekti ise aydın geçinen zümre ele alınmıştır.
Kadın ve erkek konusuna gelince; Ayrım yapmadan ve ötesi böyle bir ayrımı aklımın ucundan dahi geçirmeden yazdığım gerçeklerdir.
Bu yazımda, hele dini konularda, kadınlarımızın bilinçsizce davranışlarına hiç yer vermedim.
Toplumu zehirleyen kadın kılıklılara da yer vermedim.
Kıymetli Aysema;
Toplumumuza, yine eğitimsizlik ve "kısa yoldan köşe dönme, hayatı kaliteli yaşama" adına kadınlarımızın (genellemede) verdiği zarar gerçekte çok büyük.
Burada elbette, doğru duruş ve davranışta olan ülkemiz kadınlarını elbette tenzih ederim.
Onlar, bizlerin medarı iftiharı, baş tacımız. Ötesi bir avuçta olsalar, seslerini duyurup yine bu vatan için emek veren doğru evlatlar yetiştiren insanlar.
Ve iyiki de varlar.
Ama bunlar ayrı konular...
Ayrıca yazıp işleyeceğim.
Dostça kalın.
Selamlar.. Sizin de bayramınız kutlu olsun .. Sevdiklerinizle birlikte sağlık, neşe ve mutluluklar, nice bayramlara..
Toplumun genel görünümüne ilişkin yazınızı okudum.. Toplumsal gelişmelerin, değişmelerin, istenç dışı geliştiğini, kendi süreci içinde değerlendirilmesi gerçeğini, neden-sonuç ilişkisi içinde biliyoruz.Objektif ve subjektif koşullar birbirini tamamlıyor..
Üzerine bağımlı, az gelişmişlik, doğal gelişememenin getirdiği yapay misyonlarda yüklenince ara formüller, spontane yaşayışlar kendiliğinden filizleniyor.Konuyu sadece cinsel kimlikle de ele almak
çözmeye yetmiyor.Çünki toplumun farklı cinsiyetlere biçtiği roller de değişmiş durumda. Sorun sanırım bu koşullarda yerine nelerin, neyin konulacağında.. AB yada ABD deki yaşamlar mı? Hiç sanmıyorum.. Onlar doğal gelişimleri içinde yapılanmalarını biçimlendirmiş.. İstesek de onlar gibi olabilmek zor, o tren kaçmış..
Önceliklerimiz o kadar çok ki bunları tartışma bile lüks durumda
sanki.. Kısaca ekonomik yaşamdaki koşullarımız ne ise insanımızda o!! Toplumsal hedefler bireysel bilinçler üzerinde şekilleniyor..
Sizin deyiminizle Dostça kalın..
bayramınız kutlu olsun sevgilieşinizin bayramını kutlarım gençlerinde bayramı kutlu olsun.bu bayrama size ailenize sevinç neşe mutluluk getirsin linda hanımefendiye 6 adet selam var:)selamlar
Kıymetli Fıkra sevenlere;
Katkılarınız için teşekkür ederim.
İlginçtir; Sayın Aysema'da cinsel bir ayırımdan bahsetti.
Bunu yapmamak için özen gösterdim ama böyle bir imaj-ifade, eğer (benim şahsen de göremediğim) var ise; Bir kez daha vurguluyorum.
Böyle bir amacım asla olmadı-olamaz.
...
"Toplumsal hedefler bireysel bilinçler üzerinde şekilleniyor.." diyorsunuz.
Doğrudur...
Ama böyle olmamalı.
Bu asla kabul edilmemeli.
Sorunun asıl kaynağı bu.
Dostça kalın.
Hamdive hüsnücan'a...
Teşekkürler.
Eşimin ve çocuklarımında, kutlama ve selamları var.
Linda Hanımefendi'ye selamları ilettim.
Onunda, ayrı ayrı 6 adet selamı var :)
2 iğnesini daha yeni yaptırdık.
Bugün ikinci gün ve hala mahmurluk var üzerinde :)
Dostça kalın.
Yorum Gönder