Bayram vesilesi ile akraba, dost, arkadaş, komşularla bir arada olabilme imkanını yakaladım. Onlarla dünya hali – ilişkiler, kısacası “bizi” konuşma, dinleme imkanı buldum diye seviniyordum ama öyle olmadı…
Sadece dertlerini anlattıklarını, herkesin bir arayış içinde olduğunu gördüm.
Kimin derdi problemi yok ki…
Bu dünde böyle idi, bugünde böyle… Yarın bundan farklı olmayacak ki…
Kul olarak, elbette herkes bir şeylerle sınanıyor bu hayatta.
Sana verilen, yaşam biçimi ve rızkla ne kadar başarılı olabilecek, ne kadar temiz kalabileceksin…
İşin en kısa özü bu…
Kimi biliyor farkında… Kimi bilginin yoksunluğunda kıvranıyor çaresiz…
“Var birazda sen oyalan” derken Yunus Emre ne demek istemişti acaba?...
“Eline, beline, diline sahip ol” derken Mevlana ne demek istemişti acaba?
Ömer Hayyam’dan iki dörtlükle bağlayalım…
Mal mülk düşkünleri rahat yüzü görmezler,
Bin bir derde düşer, canlarından bezerler.
Öyleyken, ne tuhaftır, yine de övünür,
Onlar gibi olmayana adam demezler.
……….
Rahmetin var, günah işlemekten korkmam;
Azığım senden, yolda çaresiz kalmam;
Mahşerde lutfunla ak pak olursa yüzüm
Defterim kara yazılmış olsun, aldırmam.
“Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” diye boşuna mı demişler.
………..
Yirmi dokuz yaşında bir genç…
“4 yıl arkadaşlık yaptık. 1 yıl sözlü kalıp, ardından 2 yıl nişanlılık yaşadık. Ama olmadı. Nikah arifesinde istekler(!) canımdan bezdirdi… Ayrıldık…” dedi.
Dile kolay… Delikanlının ifadesi ile çöpe atılmış koca bir 7 yıl…
Bu zamanda gençler, hayat açısından pek bonkör…
Önündekini görememek… Geç uyanmak...
Sorgulamamak… Paylaşmamak…
Hepsi bu aslında.
Sevmek ve sevilmek…
Değerlerin paylaşımları…
İnsana saygı… Sevgiye saygı…
Bu değerler yok artık… Kalmadı…
Esra Erol’un (evlilik programında) olduğu gibi.
Canlı canlı karşımızdalar…
Yüzsüz, arsız, şerefsiz, onursuz, haysiyetsiz, kimliksiz “hiç”ler…
“Elektrik alamadım” diyiveriyorlar.
Elbette elektrik alamaz. Hayatın başındaki gencecik delikanlıdan “zenginlik” istiyor…
Kıçında donu yok. Yokluğun ne olduğunu bilmesi gerekirken, sivilce kadar beyni ile aklınca köşe dönecek…
Bu ülke nüfusunun %80’i (dünya standartlarının GSMH ölçütlerinde) fakir.
Zengin olan seni niye alsın… Senin neyini alsın…
Zenginlik sadece mal mülk sahibi olmakla ölçütlenemez. Zenginlik, kendine özgü bir yaşam biçimidir. Başlı başına bir kültürdür. Bundan kimin haberi var.
Ama bizim “donsuz”, elektrik alamıyor…
“Ayrı ev istiyorum” derken soruyoruz… “Avrupa’da böyle, bu gelişmişliktir” diyor…
“Bulgari yüzük yada tek taş isterim” derken soruyoruz… “Avrupa’da olmaya bilir, bizde adet”…
Cehalet, küstahlık getirir… İşine gelince ölçü olarak Avrupa, işine gelmeyince Avrupa “tu kaka”… Şerefsizlik…
Bu adam beni sevecek mi? Bana kol kanat olacak mı? Benim için neler yapacak-yapabilir?
