Selam dostlarım.
Yeni Yıla girerken İstanbul’da değildim.
Bu nedenle internet üzerindeki dostlarıma kutlama mesajı yollayamadım.
Sağolsun oğluma rica ettim de, sayfaya genel bir mesaj bırakmış.
Gelen kutlamalara teşekkür ederim…
Ve bir kez daha tüm kıymetli dostlarımın, yeni yılını kutlarım...
Önümüzdeki seçimler nedeni ile çalışmalarım genel olarak tamamen buna yönelmiş durumda.
Netice olarak, sahtekarlık ve namussuzluklar karşısında, Yüksek Seçim Kurulu net olarak sonuçta ne tavır takınır yada hukuki girişimler ne sonuçlar doğurur tam olarak bilmek pek mümkün olmamakla birlikte, edindiğim izlenimleri aktarayım…
AKP bayrağı kimseye bırakmayacak, Kürtler kendi partilerini (bu kez net olarak) destekleyecek…
Bilhassa İstanbul’da sayıları çok olan Ermeni cemaatide AKP’ye destek kararı aldı.
Ülkemizde artık, aydınımız bir şeyler yapıyor – yapacak – aydınlığını ortaya koyacaktır şeklinde sakın düşünmeyin ve bu hataya düşmeyin.
Türkiye’de aydın olmanın ölçüleride farklılaştırıldı. Çevresi olan, çıkar ilişkileri içinde olanlar aydın diye geçiniyor ve topluma aydın diye emprovize (tanıtım) ediliyor.
Bu insanlarda, o kadar çok değil. Hepsini toplasan 200 kişiyi geçemiyor. Bunların tümünü mutlu etmek, ülkemiz düşmanları için, bölücü faaliyetlerde bulunanlar için hiç de zor değil.
Her birine birer villa, altlarına lüks araba çekmek nedir ki…
Zaten, ülkemiz şartları içinde hepsi ucuz insanlar… Satın alınmaları çok kolay…
Ve zaten hepsi çoktan satın da alındı… O iş bitti…
Burada; bir avuç gerçek aydınımızı, cumhuriyet ve ülkemiz için var olma savaşı verenleri tenzih ederim. Onları ayırmak ve tanımlamak kolay. Ermenilerden Özür Diliyorum kampanyasına katılmayanlar gerçek vatan evlatları aydınlarımızdır.
Bu satılmış vatan hainleri için 200 kişiyi geçmez demiştim. Ama bu yanılgı yaratmasın. Çünkü bu insan müsveddelerinin bağlantıları büyük. Elleri ve olanakları uzun…
Tarikat ve cemaatler şu anda biraz kafaları karışık durumda olmakla beraber genelde AKP’ye destek verecek… Bir bölümü Kürt yapıları gereği olarak Kürt partiye destek verecek…
Bu genellikle doğu bölgelerinde kendini daha net gösterecek. Çünkü PKK’nın net tavrına uymak zorunlulukları var. Hal böyle iken, kandırarak yanlarına çektikleri Kürt olmayan ama dini bütün saf kişilere ve genellikle doğu bölgesininin dışındaki yapılanmalarında AKP desteği netlik gösteriyor. Orta Anadolu bölgesinde mahalle baskısı çok büyük ağırlık kazandı. AKP’li olmayanlar bile öyle bir destek ve yardım sarmalına alındılar ki; İnsanlar çaresiz…
Siz bakmayın, yok sağlık hizmetleri yok ülke nereden tutsan elinde kalıyor velvelesine…
Bunların hepsi boş… Çünkü bunlarla savaşacak, bunları hukuki zemine taşıyacak, halkın hakkını arıyacak, ülkeye sahip çıkacak sivil toplum örgütü yada benzer bir yapı gerçekte yok…
Ama buraya dikkat… Olmadığı halde, bunu bildikleri için, bölücü ve sahtekar tayfası bunu halka böyle yutturuyor; “Gereği bugüne dek yapıldı. Yine yapılır. Sahipsiz kalmaz…”.
İşte bu dolma yutula yutula, yutturula yutturula şeriat ve din devletine doğru götürülüyoruz.
Radikal İslam ve İslamcılar ülkemizdeki alt yapıyı tamamen kurdular. Ekonomiyi tamamen ele geçirdiler. Uluslar arası ilişkilerde bile çeşme başlarına yerleşmiş durumdalar.