Bunları sorgulamak yok…
Valla… Doğrusu o ki. Bu konularda çok doluyum ama daha fazlası şimdilik gereksiz…
Eskiden “başlık parası”ndan muzdaripti insanımız…
Şimdi şöyle diyorum…
“Başlık parası verirsin. Ama başka da bir masrafın olmaz… Aslında daha karlı. Madem ki olaya maddi açıdan bakılıyor. Başlıkla kız almak daha hesaplı…”
Kızlarımızın, çocuklarımızın başlık belasından kurtulmaları için çok emek verdik.
Ama bugün kızlarımız, kendilerine (mal) gibi değer biçiyor…
Ve o değeri de istiyor…
Aferin… Yakışıyor…
Gelişmişlik ve muasır medeniyet dediğin budur işte…
Dostça kalın.
13 Aralık 2008 Cumartesi
Çöpe atılan yıllar
Etiketler:
blog,
Dış politika,
Ekonomi,
etnik gruplar,
güncel,
günlük,
haber,
medya,
politika,
Siyaset,
tarikatlar,
yazarlar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
13 yorum:
"Mal da yalan
Mülk de yalan
Var biraz da
Sen oyalan"
Demiş koca Yunus...
Bir başkası "Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı; İçinde sen olmayınca...
O programları izlemedim, ama izleyenleri çok dinledim. Anladığım kadarıyla eş aranmıyor. Hani "kişi" olmasa da olur! Yeter ki onun sunacakları verilsin, bir çeşit vermeden almak! Kim ne kadar verecek(maddi anlamda)? Asıl beklenti bu, bir çeşit ticaret! Modernlik altında sadaka kültürü...
"Emeksiz yemek"e ne kadar da alıştırılmışız!
Ve biz, bu insanlardan ne çok şey bekliyoruz...
Merhaba kardeşim
Ömer Hayyam'la ilgili yazılar topluyordum. Sizin bu nefis sayfanıza ulaştım.
Birkaç yazınıza baktım ve düşündüm,
ne insanlar var ülkemizde diye,
yürekse yürek, yazmaksa işte yazmak.
Hele bu sanırım yazılan son yazı.
Çöpe atılan yıllar öyle sanıyorum çok kişi kaleminden kan damlıyor der ama ben öyle demeyeceğim, kaleminden bal damlıyor diyeceğim.
Böyle bir konuda doğru konuşmak ancak bu kadar olur.
Ykarda henüz yorum yok yazıyor
eğer eleştiren olursa ben o adamı ya çok cahil, ya insanları tanımayan ya kendisi bu tip insan olduğu için böyle eleştirmiş derim.
Yine görüşmek üzere.
adı(URL diye geçtim ama bilmem yazı çıkacak mı
Sayın Aysema;
"Ve biz, bu insanlardan ne çok şey bekliyoruz..." demişsiniz.
Dilinize sağlık.
Gerçek şu ki; Sayın Esra Erol'un programını izlemiyorum. Ne var ki sadece bir kaç kez (o da bulunduğum ortamlarda TV açık olduğu anlarda) göze ve kulağa çarpma. Hepsi bu...
Ve yine söylediğiniz gibi ne güzel şarkıdır (şiirden alınma);
"Neyleyim köşkü, neyleyim sarayı...
İçinde salınan,
yar olmadıkça..."
Dostça kalın.
Sayın Trakyalı Cengiz;
Kalemimden ne kan damlamasını, ne de bal damlamasını asla düşünmem.
Kalemim, kalemliğini yapmalı...
Bunu da, doğru ve dürüst çizgide becerebiliyorsam ve siz kıymetli okurlarıma birşeyleri yine düzgün aktarabiliyorsam ne mutlu bana.
Sözlerinizi; "Onore" etmek olarak algılıyor ve teşekkür ediyorum.
Yazarken, kimin ne diyeceği yada ne düşüneceği umurumda bile değildir.
(Burada, genel adap ve ne söylediğini bilmek, doğru adına cam çerçeve kırmak konusunu ayırarak devam edelim.)
Çünkü; Kaleme aldığım hiç bir şey, gerçeklere muhalefet taşımaz. Tam aksine "kanıtı olan" doğrulardır.
"Cam çerçeve kırmadan" sizi sayfamda yine görmek benimde dileğimdir.
Dostça kalınız.
Selam DemotikE Kardeşim.
Aysema'nın sözüne birde ben ilave edeyim Mal Sahibi Mülk Sahibi hani nerede bunun ilk sahibi Malda yalan Mülk te Yalan al birazda Sen oyalan bu şerefsizlerin gözünü ancak ALLAH bir AVUÇ Toprakla doyursun gerci gözleri açık gitse onu da görseler kabul etmez bu şerefsizler bunlar, biz insanlara TV ler kanalıyle aşılamışlar insanların erkeğinide kadınınıda mal görmeyi aşılamamışlar tez elden köşe dönmeye çalışıyorlar işte ne kadar aciz olduğumuz ortada.bunlar Çalışmayı unutmuşlar hazırlop götürmeyi amaçlıyorlar cunku balık baştan kokar el veledi naçar it ne yerse onu sıçar İMAM ne YAPARSA CEMAATE onu yapar şimdi devir götürme devri ama elbet birgun bu devir geçeçek inşallah Ömrüm yeterse göreceğim azimliyim görmeye ....Nette gezinirken A.Hulki Cevizoğlu'nun Misyon İsimli Kitabından alıntılar gördüm ve okudum haretler içinde kaldım eee ne aydınlarımz varmışta haberimiz yok muş gerçi kendi tercihi saygı duyarım ama yeri gelince de insanın yuzune vuruluyor bunlar ama onlardan da fark etmiyor ....ve ben bu yazıyı alıntı yaptım aşağıdaki adreste alıntı yaptığımı yazarak yayınladımresimlerde var
http://www.sukruyilmaz.net/?p=102 ki zaten siz bunu zamnında okumuşsunuzdur benim gibi garibanlarda bu tur yazıları görünce yeni algılıyor daha....
Kıymetli Şükrü Bey;
Katkılarınız için teşekkürler ederim.
Renk katıyorsunuz sağolun.
Fakat...
Bu gariban kelimesi olmamış.
Işık saçan insandan gariban olmaz.
Alçakgönüllü olmanıza saygım sonsuz, ama benim dostum Şükrü Bey gariban değil...
Saygılarımla
Dostça kalın.
selam nasılsınız.biz artık malesef sadece özel günlerde birbirimizi arıyoruz konuşuyoruz.diğer günlerde istisna.
Selam DemotikE KArdeşim.
Yere Dusen Yagmur Damlalari Kalbine Inecek Gunesi Engellemesin Gunes Bulutlarin Arasindan Hep Sana Dogru Baksin Gunes Guzellikler Getirsin Gunaydin
Hayirli Gunler Ailenizle ve Sevdiklerinizle Birlikte Neseli,Saglikli ve Bol Bereketli Guzel bir Hafta Gecirmenizi dilerim.Sevgiyle,Saygiyle vede Saglikla Mutlu Esen Kalin Allaha Emanet Olun Saygilarimla.
YORUM: Eyvallah Hakkımdaki güzel düşüncelerinize ve teveccühünüze Teşekkür ederim.
DOGANIN KIZI
Yesile burunmustu, doganin buyusune
Hayran kalmisti hep denizin mavisine
Topragin rengiydi onu harekete geciren
Altin sarisi basaklardi en sevdigi
Atesin kirmizisi yuregini yakardi
Ama gecenin siyahini hic unutmadi
O, doganin kiziydi.