Şu anda, her tarikat ve cemaat kendi güvenlik güçlerini (askerini) eğitiyor ve yapılandırıyor.
Yine netice olarak Kürtler ve Ermeniler toprak kapacaklar. Ama bu kapma yada paylaşma diyelim, ABD’nin BOP ile ortaya koyduğu çizgilerde olacak.
Burada henüz karar veremedikleri tek husus Türkiye 3’e mi yoksa 4’e mi bölünmeli.
Kürt ve Ermenilerin 2 parçası zaten değişmez gerçek. Ama ülke İslam Cumhuriyeti deyip iş öyle mi bitirilmeli yoksa 2 ayrı parçaya daha bölünüp biri küçülmüş Türkiye diğer parçası Türk İslam Cumhuriyeti mi olmalı?...
Dünya tarihine ve dünya siyasi geçmişine bakarak, kişisel kanaatim olarak şöyle derim: 4 parça yapacaklar. Zaten Times Mirror (Chandler ailesi), Triangle (Annenberger ailesi), Capital Cities (Devlet Kökenli, DK), CBS (DK), News Corp (Murdoch ailesi) bunlar devlet gibi aile şirketleridir ve dünyanın her yerinde elleri ve kolları vardır ve ayrıca İlluminati, ve CFR’de, 4 parça olmasından yana olduklarını belli etmişlerdir.
Ülkede, aydının ve solcunun yeniden düşünmesine, yapılanmasına ve alternatif arayışlarına da ustaca duvar örmüş ve İP’nin yolunu Perinçek’i içeri atıp, yalan ve iftira kampanyaları ile karalamayı da becerdiler. Ülkemizdeki koyun olan ve düşünmek nedir bilmeyen kişileri de bu arada yanlarına çekivermiş bu karalamaya alet etmişte oldular.
Ne kaldı geriye? CHP…
Bir avuç aklı başında insanı saymazsak (ne olursa olsun sonuna kadar doğrunun peşinde olarak İP’ne oy verecek); acı çeken, bir şeylerin yanlış ve hatalı olduğunu bildiği halde sokaktaki adamlığı geçemeyen kişiler CHP’ye gidecek…
Sonucun ne olduğu şimdiden belli…
Hadi geçmiş olsun.
Dostça kalınız.
4 Ocak 2009 Pazar
Seçimlerin sonucu belli oldu
Etiketler:
blog,
Dış politika,
din,
Ekonomi,
etnik gruplar,
güncel,
günlük,
haber,
medya,
politika,
Siyaset,
tarikatlar,
yazarlar
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
7 yorum:
Sayın DemotikE Hoşgeldin
Mesajınız geldi ve tam olarak çıkmış bilginize arz olunur.size hak veriyor ve anlayışla katılıyorum bu nedele sizi mazur görüyorum ve isteğimden vazgectim. şimdi bu yazdıklarınızı okuyunca bir hüzün çoktü ki içme dertlendim doğrusu vah ülkem vah demek bölecekler ha ama bu kolay olmaz kan gövdeyi götürür tahmin ediyorum ve Tek güvendiğim Şanlı T.C Ordusu eğer bu şerefsizlere dur diyemiyorsa ve içerilerede sızmışsa vah diyorum en güvendiğimiz kurum da gidiyor... dilerim rabbimden ALLAH belalarını versin bu şerefsizlerin. ama inşallah yüce rabbim bir ikinci MUSTAFA KEMAL ATATÜRK çıkmasına vesile olur'da bu milleti toparlar ve bunlara bir ders verir diye bekliyorum nerede bir dinci tarikat dinci cemaat varsa allah belalarını versin,inanki bu yazılanları okudum ve içimden yazmak gelmediçok korkmaya başladım kendimden değil olacaklardan ÜLKEMİN bölünmesinden korkmaya başladım.görüşmek dileğiyle sevgi ve saygılarımla
Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
ha,unuttum bu arada daha ÜLKENE ve bizlere lazımsın allah korusun sizi Allah gecinden versin vede ağzınızdan alsın diyorum o olumsuz düşüncelerinizi.....
Şükrü Yılmaz
Antakya-Hatay
Sayın Yılmaz, kıymetli dostum:
Bu yazdığım gerçekler, benimde içimi kanatıyor elbet...