Alinti:Pinar Ulusoy
http://www.siirdefteri.com/?sayfa=siir&siir_id=20148
Sukru Yilmaz
Antakya-Hatay
http://www.sukruyilmaz.net
http://www.sukruyilmaz.net/blog
sevgili demotike ülke köteye gidiyor.sitemde bir çarpıcı yazı kaleme aldım.bakmanı okumanı isterim.
ufuk2008
Selam DemotikE Kardeşim
Hayırlı Akşamlar hayırdır nerelerdesin inşallah Aksi ve kötü giden bir durum yoktur umarım.Lütfen bizleri merakta bırakma? Şimdi de Aydın Geçinen Aydınlarımız baladı tutturmuşlar bir özür kampanyası ya bunlar ne vurdum duymaz insanlar Noel ödülü almak için desem hangi birine verilebilirki yetmez bunu bir veya iki kişi alır ama bu kadar adama olmaz diye düşünürüm.
Aralarında öğretim üyeleri ve gazetecilerinde bulunduğu bir grup sözde aydın art niyetli odaklar tarafından 1915 yılında gerçekleştirildiği ileri sürülen sözde Ermeni soykırımını kabul etmeye ve bir kampanya başlatmaya hazırlanıyor. Geçmiş ve yakın dönemlerde gerçekleşen pek çok insanımızı ve diplomatımızı şehit eden ermeni terörünü görmezden gelerek böyle bir kampanyaya girişmek onların art niyetini göstermektedir. Bu kampanyanın ismini ise '' Özür diliyorum '' koymuşlar. Söylemleri ise şu ;
“1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı ‘büyük felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum”
Bu kampanyayı gerçekleştirmeyi planlayan bu sözde aydınlar kendileri gibi sözde olan ermeni soykırımını kabul etmenin ötesinde kendi adlarına Ermenilerden özür dileyerek Türk Milleti'ni küçük düşürmek niyetindedirler. Bu yaptıkları eylemle Türk Milleti'ni ve tarihini saygısızca hiçe sayan bu insanlar gerçekleştirecekleri bu faaliyetle olayın daha fazla derinleşmesini ve art niyetli yabancı odaklar tarafından daha fazla palazlanmasını sağlayacaklar. Bize düşen görev bu eylemi protesto etmek ve amacına ulaşmasına engel olmaktır. Her duyarlı Türk vatandaşı bu durumun farkında olmalı ve çevresindekileri bu haince kumpasa karşı bilgilendirmelidir.
Bu mesajı daha fazla kişiye ulaştırarak bu sessiz protestoya yardımcı olabilirsiniz. Bu mesajı ulaştırabildiğiniz herkese ulaştırın...
Alıntı:bir arkadaşım tarafından maille tarafıma gönderildi.
NTV'deki "Neden" programında Aleviler ve Siyaset'i tartışıldı.
Açılışta Alevi-Bektaşi Federasyonu Genel Sekreteri Turan Eser'e soruldu:
* Neden her seçim öncesi 'Sünniler ve Siyaset' değil de 'Aleviler ve Siyaset' tartışılır?'
Eser, rakamlarla yanıtladı bu soruyu...
Verdiği rakamlar,tartışmaya yer bırakmayacak kadar net bir tablo sergiliyordu.
Bu rakamları yorumsuz olarak sizlerle paylaşmak istiyorum:
***Türkiye'de kaç okul var ? 67.000
***Kaç hastane var ? 1.220
***Kaç sağlık ocağı var ? 6.300
***Peki kaç cami var ? 85.000
Her 60 bin kişiye 1 hastane düşerken, 350 kişiye 1 cami düşüyor.
***Peki, kaç kilise var ? 270
***Kaç cemevi var ? 100
***Türkiye'de kaç doktor var ? 77.000
***Peki, kaç din görevlisi var ? 90.000
Türkiye'de her 900 kişiye bir doktor düşerken, her 780 kişiye bir din görevlisi düşüyor.
Eğitim-Sen'e göre Türkiye'nin 200 bin öğretmen açığı var.
***Türkiye'de kaç kütüphane var? 1.435
***Almanya'da kaç kütüphane var? 11.000
***Türkiye'nin kaç kentinde devlet tiyatrosu var ? 13
*** Kaç kentte kuran kursu var? 81
***Bu kursların toplam sayısı kaç ? 3.852
***Türkiye'de 1 opera derneği var, 11 bale, 10 heykel, 18 resim, 18 sinema, 38 tiyatro derneği var.
***Peki, kaç tane cami yaptırma derneği var ? 35.000
***İçişleri Bakanlığı'nın bütçesi ne kadar ?.....783 trilyon...
***Ulaştırma Bakanlığı'nın ?....678 trilyon
***Bayındırlık ve İskân Bakanlığı'nın? 677 trilyon...
***Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın ?...632 trilyon...
***Sanayi ve Ticaret Bakanlığı'nın ?....280 trilyon..
***Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın ?....249 trilyon...
***Çevre ve Orman Bakanlığı'nın?...404 trilyon...
***Sadece Sünnileri temsileden Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bütçesi nekadar?
1.3 katrilyon...
8 bakanlığın bütçesi kadar...
22 üniversitenin toplam bütçesine denk...
***Diyanet İşleri Başkanlığı bütçesinin yıldan yıla büyümesine bakalım:
1997'de 66 trilyon.
1998'de 119...
1999'da 180...
2000'de270...
2001'de 302...
2002'de 553...
2003'te 771...
2004'te 1 katrilyon...
2005'te 1 katrilyon...
2006'da 1,3 katrilyon...
2007'de 2,7 katrilyon...
Bir ülke,Diyanet'e, bütün üniversitelerine ayırdığı bütçe kadar pay ayırıyor,bunu son bir yılda ikiye katlıyorsa,doktordan, öğretmenden fazla imam yetiştiriyorsa,hastane değil cami yaptırıyor, kütüphaneden çok Kuran kursu açıyorsa,o ülkenin durup bir daha düşünmesi gerekmez mi?
ŞERİAT GELECEK Mİ DİYE ARTIK DAHA FAZLA DÜŞÜNMEYİNİZ
( Eğer uyumaya ve bu pasif edilgen tavrımızı sürdürürsek mutlaka gelir....)
İşin esası budur; gerisi laf-ı güzaftır...
Kıymetli Şükrü Bey;
Mahalli seçimlerin yaklaşması nedeni ile çok yoğunum.
Ve yazılarımda açıkça söyledim. Bir dost grubumuz var. Fikir paylaşıyoruz. Bu grubun içindeki dostların soruları çok zamanımı alıyor. Ayrıca, bu gruba yazılarım e-posta ile ulaşıyor. Pek çok yazımı blog ortamında, ya makaslayarak yada hiç yayınlamamak durumundayım.
Yoksa biryerlere gitmiş değilim. :)
Alıntı yazınıza gelince; Geçen yıl bu listeyi bendeniz yayınlamıştım. Rakamlar farklı olmakla birlikte netice olarak anlatı ve sonuç aynı...
...
Bunu söylerken hiç mutlu değilim. İçim kan ağlıyor...
Ama gerçek.
Din devleti geliyor.
Artık durdurulamaz.
Çünkü o kadar geç kalındı ki, Türkiye o kadar sahipsiz bırakıldı ve radikal islamcılara teslim edildi ki; En kötüsü olan (ki; buna razı idik "Demokrasi düşmanı damgası yedik") İhtilal bile kurtaramaz artık ülkeyi.
Dostça kalın.
Selam Hocam
Aşağıda Yazılı Adrese bir göz< atarsanız sizin dediklerinizin birebir örtüştüğünü göreceksiniz yapılan araştırmalar doğru sizi onaylıyor ve korkmaya başladım artık ALLAH sonumuzu Hayıra getirsin.
http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?detay=Baski_sadece_mahalleden_degil_iktidar_ve_cemaatlerden_214092_1&Newsid=214092
Yorum Gönder