Gördüklerim ve yaşadıklarımı ne kadar anlatsam yeterli olamaz.
Tarikat ve cemaatlerin, tahmin edilemeyecek kadar büyük ve geniş ekonomik imkanları var.
Anlatmak yetmez, (işte o nedenle halkımızı inandırmak, bu konuda uyarmak bile bu nedenle güç) bunları yakından görmek gerek. Halkın görebildiği türban takan insanlar, şalvar potur giyenler, islami kıyafetlerle dolaşanlar... Ama ördeğin ayağı o kadar değil işte... Tarikat ve cemaatlerin sözde çayhane dedikleri yerlerde yada bunlara bağlı; İmam - Hoca - Elveren - Tövbeci - Kurtarıcı - Mübarek dedikleri kişilerin makanlarında yapılan ve konuşulanları duysanız, aklınız kayar gider...
Ordumuz elbet önemli ve hatta tek kale idi cumhuriyetimiz için...
Ama umutlanmayın.
Geçen kış, ABD'nin tek sözü ile 2 saat içinde girdiği Irak topraklarından çıkmak zorunda kaldı. Unutmayın.
İstanbul gibi yerde, bir kışlaya 500 metre mesafede bir yığın (çayhane) dolu...
Şükrü Bey, bir ülke ki; Yasaları tarikat ve cemaatleri yasaklamasına rağmen eğer kimse kalkıp bu pisliklere "Dur" dememiş ve dememeye devam ediliyorsa, bu iş zaten bitmiştir.
Bana gelince... Benim işim aslında buralarda bitti. Ama öyle "pat" diye çıkıp ayrılmak, ortadan kaybolmak mümkün değil. Bu süreci bir bahane ile başlattım ama kısa zamanda kopmak imkansız.
Dini kullanan bu dinsizlerin kafaları zehir gibi çalışıyor. Sıradan müridleri geçin ama yönetim hep okumuş ve akıllı kişiler. Ne yaptıklarını biliyor ve çok akıllıca planlar kuruyorlar. Zaten en büyük hata onlara "cahil" deyip geçmekle başladı. Ve asla unutmayın... Burada Türkler sadece mürid. Yönetim tamamen Kürtlerin elinde...
Neticede, gerisi Allah'ın takdiridir. Hayır duanız için teşekkür ederim.
Dostça kalın.
Sayın Kardeşim DemotikE
ne dir bugun olanlar Ergenekon soruşturması kapsamında bugun araranlara ve gözaltına alınan isimlere baktığımızda Emekli genareller muvazsaf subaylar ,Bilim adamları Aydın yazarlar ve Sayın Sabih Kanadoğlu'nun şu an evinede geldiler nedir bunlar Gülen Cemati ve Tarikatlar tarafından TÜRK HALKINI sindirme operasyonlar, bunların sonucu nereye varacak veya nereye kadar devam edecek artık Ordumuzu da zan altında bırakmaya başladılar buna ordumuz neden sessiz kalıyor içindeki bu tarikat mensuplarını veya yandaşlarını pasivize edemiyormu çok mu önemli mevkideler yeter artık Türkiye Diktatörlüğe gitti gidiyor ve bizler irandan beter olacağız içim yanıyor.....
sevgili demotike.seçim belli demişsiniz.inşalllah böyle olmaz.siteme beklerim.
Seçimlerde belediye başkanlığı için en güçlü muhalif adayın desteklenmesi, il genel meclisi için ise kişilerin seçim barajlarından bağımsız gönüllerindeki partiye oy vermeleri bu partileri seçim barajları ve her tür engelle mücadele için yüreklendirebilir.
Selamlar
Sayın Uygarradikal;
Görüyorsunuz. Durum meydanda.
Ne bir parti hareketi, ne de bir lider çevresinde yapılanma mevcut.
Dahası...
Bunun gerekliliği bile dile getirilmiyor.
Acı olan bu düşen uçağın içinde pilot çok olmakla beraber, kalkıpta kontrolü ele alan yok.
Kimsenin yerinden kalkacağına da şahsen inanmıyorum.
Çünkü; Bu kontrolü ele almakta artık ateşten gömlek. Günah keçisi olmak var işin sonunda.
Boşamı diyoruz; "Artık çok geç" diye...
Bu uçağı çakılmaktan hiç kimse kurtaramaz artık.
Dostça kalın.
Yorum Gönder